TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun DEM Partili üyeleri Beritan Güneş Altın, Ömer Faruk Hülagü ve Serhat Eren, 2025 ve 2026 yıllarında gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve sansür uygulamalarının kapsamlı biçimde incelenmesini talep etti. Başvuruda, Türkiye’nin basın özgürlüğündeki gerilemesinin güvenlikçi politikaların sonucu olduğu vurgulandı.
Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun DEM Partili üyeleri Beritan Güneş Altın, Ömer Faruk Hülagü ve Serhat Eren, Türkiye’de gazetecilere yönelik artan baskıları Meclis gündemine taşıdı. Milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na yaptıkları başvuruda, 2025 ve 2026 yıllarında gazetecilere dönük gözaltı, tutuklama ve sansür uygulamalarının kapsamlı biçimde incelenmesini istedi.
Başvuruda, demokratik gelişmişliğin en temel göstergelerinden birinin ifade ve basın özgürlüğü olduğu belirtilerek, Türkiye’de hem yasal düzenlemeler hem de uygulamalar aracılığıyla basın özgürlüğünün sistematik biçimde gerilediği ifade edildi.
Türkiye 159’uncu sırada
Milletvekilleri, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yayımlanan 2025 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne dikkat çekti. Endekse göre Türkiye, 180 ülke arasında 159’uncu sırada yer aldı.
2002 yılında 99’uncu sırada bulunan Türkiye’nin yıllar içinde istikrarlı biçimde gerilediği vurgulanan başvuruda, bu düşüşün “özgürlük-güvenlik dengesinde güvenlikçi politikaların ağır basmasının sonucu” olduğu kaydedildi. Çatışma ve güvenlik politikalarının bir yansıması olarak gazetecilere yönelik baskıların arttığı, bunun da halkın haber alma hakkını sınırlandırdığı belirtildi.
2025’te en az 127 gazeteci gözaltında
Başvuruda, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) tarafından 1 Ocak 2026’da yayımlanan 2025 yılı hak ihlalleri raporuna da atıf yapıldı. Rapora göre 2025 yılında en az 127 gazeteci gözaltına alındı, 40 gazeteci tutuklandı, 42 gazeteci kötü muameleye maruz bırakıldı ve 22 gazeteci tehdit edildi.
Ayrıca 48 gazetecinin haber takibi sırasında kolluk tarafından engellendiği, 113 gazeteci hakkında yeni soruşturma açıldığı, 88 soruşturmanın davaya dönüştüğü ve 257 gazeteciye toplam 62 yılı aşkın hapis cezası ile para cezası verildiği bilgisi paylaşıldı.
Sansür uygulamaları sürüyor
Başvuruda yalnızca gözaltı ve tutuklamaların değil, dijital sansür uygulamalarının da arttığı ifade edildi. 2025 yılı boyunca aralarında Mezopotamya Ajansı ve Jinnews’in de bulunduğu 113 internet sitesine, yüzlerce haber linkine ve binlerce sosyal medya içeriğine erişim engeli getirildiği belirtildi.
Ocak 2026 verilerine göre ise 14 gazetecinin gözaltına alındığı, 3’ünün tutuklandığı, çok sayıda haber ve sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiği ve 3 gazeteciye hapis cezası verildiği aktarıldı. 3 Şubat 2026 itibarıyla cezaevlerinde tutulan gazeteci sayısının 26 olduğu ifade edildi.
Alican Uludağ’ın tutuklanması
Başvuruda, 19 Şubat’ta gözaltına alındıktan sonra “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla tutuklanan gazeteci Alican Uludağ’ın durumuna da yer verildi. Uludağ hakkında sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek Türk Ceza Kanunu’nun 299, 301 ve 217/A maddeleri kapsamında işlem başlatıldığı belirtildi.
Milletvekilleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Vedat Şorli kararına işaret ederek, TCK 299’un ifade özgürlüğü açısından meşru bir sınırlama oluşturmadığının ortaya konulduğunu hatırlattı.
Komisyona çağrı
Milletvekilleri başvurularında şu talepleri sıraladı:
-
2025 ve 2026 yıllarında gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve sansür uygulamalarının Komisyon gündemine alınması,
-
TCK 299 başta olmak üzere ifade özgürlüğünü sınırlayan düzenlemelerin insan hakları standartları bakımından incelenmesi,
-
Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, RTÜK ve BTK’den gazetecilere yönelik işlemlere dair ayrıntılı bilgi talep edilmesi,
-
Cezaevlerinde bulunan gazetecilerin durumunun yerinde incelenmesi,
-
Basın ve ifade özgürlüğünün korunmasına yönelik yapısal önlemler içeren bir Komisyon raporu hazırlanması.
Milletvekilleri, düşünce, ifade ve basın özgürlüğünün demokratik toplumun temel koşulu olduğunu vurgulayarak, “Halkın haber alma hakkının korunması için gazetecilere yönelik baskı politikalarına son verilmesi” çağrısında bulundu.




