CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Hazine ve Maliye Bakanlığının 2027 yılı bütçesini değerlendirdi. 456 bin yatırımcıyı etkilediğini belirttiği fon krizinden faiz giderlerine, emekli aylıklarından çiftçi ve esnafın borçlarına kadar ekonomi yönetimini sorgulayan Kış, “131 fon tasfiye ediliyor, peki sorumluluk da mı tasfiye ediliyor?” diye sordu. Kış, 2027 bütçesinde günlük yaklaşık 11 milyar liralık faiz gideri öngörülürken emeklilerin alım gücünü artıracak kaynakların açıklanmasını istedi.

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunda Hazine ve Maliye Bakanlığının 2027 yılı bütçe görüşmelerinde söz alarak hükümetin ekonomi politikalarını eleştirdi.

Bakanlığın açıkladığı makroekonomik göstergelerle yurttaşların günlük yaşamda karşılaştığı ekonomik koşullar arasında büyük bir fark bulunduğunu belirten Kış, bütçe tercihlerinin gelir dağılımı, vergi adaleti ve sosyal refah üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Konuşmasında özellikle fon tasfiyesi sürecinin denetlenmesi, kamu kaynaklarının kullanımı, faiz harcamaları, emekli aylıkları ve Mersinli üreticilerin borçluluk durumuna ilişkin sorular yöneltti.

“Ekonomi şoklara dayanıklı olabilir ama vatandaş hayat pahalılığına dayanamıyor”

Hazine ve Maliye Bakanlığının bütçe sunumunda ekonominin dayanıklılığına ve güçlenen göstergelere yapılan vurguyu eleştiren Kış, enflasyondaki düşüşün yurttaşların alım gücünün iyileştiği anlamına gelmediğini belirtti.

Ekim ayında TÜİK'in yıllık enflasyonu yüzde 29,77, ENAG'ın ise yüzde 45,12 olarak açıkladığını hatırlatan Kış, fiyat artış hızının yavaşlamasıyla fiyatların gerilemesinin birbirinden farklı olduğunu vurguladı.

Kış, şu ifadeleri kullandı:

“Ekonomi şoklara dayanıklı olabilir ama vatandaş artık hayat pahalılığına dayanamıyor. Enflasyonun düşmesini başarı olarak anlatıyorsunuz. Oysa fiyatlar düşmüyor, yalnızca artış hızı yavaşlıyor. Vatandaşın kaybettiği alım gücü de kendiliğinden geri gelmiyor.”

Hükümetin 2027 yılı için yüzde 21 enflasyon öngördüğünü belirten Kış, ücretlilerin ve emeklilerin geçmiş yıllarda yaşadığı gelir kayıplarının nasıl telafi edileceğini sordu.

Fon krizi için Meclis araştırması çağrısı

Konuşmasının önemli bir bölümünü yatırım fonlarına ilişkin gelişmelere ayıran Kış, Sermaye Piyasası Kurulunun 131 fonda tasfiye kararı aldığını ve süreçten yaklaşık 456 bin yatırımcının etkilendiğini ifade etti.

Kış, farklı siyasi partiler tarafından TBMM'ye sunulan araştırma önergelerinin reddedildiğini belirterek tasfiye sürecinin yalnızca mali düzenlemelerle sınırlandırılmaması gerektiğini savundu.

Fonların tasfiyesine ilişkin yasal düzenlemelerin, süreçteki denetim sorumluluğunun araştırılmasının yerine geçemeyeceğini belirten Kış, şöyle konuştu:

“Mecliste farklı siyasi partiler araştırma önergeleri verdi, reddettiniz. Ardından bir tasfiye kanunu çıkardınız. Paranın nasıl dağıtılacağını düzenlediniz. Peki, paranın nasıl kaybolduğunu neden Meclis araştıramıyor?”

Kış, kanun görüşmelerine Hazine ve Maliye Bakanı'nın neden katılmadığını ve SPK Başkanı'nın milletvekillerinin sorularını neden yanıtlamadığını da gündeme getirdi.

“131 fon tasfiye ediliyor, peki sorumluluk da mı tasfiye ediliyor?”

Sermaye Piyasası Kurulunun bazı fonlarda manipülasyon tespit edildiğine ilişkin açıklamalarını hatırlatan Kış, denetim mekanizmalarının hangi aşamada devreye girdiğinin açıklanmasını istedi.

Kış, SPK'nin riskleri hangi tarihte belirlediğini, hangi önlemleri aldığını ve krizin mevzuat eksikliğinden mi yoksa denetim yetersizliğinden mi kaynaklandığını sordu.

“Yeni kanun çıkarmak eski sorumlulukları ortadan kaldırmaz” diyen Kış, fon krizinin nedenlerinin ve sorumluluklarının TBMM tarafından araştırılması gerektiğini savundu.

Kamu şirketlerinin mali risklerini gündeme taşıdı

Fon tasfiyesi kapsamında açıklanan mali verileri de değerlendiren Kış, Türkiye Sigortanın yaklaşık 9 milyar liralık şüpheli alacağı için karşılık ayırdığına dikkat çekti.

Bakanlığın tasfiye sürecinin kamu bütçesine yük getirmeyeceği yönündeki açıklamalarını yeterli bulmadığını belirten Kış, kamu kontrolündeki şirketlerin karşılaştığı mali risklerin de açıklanmasını istedi.

Tasfiye sürecinde 130,2 milyar lira ödeme yapıldığını hatırlatan Kış, kalan alacakların toplamını ve ödemelerin ne zaman tamamlanacağını sordu.

Kış, şu değerlendirmede bulundu:

“Ödenen paranın hesabını veriyorsunuz ama bu noktaya nasıl gelindiğinin hesabını vermiyorsunuz. Kamu kontrolündeki şirketlerin zararlarını bu hesabın neresine koyuyorsunuz? 131 fon tasfiye ediliyor, peki sorumluluk da mı tasfiye ediliyor?”

“Faize günde 11 milyar lira var, emekliye ne kadar var?”

CHP'li Kış, 2027 yılı bütçesinde faiz giderleri için yaklaşık 4 trilyon lira ayrılmasının öngörüldüğünü belirtti.

Bu tutarın günlük yaklaşık 11 milyar liraya karşılık geldiğini ifade eden Kış, faiz giderlerinin yüzde 41, bütçe açığının ise yüzde 47 artmasının beklendiğini söyledi.

KDV ve ÖTV gelirlerinden yaklaşık 9 trilyon lira tahsilat öngörüldüğünü hatırlatan Kış, bütçenin vergi ve harcama tercihlerinin yurttaşların yaşam koşulları üzerindeki etkilerini sorguladı.

“Faize her gün 11 milyar lira bulan bütçeniz, emeklinin alım gücünü artırmak için ne kadar kaynak ayırıyor? Emekliler için açıkladığınız ilave kaynağın tutarı nedir? Kaç kişiyi kapsayacak? En düşük emekli aylığı ne kadar olacak?”

Kış, vergi adaletinin yalnızca bütçe hedefleri üzerinden değil, yurttaşların günlük yaşamındaki karşılığıyla değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Vergiyi toplarken vatandaşın cebini görüyorsunuz; peki, bütçeyi hazırlarken vatandaşın geçim sıkıntısını neden görmüyorsunuz?” diye sordu.

Mersinli narenciye üreticilerinin borçlarını sordu

Konuşmasında Mersin'in ekonomik sorunlarına da yer veren Gülcan Kış, çiftçi ve esnafa kullandırılan kredilerin illere göre dağılımının açıklanmasını istedi.

Bakanlığın 828 bin çiftçiye 599 milyar lira, 165 bin esnafa ise 144 milyar lira kredi kullandırıldığına ilişkin verilerini hatırlatan Kış, Mersinli üretici ve esnafın bu kaynaklardan ne ölçüde yararlandığını sordu.

Özellikle narenciye üreticilerinin borçluluk durumuna dikkat çeken Kış, şu soruları yöneltti:

“Mersin'de kaç narenciye üreticisi borcunu ödeyemediği için takibe düştü? Kaç esnafımız e-haciz altında? Yetmiş iki aylık taksitlendirmeden yararlananların kaçı ödemelerini sürdürebiliyor?”

Kış, üreticilerin ve küçük işletmelerin karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunların yalnızca kredi olanaklarının artırılması veya borçların yeniden yapılandırılmasıyla çözülemeyeceğini belirtti.

“Çiftçiye kredi vermek ile çiftçinin kazanmasını sağlamak aynı şey değildir”

Mersin'de tarımsal üretimin ve küçük işletmelerin ekonomik yaşam açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Kış, üreticilerin gelir elde edebileceği koşulların oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Borçların taksitlendirilmesinin tek başına yeterli olmadığını belirten Kış, esnafın borcunu ödeyebilecek gelir düzeyine ulaşmasının esas alınması gerektiğini söyledi.

Kış, şu ifadeleri kullandı:

“Esnafın yalnızca borcunu taksitlendirmek değil, o borcu ödeyebilecek gelire kavuşmak gibi de bir sorunu var. Çiftçiye kredi vermek ile çiftçinin kazanmasını sağlamak aynı şey değildir.”

“Hazinenin bilançosu düzelirken vatandaşın bütçesi açık veriyor”

Bütçe görüşmelerindeki konuşmasını ekonomi yönetimine yönelik genel bir değerlendirmeyle tamamlayan Gülcan Kış, ekonomik başarının yalnızca bütçe dengesi, enflasyon hedefleri ve mali göstergelerle ölçülemeyeceğini belirtti.

Kış, ekonomik politikaların yurttaşların alım gücü, emeklilerin yaşam koşulları, çiftçilerin üretim maliyetleri ve esnafın gelir düzeyi üzerindeki sonuçlarının da dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Siz ekonominin rakamlarını anlatıyorsunuz ama biz o rakamların vatandaşın hayatındaki karşılığını sorguluyoruz. Hazinenin bilançosu düzelirken vatandaşın bütçesi açık veriyorsa ortada sorgulanması gereken bir ekonomi yönetimi vardır.”