DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, 1 Ekim 2026 tarihli ortak açıklamalarında Mersin’de belediyelere yönelik gözaltı operasyonlarına tepki gösterdi.
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in de aralarında bulunduğu 59 kişiye yönelik operasyonları kabul etmediklerini belirten Hatimoğulları ve Bakırhan, seçilmiş yöneticilere yönelik bu yöntemin halk iradesini baskı altına aldığını ifade etti.
“Kentler değişiyor, isimler değişiyor; yöntem değişmiyor”
Türkiye’de seçilmişlerin sabah operasyonlarıyla gözaltına alınmasının münferit bir uygulama olmaktan çıktığını belirten eş genel başkanlar, farklı kentlerde benzer müdahalelerin yaşandığına dikkat çekti.
Açıklamada, “Kentler değişiyor, isimler değişiyor; fakat yöntem değişmiyor. Sandıkta ortaya çıkan halk iradesi, yargısal süreçler üzerinden sürekli olarak baskı altına alınıyor” ifadelerine yer verildi.
Suç isnadı ile halk iradesine müdahale arasındaki ayrım vurgulandı
Hatimoğulları ve Bakırhan, yönlendirilmiş yargılamaların demokratik ve siyasi rekabeti engelleyemeyeceğini belirterek bir kişiye suç isnat edilmesiyle seçilmiş yöneticilerin yargılama başlamadan suçlu ilan edilmesinin farklı olduğunu vurguladı.
Eş genel başkanlar, açıklamalarında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Suç isnadı başka şeydir; seçilmiş yöneticilerin daha yargılama dahi başlamadan kamuoyu önünde suçlu ilan edilmesi, gözaltı ve tutuklama yapılması, halkın iradesinin fiilen işlemez hale getirilmesi başka şeydir.”
“Seçme hakkı tanındı, yönetme hakkı tanınmadı”
Belediyelerine kayyım atanması sürecinde de aynı anlayışla karşılaştıklarını belirten Hatimoğulları ve Bakırhan, seçme ve seçilme hakkına yönelik müdahalelerin yalnızca uygulandığı yerle sınırlı kalmayacağı uyarısında bulundu.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Biz bu yöntemi çok iyi tanıyoruz. Kayyımlarla belediyelerimize el konulurken de aynı anlayışla karşılaştık. Halkın seçme hakkı tanındı ama seçtiği kişinin yönetme hakkı tanınmadı. Bir yerde seçme ve seçilme hakkı çiğneniyorsa bunun sınırı orada kalmaz.”
Demokratik siyaset, hukuka güven ve toplumsal barış çağrısı
Türkiye’nin ihtiyacının yeni gerilim hatları oluşturmak olmadığını ifade eden eş genel başkanlar; demokratik siyasetin alanının genişletilmesi, hukuka güvenin yeniden kurulması ve toplumsal barışın güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Seçilmişlere yönelik her müdahalenin, ağır biçimde aşındığını ifade ettikleri siyaset, demokrasi ve hukuk ilişkisini daha da sorunlu hale getirdiğini vurguladı.
“Halkın iradesi sandık sonucu beğenildiğinde geçerli sayılamaz”
Hatimoğulları ve Bakırhan, halk iradesinin yalnızca seçim sonuçları kabul gördüğünde geçerli sayılmasının demokrasiyle bağdaşmayacağını belirterek açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:
“Halkın iradesi ancak sandık sonucu beğenildiğinde geçerli olacaksa bunun adı demokrasi değildir.
Mersin halkı kimi seçtiyse Mersin’i o yönetmelidir. Halkın iradesine saygı gösterilmeli, yargı siyasi hesaplaşmaların alanı olmaktan çıkarılmalıdır.”





