ADANA – Tülay Hatimoğulları, Adana’da 6 Ekim 2015’te yapılan ve 10 Ekim Ankara Gar Katliamı öncesinde barış çağrısı amacı taşıyan eyleme katılanlara verilen hapis cezalarına sert tepki gösterdi. Hatimoğulları, 11 yıl sonra verilen cezaları “barış talebinin yargılanması” olarak nitelendirerek, “Barış hapse giremez, barış mücadelecileri yargılanamaz” dedi.
“11 Yıl Sonra Ceza: Bu, Barışın Yargılanmasıdır”
Adana’da yaptığı konuşmada söz konusu davaya özel bir başlık açan Hatimoğulları, aradan geçen uzun süreye dikkat çekti:
“Adana Emek ve Demokrasi Güçleri 6 Ekim 2015’te, 10 Ekim’de gerçekleşecek gar mitingine katılım için bir çağrı yaptı. İnönü Parkı’nda yapılan bu çağrının üzerinden 11 yıl geçti. 11 yıl sonra, bu çağrıyı yapan kamu emekçilerine ceza veriliyor.”
Hatimoğulları, kararın zamanlamasına ve niteliğine vurgu yaparak, bunun sıradan bir yargılama olmadığını ifade etti:
“Bu ceza bu hafta Adana’da Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verildi. Biz bir kez daha diyoruz ki: Barışı yargılayamazsınız. Barış çağrıcılarını yargılayamazsınız.”
“Barış Mücadelesi Onurlandırılmalıydı”
Kararın siyasi ve hukuki anlamına işaret eden Hatimoğulları, cezalandırılan kişilerin aslında “barış mücadelesi yürüttüğünü” belirtti:
“Barış hapse giremez. Barış mücadelecilerini hapsedemezsiniz. Bizler bu barış çağrısını yapanlara bir onur madalyası takmamız gerekirken, ne yazık ki mevcut iktidar anlayışı ve onun yargı sistemi barış talep edenleri yargılamaya devam ediyor.”
10 Ekim Vurgusu: “Türkiye’nin En Acı Katliamı”
Hatimoğulları konuşmasında, söz konusu eylemin bağlamına da dikkat çekerek, 10 Ekim’in Türkiye tarihindeki yerini hatırlattı:
“10 Ekim Türkiye tarihinin en kanlı katliamı, en acı katliamıdır. Adana’dan giden birçok yoldaşımızın yaşamını kaybettiği, yaralılarımızın olduğu bir mitingdi.”
Barış çağrısının böylesi bir katliamın hemen öncesinde yapıldığını hatırlatan Hatimoğulları, verilen cezaların bu açıdan daha da ağır bir anlam taşıdığını ifade etti:
“Böyle bir mitinge çağrı yapıldığı için, yani barış için çağrı yapıldığı için arkadaşlarımıza ceza verildi. Bu cezayı verenleri kınıyoruz.”
“Barış ve Demokrasi Ayrılamaz”
Hatimoğulları, konuşmasının devamında barış mücadelesi ile demokrasi arasındaki ilişkiye dikkat çekti:
“Bizler barış mücadelesinin demokrasi mücadelesinden asla ayrılamayacağını düşünüyoruz. Bunlar bir ikilidir, birbirinden ayrılmaz. Demokrasinin olmadığı bir yerde kalıcı ve onurlu bir barıştan söz etmek mümkün değildir.”
Tartışmalı Karar: Flama Sopası “Silah” Sayıldı
Hatimoğulları’nın tepki gösterdiği dava, Adana’da 6 Ekim 2015’te DİSK, KESK, TMMOB ve TTB çağrısıyla yapılan yürüyüşe dayanıyor.
Yaklaşık 120 kişinin katıldığı eylemde, Ankara’daki “Emek, Barış ve Demokrasi” mitingine çağrı yapılmak istenmiş, ancak polis müdahalesiyle yürüyüş engellenmişti.
Yıllar sonra sonuçlanan davada:
- Mahkeme, eylemde taşınan flama sopalarını “silah” olarak değerlendirdi
- Sanıklara 2911 sayılı yasaya muhalefet ve polise direnme suçlarından hapis cezası verdi
- İyi hal indirimi uygulanmadı, cezalar ertelenmedi
11 Kişiye Hapis Cezası
Aralarında sendika yöneticileri ve kamu emekçilerinin bulunduğu 11 kişiye verilen cezalar şöyle oldu:
- Tüm sanıklara: 1 yıl 6 ay (2911 sayılı yasa)
- 7 sanığa: 1 yıl 24 ay (silahla direnme)
- 4 sanığa: 1 yıl 12 ay (direnme)
Ayrıca sanıklar hakkında kamu haklarından yoksun bırakma kararı da verildi.
Hatimoğulları’nın Çıkışı: Siyasi ve Hukuki Tartışmanın Merkezinde
Hatimoğulları’nın açıklamaları, söz konusu kararın yalnızca bir mahkeme hükmü olmadığını; aynı zamanda Türkiye’de:
- ifade özgürlüğü
- toplantı ve gösteri hakkı
- yargının bağımsızlığı
başlıklarında süren tartışmaların merkezine oturduğunu gösteriyor.
Özellikle “barış çağrısının cezalandırılması” vurgusu, kararın kamuoyundaki yankısını büyüten en önemli unsur olarak öne çıkıyor.





