Dr. Cüneyt YARDIMCI

Yanımıza Hiçbir Şey Alamayacağımız Bu Dünyada Neden Kendimizi Tüketiyoruz?

Gerçekten de hayatı kucaklamak sandığımızdan çok daha derin bir anlama sahiptir. Maalesef, birçoğumuz modern yaşamın hızına kapılıp gidiyoruz ve anı yaşamak yerine geleceğin kaygılarıyla boğuşuyoruz.

Oysa ki mutluluğun formülü devasa banka hesaplarında değil, aldığımız her nefesin kıymetini bilmekte gizlidir.

Bir doktor olarak polikliniğimde her gün gözlemlediğim acı bir gerçek var: İnsanlar sağlık ve zenginlik arasındaki dengeyi kuramıyor. Sonuçta bedensel ve ruhsal olarak çöküyorlar. Sürekli bir stres ve kaygı yönetimi sarmalında debeleniyoruz.

Peki, her şeyi geride bırakacağımız bu dünyada neden kendimizi bu kadar hırpalıyoruz?

Hepimiz o meşhur, sarsıcı ama bir o kadar da göz ardı edilen gerçeği içten içe biliyoruz.

İnsan hiçbir şeyle gelir, her şeyin peşine düşer; sonra her şeyi bırakıp hiçbir şeyle gider….

Ancak bu basit ama sarsıcı gerçeği hepimiz biliriz, ama kaçımız gerçekten idrak ederiz?

Günlerimizi gerçekten neyin peşinde harcıyoruz?.

Daha çok kazanmak, daha fazla biriktirmek, daha büyük hayaller inşa etmek peşinde koşarken asıl mucizeyi, yani yaşamın ta kendisini kaçırıyoruz.

Bedelini Sağlığınızla Ödediğiniz Bir Zenginlik Gerçekten Zenginlik midir?

Klinik pratiğim boyunca, fiziksel hastalıkların çoğunun altında yatan o gizli ve karanlık sebebi defalarca gördüm: Tükenmişlik.

Bize yıllarca çalışmanın ve didinmenin erdem olduğu öğretildi.

Sürekli daha yükseğe tırmanmamız, daha fazlasına sahip olmamız gerektiği beynimize kazındı. Ancak burada durup kendimize çok dürüst bir soru sormamız gerekiyor.

Ama 65 yaşına gelmişseniz ve hâlâ çok çalışarak sağlığınızı zenginliğe takas ediyorsanız, kendi mezarınızı kazıyorsunuzdur.

Hayatı Kucaklamak Yerine Çılgınlık Paradoksu Yaşamak

Aslında sahip olma hırsımız, mantığın sınırlarını çoktan aşmış durumda.

Lütfen şu çarpıcı tabloyu zihninizde canlandırın: Günde ancak birkaç tabak yemek yiyebilecekken, bin hektar arazinin sahibi olmak için kendini paralamanın ne anlamı var?

Dahası, gece sadece sekiz metrekarelik bir alanda uyuyorken, on odalı bir villaya sahip olmanın ne önemi var?

Üstelik bizler bu anlamsız yarışın içinde kendi biyolojik ve psikolojik sınırlarımızı zorluyoruz.

Sonunda, bu dünyadan ayrılırken yanımıza ne alıyoruz?

Hiçbir şey; koca bir hiçççç…..

İşte bu yüzden, o amansız yarışı bir anlığına durdurup yaşamı yeniden gözden geçirmenin tam zamanı.

Kontrol İllüzyonu: Her Şeyi Yönetebileceğinizi Mi Sanıyorsunuz?

Hayatta en büyük paradoksumuz her şeyi kontrol etmeye çalışmamız.

Hangi Meslekler Kasko İndirimi Alabilir?
Hangi Meslekler Kasko İndirimi Alabilir?
İçeriği Görüntüle

Çocuklarımız için endişeleniyoruz, işimizde mükemmel olmayı hedefliyoruz, başkalarının bizi nasıl gördüğünü umursuyoruz….

Kısacası, bir saniye bile beynimizi susturamıyoruz. Fakat gerçek şu ki ne çocuklarımızın kaderini şekillendirebiliriz ne de tüm endişelerimiz geleceği değiştirebilir.

Bir hekim olarak açıkça söylemeliyim ki kronik stres bağışıklık sisteminizi yıkar, kalp sağlığınızı bozar ve sizi içeriden tüketir.

Değiştiremeyeceğiniz şeyleri kabul edin, çünkü çok fazla endişelenirseniz kendinize fiziken ve ruhen zarar verebilirsiniz.

Büyük tasavvuf alimi Şems-i Tebrizi’nin de yüzlerce yıl öncesinden bize fısıldadığı gibi: Düzenim bozulur, hayatım altüst olur diye endişelenme; nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını….

Bazen o mükemmel sandığımız çatı başımıza yıkıldığında, aslında asıl manzarayı görmeye başlarız.

Eski bir Çin atasözü der ki “Çatısını kaybeden yıldızları kazanır”.

Belki de hayatın size getirdiği o büyük krizler, yıldızları görebilmeniz için çatınızı yıkıyordur.

Buna izin verin.

Mutluluğun Formülü Aslında Çok Basit

Toplum bize mutluluğun satın alınabilir bir ürün olduğunu dikte ediyor.

Halbuki mutluluk büyük bir ev, pahalı bir araba ya da dolup taşan bir banka hesabı değildir.

Aksine, mutluluk, her gün uyandığınızda hayata dair bir heyecan duymaktır. Yaptığınız küçük şeylerden keyif almak, sevdiklerinizle vakit geçirmek, bir gün daha nefes alabiliyor olmanın tadını çıkarmaktır.

Hayatı kucaklamak, geçmişin gölgesinde kaybolmadan, geleceğin kaygısında savrulmadan, tam da şu anın içinde nefes alabilmektir.

Lütfen kendinize şu soruyu sorun: Mutluluğun olmadığı bir gün boşa harcanmış bir gündür. Peki siz bugün mutlu oldunuz mu?.

Çalışarak kazandığınız şeylerin tadını çıkarın, ertelemeyin.

Çünkü hayat beklemez, hatta ertelemeyi hiç sevmez….

Hayat “Tek Kullanımlıktır”

Özetlemek gerekirse, nefes aldığımız bu harika hayatı kucaklamak, ona hakkını vererek yaklaşmakla başlar.

Hayat sadece bir kez yaşanır.

Lütfen görünüşlere takılmadan, başkalarıyla kendinizi kıyaslamadan, şöhret veya statü peşinde koşmadan yaşayın.

Unutmayın, mükemmel insanı aramayın; mükemmel olan yoktur. İnsanları olduğu gibi sevin ya da yalnızlığın tadını çıkarın.

Ve en önemlisi, Yaradan’a inanın, hayata güvenin ve her günün bir hediye olduğunu unutmayın.

Günlük rutininizdeki o ağır stres ve kaygı yönetimi yükünü bir kenara bırakın. Sağlık ve zenginlik arasındaki o hassas teraziyi kendi lehinize, yani sağlığınızın lehine çevirin. Çünkü bu hayattan ayrıldığımızda yanımıza hiçbir şey almayacağız. Lakin yaşadığımız her güzel an bu dünyaya bıraktığımız en değerli miras olacak.

Şimdi bu satırları okuduktan sonra, bir an durun ve kendinize şu soruyu sorun: Bugün hayatımın tadını çıkardım mı?

Eğer cevabınız hayırsa, bunu değiştirmek için hâlâ bir şansınız var. Çünkü hayat, tıpkı bir enjektör gibi “tek kullanımlıktır”….

Gerçek mutluluğun formülü olan anı yaşamak felsefesini kalbinize yerleştirin ve bu tek kullanımlık şaheseri doyasıya yaşayın.

Kaynak: https://cuneytyardimci.com/hayati-kucaklamak/?jetpack_skip_subscription_popup