AYNI DOSYADA FARKLI TUTUKLULUK KARARLARI: OYA TEKİN İÇİN TAHLİYE TALEBİ

Aziz İhsan Aktaş davasında 8 yıl 4 ay hapis cezası verilen Oya Tekin’in, ilk derece yargılaması tamamlanmasına rağmen tutukluluğunun sürmesi tartışma yarattı. Savunma, aynı dosyada benzer suçlamalarla ceza alan sanıkların istinaf sürecine tutuksuz girdiğine dikkat çekerek Tekin hakkındaki kararın hukuken açıklanamadığını belirtti. Avukatlar ayrıca, mevcut infaz düzenlemelerine göre ceza kesinleşseydi Tekin’in kapalı cezaevinden açık ceza infaz kurumuna ayrılabilecek durumda olduğunu savundu.

Yaklaşık 200 sanığın yargılandığı Aziz İhsan Aktaş davasında verilen kararların ardından, Oya Tekin ve eşi Celal Tekin’in tutukluluklarının devamına hükmedilmesi kamuoyunda tartışılmaya başlandı.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Ağustos 2026 tarihinde Oya Tekin ve Celal Tekin’e 8 yıl 4’er ay hapis cezası verdi. Mahkeme, 4 Haziran 2025’ten bu yana tutuklu bulunan Tekin çiftinin cezaevinde kalmasına karar verdi.

Aynı davada yargılanan Adana’nın üç belediye başkanı da hapis cezasına çarptırıldı. Zeydan Karalar’a 6 yıl 3 ay, Kadir Aydar’a ise 5 yıl 10 ay hapis cezası verilirken, belediye başkanlarının istinaf sürecine tutuksuz devam etmesine hükmedildi.

Oya Tekin’in avukatları, aynı dosyada ve benzer suçlamalar kapsamında verilen farklı tutukluluk kararlarının eşitlik ve ölçülülük ilkeleri açısından ciddi sorular doğurduğunu belirtiyor.

Whatsapp Image 2026 01 27 At 19.27.40

SUÇ ÖRGÜTÜ İDDİASI MAHKEME KARARINDA KARŞILIK BULMADI

Yaklaşık 200 sanıklı davanın İstanbul’da görülmesinin ve sanıkların Silivri’ye götürülmesinin temel gerekçelerinden birini suç örgütü iddiası oluşturdu.

Ancak yargılamanın sonunda mahkeme, sanıkların suç örgütü kurma ve yönetme suçlarından beraatine karar verdi. Böylece davanın İstanbul’da görülmesine dayanak yapılan temel iddialardan biri hüküm aşamasında karşılık bulmadı.

Dosyanın merkezinde bulunan ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Aziz İhsan Aktaş’a 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası verildi. Hakkında toplam 704 yıla kadar hapis cezası talep edilen Aktaş tutuklanmazken, Oya Tekin ve eşi Celal Tekin’e 8 yıl 4’er ay hapis cezası verilerek tutukluluklarının sürdürülmesine karar verildi.

Savunma, suç örgütü iddiasının ortadan kalkmasına, delillerin toplanmasına ve yargılamanın tamamlanmasına rağmen Tekin çiftinin neden hâlâ cezaevinde tutulduğunun açıklanması gerektiğini vurguluyor.

AVUKATLAR: TÜRKİYE’DE EMSALİNE RASTLAMADIK

Oya Tekin’in müdafisi Av. Dr. Emrah Aktürk, yaptıkları içtihat ve uygulama taramasında benzer bir örneğe rastlamadıklarını söyledi.

Aktürk, Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında düzenlenen rüşvet suçundan mahkûm edildikten sonra istinaf aşamasına tutuklu giren başka bir sanık belirleyemediklerini ifade etti.

Aynı dosyadaki uygulama farklılığına dikkat çeken Aktürk, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Rüşvet suçundan mahkûm edilen diğer sanıklar istinaf aşamasına tutuksuz girerken, müvekkilimiz 16 ayı aşan tutukluluğuna rağmen cezaevinde bırakıldı.”

Aktürk, ortaya çıkan tabloyu “hukuken izah edilmesi imkânsız bir durum” olarak nitelendirdi.

Oya Tekin’in avukatlarından Av. Enver Baltürk de kararın Türk ceza yargılaması pratiğinde istisnai bir durum oluşturduğunu savundu.

Baltürk, yaptıkları araştırmada rüşvet suçundan mahkûm edilerek istinaf sürecine tutuklu giren başka bir kişiye rastlamadıklarını belirterek, Oya Tekin’in bu yönüyle Türkiye’de ilk kişi olduğunu ileri sürdü.

SAVUNMA: KAPALI CEZAEVİNDE KALMASINI GEREKTİREN SÜRE AŞILDI

Savunmanın hazırladığı infaz hesabına göre, Oya Tekin hakkında verilen 8 yıl 4 aylık hapis cezası kesinleşmiş olsaydı, mevcut infaz düzenlemeleri ve diğer yasal koşullar çerçevesinde kapalı cezaevinde geçirmesi gereken süre yaklaşık bir ay olacaktı.

Bu sürenin ardından Tekin’in açık ceza infaz kurumuna ayrılması ve toplamda yaklaşık 3 yıl 2 aylık bir infaz sürecinin işletilmesi öngörülüyor.

Savunma, Tekin’in 15 ayı aşan tutukluluğu hesaba katıldığında, hükmün bugün kesinleşmesi durumunda “bir gün dahi bekletilmeden açık ceza infaz kurumuna ayrılmasının mümkün olduğunu” belirtiyor.

Avukatların dikkat çektiği çelişki ise hükmün henüz kesinleşmemiş olmasından kaynaklanıyor. Buna göre Tekin, karar kesinleşmediği için açık cezaevine ayrılamıyor; buna karşın kesinleşmiş bir mahkûmiyet durumunda kapalı cezaevinde geçireceği süreden çok daha uzun zamandır kapalı cezaevinde tutuluyor.

Savunma, bu tablonun tutuklamanın bir koruma tedbiri olmaktan çıkarak fiilî bir cezaya dönüşüp dönüşmediği sorusunu gündeme getirdiğini ifade ediyor.

YARGILAMA BİTTİ, TUTUKLULUK SÜRÜYOR

Oya Tekin hakkındaki ilk derece yargılaması tamamlandı, dosyadaki deliller toplandı ve mahkeme hükmünü açıkladı. Buna rağmen Tekin’in tutukluluğunun “adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı” değerlendirmesiyle sürdürülmesine karar verildi.

Mahkeme, önceki tutukluluk incelemelerinde suçun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesi, beklenen cezanın miktarı ve kaçma şüphesi gibi gerekçelere atıfta bulundu.

Savunma ise yargılama tamamlandıktan ve deliller toplandıktan sonra adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağının somut biçimde açıklanması gerektiğini belirtiyor.

Av. Dr. Emrah Aktürk, “Kaçma şüphesinin hangi somut olguya dayandığı açıklanmalıdır” diyerek yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü ve diğer adli kontrol tedbirlerinin neden yeterli görülmediğini sordu.

Savunmaya göre, yargılamanın sona erdiği bu aşamada tutukluluğun devamı için genel gerekçeler değil, güncel ve somut olgular ortaya konulması gerekiyor.

SUÇLAMA “EYLEM 59” BAŞLIĞINDA YER ALDI

Oya Tekin, Aziz İhsan Aktaş’ın etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerin ardından 31 Mayıs 2025’te gözaltına alındı ve 4 Haziran 2025’te tutuklandı.

20 Ekim 2025 tarihli iddianamede Tekin’e, TCK’nin 252/2. maddesi kapsamında “rüşvet alma” suçlaması yöneltildi. Suçlama, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2025/364 esas sayılı dosyasında “Eylem 59” başlığı altında ele alındı.

İddiaya göre Bilginay firmasının, Seyhan Belediyesinden kalan hakediş alacaklarının ödenmesi karşılığında Aziz İhsan Aktaş’tan rüşvet talep edildi. Bu kapsamda 19 Temmuz 2024 tarihinde Bilginay firmasına yaklaşık 75 milyon liralık hakediş ödemesi yapıldığı, aynı gün Ankara’da Celal Tekin’e 1 milyon dolar verildiği ileri sürüldü.

SAVUNMA: OYA TEKİN’LE DOĞRUDAN GÖRÜŞME İDDİASI YOK

İddianamede, söz konusu paranın doğrudan Oya Tekin’e verildiğine ya da rüşvet iddiasına konu görüşmelerin Oya Tekin’le yapıldığına ilişkin bir iddia bulunmadığı belirtiliyor.

Suçlamanın, Celal Tekin’in “Oya Tekin’i temsilen” hareket ettiği iddiası üzerinden Oya Tekin’e yöneltildiği kaydediliyor.

Savunmaya göre Aziz İhsan Aktaş ve kardeşleri ile Oya Tekin arasında bu olaya ilişkin herhangi bir görüşme iddiası veya HTS kaydı da bulunmuyor.

İDDİANIN MERKEZİNDEKİ TARİH: 19 TEMMUZ 2024

Savcılık iddiasının temelini, Seyhan Belediyesi tarafından Bilginay firmasına yapılan yaklaşık 75 milyon liralık ödeme ile 1 milyon dolarlık rüşvet verildiği iddiasının aynı güne denk gelmesi oluşturuyor.

Savunma ise hakediş ödemesinin rüşvet iddiasından bağımsız olduğunu ve yaklaşık iki hafta öncesinden başlatılan belediye içi işlemlerin sonucunda gerçekleştirildiğini ileri sürüyor.

Bilginay firmasının, önceki belediye yönetimi döneminden Seyhan Belediyesinden yaklaşık 700 milyon lira alacağının bulunduğu; tartışmaya konu 75 milyon liralık ödemenin ise 17 ve 18 numaralı iki hakedişten oluştuğu belirtiliyor.

Savunmaya göre her iki hakedişe ilişkin ödeme talebi, faturalar, ödeme oluru ve belediye içindeki mali işlemler 19 Temmuz 2024’ten önce başlatıldı.

FATURALAR 5 TEMMUZ’DA KESİLDİ, ÖDEME OLURLARI 8 TEMMUZ’DA ALINDI

Savunma, yeni belediye yönetimi göreve geldiğinde kurumun kasasının boş olduğunu ve önceki dönemden yaklaşık 700 milyon liralık borç devralındığını belirtiyor.

Bu borcun önemli bir bölümünün, belediyenin aksatılması mümkün olmayan temel hizmetlerinden temizlik hizmetleriyle ilgili olduğu ifade ediliyor. Belediyeye İller Bankası payları ve emlak vergisi gelirleri girdikçe, öncelikli hizmet kalemlerine ilişkin hakedişlerin ödenmesinin planlandığı savunuluyor.

Dosyaya sunulan savunmaya göre, 19 Temmuz’da ödenen 17 ve 18 numaralı hakedişlere ilişkin faturalar 5 Temmuz’da kesildi. Ödeme olurları 8 Temmuz’da alındı, ödeme belgeleri ise 9 Temmuz’da düzenlendi.

Savunma, bu kronolojinin 75 milyon liralık ödemenin 19 Temmuz’da gerçekleştiği iddia edilen rüşvet olayından önce planlandığını gösterdiğini ileri sürüyor.

DOSYADAKİ EN YÜKSEK RÜŞVET CEZALARINDAN BİRİ

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin Oya Tekin hakkında verdiği 8 yıl 4 aylık hapis cezası, dosya kapsamında rüşvet suçundan verilen en yüksek cezalardan biri oldu.

Savunma, isnat edilen tutar, eylem sayısı ve delillerin niteliği bakımından Oya Tekin’den farklı durumda olmadığını belirttiği sanıkların istinaf sürecine tutuksuz girdiğine dikkat çekiyor.

Avukatlar; suç örgütü iddiasının mahkeme kararında karşılık bulmaması, yargılamanın tamamlanması, delillerin toplanması ve benzer suçlamalarla ceza alan diğer sanıkların tahliye edilmesi karşısında Tekin’in tutukluluğunun sürdürülmesinin ölçüsüz olduğunu savunuyor.

Verilen hüküm henüz kesinleşmezken, dosyanın istinaf sürecinde incelenmesi bekleniyor.

ÜÇ ÇOCUK ANNE VE BABALARINDAN AYRI

Oya ve Celal Tekin’in tutukluluğu, çiftin üç çocuğu açısından da uzun bir ayrılık anlamına geliyor. Biri 15 yaşında olan üç kardeş, 31 Mayıs 2025’ten bu yana hem annelerinden hem de babalarından ayrı yaşıyor.

Çocuklar, anne ve babalarını görebilmek için sık sık Silivri’ye gidip gelirken günlük yaşamlarını da sürdürmeye çalışıyor.

“Anne ve babamızın aynı anda tutuklu olması aile düzenimizi tamamen değiştirdi” diyen kardeşler; doğum günlerini birlikte kutlayamadıklarını, bayramları ayrı geçirdiklerini ve küçük kardeşlerinin okula başladığı ilk gün anne ve babalarının yanında bulunamadığını anlattı.

Çocuklar, “Anne ve babamız yokken büyük bir sorumluluk üzerimize kaldı” sözleriyle yaşadıkları süreci dile getirdi.

Davanın sonucu yalnızca Oya ve Celal Tekin’in özgürlük durumunu değil, uzun süredir anne ve babalarından ayrı yaşayan üç çocuğun hayatını da doğrudan etkiliyor.