Hürmüz Boğazı ve Babülmendep, bugün deniz taşımacılığına yönelik saldırılar ve bölgedeki savaş nedeniyle yeniden dünya gündeminde. Oysa bu iki geçitte söz sahibi olma mücadelesi yüzyıllardır sürüyor. Portekiz’in Hürmüz’de kurduğu izin sistemi, Hollanda’nın ticaret ağları ve Britanya’nın Aden’deki askerî varlığı, denizde üstünlük sağlamanın kıyıdaki toplumlar üzerinde kalıcı denetim anlamına gelmediğini gösteriyor.
Basra Körfezi’ni Umman Körfezi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz’in güneyindeki Babülmendep Boğazı, küresel ticaretin iki önemli geçidi. Gemilerin bu sulardan geçebilmesi, limanların çalışması, enerji sevkiyatı ve sigorta maliyetleri üzerinde doğrudan etkili.
Bugünkü krizin boyutu, geçiş verilerinde de görülüyor. Reuters’ın 21 Eylül 2026’da aktardığı gemi takip verilerine göre Hürmüz’den bir hafta sonunda 17 ticari yük gemisi geçti. Haberde, savaş öncesinde günlük ortalamanın yaklaşık 125 büyük ticari gemi olduğu belirtildi. Aynı hafta sonunda Babülmendep’ten geçen gemi sayısı ise 51 olarak kaydedildi. Takip sistemlerini kapatarak seyreden gemiler nedeniyle bu sayılar tüm geçişleri göstermeyebilir. reuters.com
IE Üniversitesi ve California State University San Marcos’tan tarihçi Ibrahim Al-Marashi, bu iki geçit çevresindeki güncel güç mücadelesini uzun bir denizcilik tarihi içinde değerlendiriyor. Al-Marashi’nin incelemesinde Portekiz, Hollanda ve Britanya’nın kullandığı yöntemler farklılaşıyor: askerî işgal, ticaret ayrıcalıkları, üretim üzerindeki hâkimiyet, limanlar ve yerel anlaşmalar. Üçünün ortak noktası ise kurdukları üstünlüğün zamanla sona ermesi.
Çin filoları geldi, ancak boğazlarda sömürge kurmadı
Avrupa sömürgeci devletlerinden önce, Ming Hanedanı’nın büyük filoları Hint Okyanusu’na açılmıştı. Amiral Zheng He’nin 1405 ile 1433 arasında yönettiği yedi sefer, Hürmüz ve Aden’e kadar uzandı. Bu seferler Çin’in deniz gücünü ve diplomatik etkisini gösterse de bölgede boğazları yöneten bir sömürge idaresi kurulmadı. Filolar, Arap, İranlı, Hintli ve Doğu Afrikalı tüccarların zaten faaliyet gösterdiği ticaret ağına katıldı. Ming yönetiminin öncelikleri değişince seferler de son buldu. afe.easia.columbia.edu
Bu dönem, Hürmüz ve Babülmendep tarihinin yalnızca dışarıdan gelen donanmalarla açıklanamayacağını hatırlatıyor. Limanları işletenler, malları sağlayanlar ve ticaret bağlantılarını kuran bölge toplumlarıydı.
Portekiz Hürmüz’ü ele geçirdi, gemilere geçiş izni dayattı
16. yüzyılda Portekiz, ağır toplarla donatılmış okyanus gemilerini kullanarak Hint Okyanusu ticaretinde askerî üstünlük kurmaya yöneldi. Afonso de Albuquerque’nin 1513’te Aden’i alma girişimi başarısız oldu. İki yıl sonra ise Portekiz güçleri Hürmüz’de hâkimiyet kurdu; buradaki varlıkları 1622’ye kadar sürdü. Cambridge Core
Portekiz yönetiminin kullandığı cartaz sistemi, tüccar gemilerinden ücret karşılığında seyir izni alınmasını öngörüyordu. Böylece askerî güç, ticaretin kimler tarafından ve hangi koşullarla yapılacağını belirlemenin aracı hâline geldi. Ancak Aden’deki başarısızlık, donanmanın bir limanı bombalayabilmesiyle kıyıdaki kenti ve çevresini yönetebilmesinin ayrı meseleler olduğunu gösterdi.
Hürmüz’deki Portekiz hâkimiyeti de kalıcı olmadı. 1622’de Safevi kuvvetleri, İngiliz Doğu Hindistan Şirketi gemilerinin desteğiyle Portekizlileri adadan çıkardı. Sonrasında Körfez ticaretinin ağırlık merkezi Bender Abbas’a kaydı. Bu sonuç yalnızca bir Avrupa gücünün diğerine üstün gelmesi değildi; Safevi yönetiminin askerî ve siyasi kararları belirleyici rol oynadı. Cambridge Core
Hollanda liman ve ticaret ayrıcalıklarıyla etkisini artırdı
Portekiz’in Hürmüz’den çıkarılması, bölgedeki rekabeti bitirmedi. Hollanda ve İngiliz ticaret şirketleri Bender Abbas’ta yer edinmeye çalışırken yerel yöneticiler, limanlara erişim ve gümrük gelirleri üzerindeki yetkilerini pazarlık konusu yaptı. Hollanda Doğu Hindistan Şirketi, 1623’ten itibaren İran ticaretinde İngilizlerin başlıca rakiplerinden biri hâline geldi. Encyclopaedia Iranica
Hollanda’nın etkisi, boğaz kıyısında toprak tutmanın ötesine uzandı. Yemen’in Moha limanıyla özdeşleşen kahve ticaretinde değişim, kahvenin başka bölgelerde de yetiştirilmesiyle yaşandı. Hollanda Doğu Hindistan Şirketi’nin öncülük ettiği Java üretimi 18. yüzyıl başlarında ihracata dönüştü; böylece Kızıldeniz çevresindeki üretim merkezlerinin ticaretteki konumu değişti. Hollanda’nın ticari etkisi güçlüydü, fakat bu durum Babülmendep Boğazı’nı tek başına yönettiği anlamına gelmiyordu. cambridge.org
Britanya’nın kilit üssü Aden oldu
Britanya, 1839’da Aden’i ele geçirdi. Buharlı gemilerin kömür ikmali yapabildiği bir liman ve haberleşme merkezi olarak gelişen Aden, Britanya’nın Hindistan ile bağlantısında kritik bir yer tuttu. 1869’da Süveyş Kanalı’nın açılması, Kızıldeniz güzergâhının önemini daha da artırdı. Maritime Empires
Britanya’nın gücü yalnızca savaş gemilerine dayanmıyordu. Liman altyapısı, ticaret ve kıyıdaki yöneticilerle kurulan ilişkiler de deniz yolundaki etkisini besliyordu. Yine de Aden’deki egemenliği, Babülmendep’in iki yakası ve çevresindeki siyasi yaşam üzerinde sınırsız bir denetim sağlamadı. Britanya’nın Aden’den çekilmesiyle bölgedeki sömürge yönetimi 1967’de sona erdi.
Günümüzde geçişi aksatmak için boğazı yönetmek gerekmiyor
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Körfez’deki dış askerî ağırlık giderek Britanya’dan ABD’ye geçti. ABD Başkanı Jimmy Carter, 1980’de Körfez bölgesini dışarıdan bir gücün denetim altına alma girişiminin Amerikan çıkarlarına saldırı sayılacağını ve askerî güç dâhil gerekli araçlarla karşılanacağını ilan etti. history.state.gov
Bugün ise güçlü bir donanmaya sahip olmak, ticari gemilere güvenli geçiş sağlayabilmek için tek başına yeterli görünmüyor. Şubat 2026’da başlayan ABD ve İsrail’in İran’a karşı savaşıyla birlikte Hürmüz’de gemi trafiği sert biçimde düştü. Yemen’deki Husilerin faaliyetleri de Babülmendep çevresindeki taşımacılığı etkiliyor. Saldırı ihtimali, mayın riski ve yükselen sigorta ile navlun giderleri, bir su yolunu resmen kapatmadan da ticareti yavaşlatabiliyor. reuters.com
Al-Marashi’nin tarihsel değerlendirmesinin bugüne uzanan temel sonucu burada yatıyor: Bir devlet limanı ele geçirebilir, donanmasıyla geçişi gözetleyebilir ya da ticarette üstünlük kurabilir. Fakat boğazların çevresindeki yerel güçlerin kararlarını, ittifaklarını ve dirençlerini kalıcı biçimde ortadan kaldıramaz.
Uluslararası deniz hukukunda da ticareti fiilen etkileme gücü ile bir boğazın hukuki statüsü aynı şey değil. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi, uluslararası seyrüseferde kullanılan boğazlarda transit geçiş rejimini düzenliyor; kıyı devletlerinin yetkileri de bu çerçevede ele alınıyor. Hürmüz ve Babülmendep’in geçmişi, bu geçitler üzerindeki askerî ve ticari gücün el değiştirebildiğini; kıyılarındaki toplumların ise her dönemde denklemin içinde kaldığını gösteriyor. static.un.org
Haber, tarihçi Ibrahim Al-Marashi’nin paylaşılan incelemesi temel alınarak hazırlanmış; tarihsel bilgiler ve güncel deniz trafiği verileri ayrıca kontrol edilmiştir.





