TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube 2. Başkanı Meltem Akdoğan, milyonlarca, hatta milyarlarca yıllık süreçlerle oluşan jeolojik mirasın korunarak gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini belirtti.

6 Ekim Uluslararası Jeolojik Çeşitlilik Günü kapsamında açıklama yapan Akdoğan, jeolojik çeşitliliğin yalnızca uzak veya özel coğrafyalarda bulunmadığını; insanların yaşadığı kentlerin ve günlük yaşamın da bir parçası olduğunu ifade etti.

Akdoğan, “Jeolojik çeşitlilik kapımızın önünde. Görmek, tanımak ve korumak sorumluluğumuzdur” mesajını verdi.

Minerallerden su kaynaklarına, yaşamın temelini oluşturan çeşitlilik

Jeoçeşitliliğin; yerkürenin cansız doğasını oluşturan mineralleri, kayaları, fosilleri, toprakları, yer şekillerini ve su kaynaklarını kapsadığını belirten Akdoğan, bu unsurların insan yaşamı ve ekosistemler açısından hayati önem taşıdığını söyledi.

UNESCO tarafından 2021 yılında ilan edilen Uluslararası Jeolojik Çeşitlilik Günü’nün bu yılki temasının “Jeoçeşitlilik Kapımızın Önünde” olduğunu aktaran Akdoğan, insanların yakın çevrelerindeki jeolojik değerleri tanımasının koruma bilincinin gelişmesine katkı sağlayacağını vurguladı.

Sınırlı doğal kaynaklar bilinçli yönetilmeli

Jeolojik çeşitliliğin korunmasının doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı açısından önem taşıdığını belirten Akdoğan, mineral, toprak ve su gibi sınırlı kaynakların bilinçli ve verimli biçimde yönetilmesi gerektiğini ifade etti.

Jeolojik çevre ile biyoçeşitlilik arasındaki güçlü bağa dikkat çeken Akdoğan, yerbilimlerinin geçmişte yaşanan iklim değişikliklerinin ve yaşamın evriminin anlaşılmasında da önemli bir rol üstlendiğini kaydetti.

Türkiye’nin jeolojik mirası için envanter ve koruma çağrısı

Türkiye’nin jeolojik yapısı nedeniyle zengin bir jeoçeşitliliğe sahip olduğunu söyleyen Akdoğan, bu mirasın belirlenmesi, kayıt altına alınması ve korunması için kapsamlı çalışmalara ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi.

Jeolojik miras alanlarının tahrip edilmesinin yalnızca doğal değerlerin kaybına yol açmadığını vurgulayan Akdoğan, gelecek kuşakların ortak mirasının da yok olabileceği uyarısında bulundu.

Akdoğan, koruma çalışmalarında kamu kurumlarının sorumluluk üstlenmesi, bilimsel envanterlerin hazırlanması ve gerekli yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Uzun jeolojik süreçler sonucunda oluşan bu değerlerin, yok edildiklerinde yeniden kazanılmasının mümkün olmadığını ifade etti.

Afet risklerini azaltmak için jeolojik veriler kullanılmalı

Deprem, heyelan, tsunami, sel ve benzeri doğal tehlikelerin anlaşılması ve bunlardan kaynaklanan risklerin azaltılması açısından yerbilimlerinin önemine dikkat çeken Akdoğan, bilimsel verilerin arazi kullanım planlamasına ve kent yönetimine daha etkin biçimde dahil edilmesini istedi.

Jeolojik ve jeomorfolojik süreçlerin doğru anlaşılmasının dirençli yerleşimlerin oluşturulmasına katkı sağlayacağını belirten Akdoğan, jeolojik verilerin mekânsal yönetim süreçlerinde kullanılmasının daha güvenli ve sürdürülebilir kentler için gerekli olduğunu vurguladı.

Akdoğan, yerbilimleri eğitiminin yaygınlaştırılmasının da toplumsal farkındalığın artırılması açısından önemli olduğunu kaydetti.

“Görmek, tanımak ve korumak sorumluluğumuzdur”

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak jeolojik mirasın korunmasına yönelik çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Akdoğan, kamuoyuna jeoçeşitliliğe sahip çıkma çağrısı yaptı.

Akdoğan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Jeolojik mirasımızın belirlenmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması yönündeki çalışmaların takipçisi olmaya ve jeoçeşitliliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Jeolojik çeşitlilik kapımızın önünde. Görmek, tanımak ve korumak sorumluluğumuzdur.”