KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’ın ücretleri baskılayacağını, güvencesiz çalışmayı yaygınlaştıracağını ve özelleştirmeleri hızlandıracağını belirtti. Karagöz, “Gün birleşme, birlikte mücadele günüdür. Tüm emekçileri orta ve uzun vadeli saldırı programlarına karşı ortak mücadeleye çağırıyoruz” dedi.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’a ve köprülerle otoyolların işletme hakkının özel sektöre devredilmesine ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.

KESK Genel Merkezi’nde düzenlenen basın açıklamasında konuşan KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, OVP’nin toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan emekçilerin sorunlarına çözüm üretmediğini, ekonomik krizin yükünü bir kez daha ücretlilerin sırtına yüklediğini söyledi.

Whatsapp Image 2026 09 10 At 11.06.47

“Bu program kimin için hazırlanıyor?”

OVP’nin önümüzdeki üç yılın ekonomik ve sosyal politikalarına yön vereceğini, aynı zamanda bütçe hazırlıklarının temelini oluşturacağını hatırlatan Karagöz, şu soruları yöneltti:

“Bu program kimin için hazırlanıyor? Kimin hakkı ve çıkarı korunuyor? Nimet kime dağıtılıyor, külfet kimin sırtına yükleniyor?”

Emekçiler açısından OVP’de kullanılan ekonomik kavramların değil, sofraya konulan ekmeğin, ödenen kiranın, alınan ücretin ve geleceğe ilişkin güvencenin önemli olduğunu vurgulayan Karagöz, Türkiye’de her beş kişiden dördünün emeğiyle geçinen kesimlerden oluştuğunu ifade etti.

Karagöz; 32,5 milyon kişinin istihdamda olduğunu, yaklaşık 10 milyon kişinin kayıt dışı çalıştığını ve emekli sayısının 16 milyonu aştığını belirtti.

“Gelir adaletsizliği giderek derinleşiyor”

Türkiye’nin gelir adaletsizliğinde dünyada ön sıralarda bulunduğunu dile getiren Karagöz, toplumun en zengin yüzde 20’sinin toplam gelirin yarısını aldığını, nüfusun kalan yüzde 80’inin ise diğer yarısını paylaşmak zorunda kaldığını kaydetti.

Kayıtlı çalışan her iki işçiden birinin açlık sınırının altında kalan asgari ücretle çalıştığına dikkat çeken Karagöz, kamu emekçilerinin ortalama maaşlarının da yoksulluk sınırının yarısı seviyesine kadar gerilediğini söyledi.

Karagöz, “Toplumun ezici çoğunluğunu oluşturan milyonlar hayat pahalılığı, işsizlik ve güvencesizlik başta olmak üzere onlarca sorunla boğuşmaya devam ediyor” dedi.

“Enflasyon düşecek deniliyor, hedefler yükseliyor”

Yeni OVP’de önceki yıllara ilişkin enflasyon hedeflerinin yukarı yönlü güncellendiğine işaret eden Karagöz, 2026 yılı enflasyon hedefinin yüzde 16’dan yüzde 28,4’e, 2027 hedefinin yüzde 9’dan yüzde 21’e, 2028 hedefinin ise yüzde 8’den yüzde 13,5’e çıkarıldığını aktardı. Tek haneli enflasyon hedefinin de 2029’a ertelendiğini belirtti.

Enflasyon hedefleri ile gerçekleşen oranlar arasındaki farkın bedelini işçilerin, kamu emekçilerinin, emeklilerin ve tüm ücretlilerin ödediğini söyleyen Karagöz, şöyle konuştu:

“Yıllardır aynı hikâyeyi dinliyoruz. Enflasyon düşecek deniliyor, hedefler yükseliyor. Rakamlar ortada; maaşlarımız eriyor, hedefler yükseliyor.”

“Ücretler gerçekleşen enflasyona göre belirlenmiyor”

OVP’de yer alan “yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar” ifadesinin ücret, maaş ve aylıkları da kapsadığına dikkat çeken Karagöz, ücret artışlarının gerçekleşen enflasyona göre değil, önceden açıklanan ve sürekli değiştirilen hedeflere göre belirlendiğini söyledi.

2024 yılının yüzde 44,38 enflasyonla kapanmasına rağmen 2025 yılı asgari ücretinin yüzde 30 artırıldığını hatırlatan Karagöz, 2025 yılında yüzde 30,89 olarak gerçekleşen enflasyona karşılık 2026 yılı asgari ücret artışının yüzde 27’de kaldığını belirtti.

Kamu emekçilerinin maaş artışlarının da enflasyon hedeflerinin altında tutulduğunu ifade eden Karagöz, bu politikanın sürmesi halinde asgari ücretlilerin, emeklilerin ve kamu emekçilerinin gelir kaybının daha da büyüyeceğini vurguladı.

KESK: Güvenceli istihdam yerine esnek çalışma dayatılıyor

Türkiye’de geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 30,6’ya ulaştığını belirten Karagöz, geniş tanımlı işsiz sayısının 12 milyonu, zamana bağlı eksik istihdam edilenlerin sayısının ise 5 milyonu aştığını söyledi.

Buna rağmen OVP’de gençler başta olmak üzere güvenceli ve kadrolu istihdama ilişkin somut bir düzenleme bulunmadığını belirten Karagöz, “Güvenceli esneklik” adı altında kısmi zamanlı, çağrı üzerine ve proje bazlı çalışmanın yaygınlaştırılmak istendiğini ifade etti.

Karagöz, “Tam zamanlı, tam sigortalı ve insanca ücretli istihdam yerine emekçilere yarım ücret ve yarım sigorta dayatılıyor. Özellikle kadınların güvencesiz istihdamın temel dayanağı haline getirilmesi hedefleniyor” dedi.

“Vergi yükü yine emekçilerin sırtına yüklenecek”

OVP’deki vergi hedeflerine de değinen Karagöz, 2027 yılı için enflasyon hedefi yüzde 21 olarak belirlenirken vergi gelirlerinde yüzde 36 artış öngörüldüğünü söyledi. 2028 yılında ise yüzde 13,5’lik enflasyon hedefine karşılık vergi gelirlerinin yüzde 20,4 artırılmasının planlandığını aktardı.

Karagöz, vergi yükünün önemli bölümünün yıllardır olduğu gibi ücretlilere, kamu emekçilerine ve halka yükleneceğini belirterek adil bir vergi sistemi talebini yineledi.

MESEM uygulamalarına tepki

OVP’de staj ve işbaşı eğitim programlarının yaygınlaştırılmasının hedeflendiğine dikkat çeken Karagöz, MESEM kapsamındaki çocukların karşı karşıya kaldığı iş kazalarını ve yaşam hakkı ihlallerini hatırlattı.

Hatay’ın Samandağ ilçesindeki bir oto tamir atölyesinde meydana gelen patlamada 14 yaşındaki stajyer öğrenci Tunç Çam’ın yaşamını yitirdiğini belirten Karagöz, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diledi.

İSİG Meclisi verilerine göre 2026 yılında iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocuk işçi sayısının 61’e ulaştığını aktaran Karagöz, Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre de 2025 ve 2026 yıllarında mesleki eğitim merkezlerine kayıtlı 9 bin 950 öğrencinin iş kazası geçirdiğini, 37 öğrencinin yaşamını yitirdiğini söyledi.

Karagöz, “Çocukların yaşamını tehdit eden sonuçlar görmezden geliniyor, çocuk işçiliğinin eğitim politikaları aracılığıyla piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda yaygınlaştırılması hedefleniyor” dedi.

Ücretsiz okul yemeği kararına eleştiri

KESK Eş Genel Başkanı Karagöz, okul öncesi eğitimde bir dönem uygulanan ücretsiz yemek desteğinin kaldırılmasına karşı açılan davadaki ret kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onanmasına da tepki gösterdi.

Her beş çocuktan birinin okula aç gittiği bir ülkede ücretsiz yemek talebinin “mali kaynaklar ve ihtiyaçlar arasında denge kurma zorunluluğu” gerekçesiyle reddedilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Karagöz, “Bu kararla adeta çocukların açlık sorununun devletin önceliği olmadığı söylenmiştir” ifadelerini kullandı.

“Her 100 liralık verginin 20 lirası faize gidecek”

OVP’de önceliğin emekçilere değil, faizden ve ranttan kazanç sağlayan kesimlere verildiğini savunan Karagöz, 2027 yılında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın yüzde 3,7’sine karşılık gelen 4 trilyon 93 milyar liranın faiz harcamalarına ayrılmasının öngörüldüğünü söyledi.

Bu tutarın, 2027 yılında toplanması planlanan her 100 liralık verginin 20,3 lirasının faiz ödemelerine ayrılması anlamına geldiğini belirten Karagöz, bütçe kaynaklarının halkın temel ihtiyaçları için kullanılması gerektiğini vurguladı.

Köprü ve otoyolların devrine tepki

KESK, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile ikisi çevre yolu olmak üzere sekiz otoyolun özelleştirme programına alınmasına da tepki gösterdi.

Hazine ve Maliye Bakanlığının işlemi “satış” değil, 30 yıllık “işletme hakkı transferi” olarak nitelendirdiğini hatırlatan Karagöz, “Adı ne olursa olsun bunun sonucu kamu kaynağının sermayeye ve özel çıkarlara aktarılmasıdır” dedi.

Karagöz, bakım ve diğer giderler düşüldükten sonra 2025 yılında 500 milyon dolar net gelir elde edilen köprü ve otoyolların özel sektöre devredilmek istendiğini belirtti. Yapılan hesaplamalara göre işletme hakkını devralacak şirketlerin 30 yılda güncel kur üzerinden yaklaşık 871 milyar 920 milyon lira gelir elde edeceğini öne sürdü.

“Orman ve tarım alanları maden şirketlerine açılıyor”

Özelleştirme politikalarının köprü ve otoyollarla sınırlı olmadığını ifade eden Karagöz, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ihaleler sonucunda 46 ilde toplam 29 bin 218 hektarlık orman ve tarım alanının özel maden şirketlerine açıldığını söyledi.

OVP’de 2027 yılı için 183 milyar lira, 2028 yılı için ise 163,5 milyar lira özelleştirme geliri hedeflendiğini belirten Karagöz, kamu varlıklarının bütçe açığını kapatmak amacıyla sermayeye devredilmesine karşı mücadele edeceklerini kaydetti.

Eğitim Sen Giresun’dan Bakan Tekin’e sert eleştiri: “Ya çözüm üretin ya istifa edin”
Eğitim Sen Giresun’dan Bakan Tekin’e sert eleştiri: “Ya çözüm üretin ya istifa edin”
İçeriği Görüntüle

“Bu OVP sosyal yıkım bütçesinin habercisidir”

OVP’yi “emek düşmanı ve sermaye dostu” olarak nitelendiren Karagöz, programın işçilerin, kamu emekçilerinin, emeklilerin, kadınların, gençlerin ve çocukların sorunlarına çözüm sunmadığını ifade etti.

“Bu OVP, yıllardır emeği hedef alan saldırıların son halkasıdır” diyen Karagöz, programın aynı zamanda yeni bir sosyal yıkım bütçesinin habercisi olduğunu söyledi.

Karagöz: Gün birleşme ve birlikte mücadele günüdür

KESK’in sosyal yıkım bütçesini kabul etmeyeceğini açıklayan Karagöz; işçileri, kamu emekçilerini, emeklileri, kadınları, gençleri ve sendikalı-sendikasız tüm çalışanları birleşik mücadeleye çağırdı.

Karagöz, çağrısını şu sözlerle tamamladı:

“Gün; beyaz yakalı-mavi yakalı, kadrolu-sözleşmeli-ücretli, sendikalı-sendikasız diye bölünme günü değildir. Gün birleşme, birlikte mücadele günüdür. Gelin; insanca yaşamaya yetecek ücret, adil bir vergi sistemi, halk ve emek için bütçe, güvenceli iş ve güvenli gelecek için omuz omuza verelim. Baskılara, emeğimizin ve irademizin değersizleştirilmesine dur diyelim.”