KESK Kadın Kurultayı öncesi düzenlenen basın toplantısında konuşan KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher, kadınların artan şiddet, güvencesiz çalışma ve hak kayıpları karşısında örgütlü mücadeleyi büyüteceğini belirterek, “Mirasımız direniş, sözümüz mücadele” dedi. KESK’in 3. Kadın Kurultayı, 4-6 Eylül 2026 tarihlerinde Ankara’da yaklaşık 300 kadın delegenin katılımıyla gerçekleştirilecek.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Kadın Kurultayı öncesinde bugün saat 11.00’de Tarım Orkam-Sen Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenlendi. KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher tarafından okunan açıklamada, kadınların karşı karşıya olduğu şiddet, ekonomik eşitsizlik, güvencesiz çalışma, bakım yükü, savaş ve göç politikaları eleştirilirken, kadınların örgütlü mücadelesinin büyütüleceği vurgulandı.

“Mirasımız Direniş, Sözümüz Mücadele!” şiarıyla gerçekleştirilecek 3. KESK Kadın Kurultayı’nın 4, 5 ve 6 Eylül tarihlerinde Ankara’da yapılacağı belirtildi.

“Hak ve özgürlüklerin budandığı bir dönemde kurultaya gidiyoruz”

Açıklamada, kurultayın hak ve özgürlüklerin sistematik biçimde sınırlandırıldığı, sendikal ve demokratik alanın daraltıldığı bir dönemde gerçekleştirileceğine dikkat çekildi.

Toplumsal ve ekonomik krizlerin faturasının emekçilere, özellikle de kadınlara çıkarıldığı belirtilen açıklamada, “Aile on yılı” gibi politikaların kadınların üzerindeki çok yönlü sömürü ve baskıyı derinleştirdiği savunuldu.

Kadına yönelik şiddetin devam ettiği, LGBTİ+’lara yönelik nefret politikalarının sürdürüldüğü ifade edilen açıklamada, örgütlü güçlerden duyulan korkunun baskı, tehdit ve gözdağı politikalarıyla büyütüldüğü belirtildi.

“Adalete ulaşmanın neredeyse imkânsız olduğu bir dönemdeyiz”

Döne Gevher’in okuduğu açıklamada, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş’in ölümlerine ilişkin soru işaretlerine dikkat çeken kadınların ve ailelerin karşılaştığı baskılara da değinildi.

Gülistan Doku dosyasında gerçeklerin ailelerin ve kadınların yıllarca sürdürdüğü ısrarlı takip sonucunda görünür hale geldiği belirtilerek, bazı cinayetlerin arkasındaki çeteleşme ve kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin iddialara dikkat çekildi.

Açıklamada, adalete ulaşmanın giderek zorlaştığı bir dönemde kadınların birbirine ve örgütlü dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu vurgulandı.

“Bir Kurultay’da buluşuyor olmak bu nedenle çok kıymetli” denildi.

Whatsapp Image 2026 08 31 At 11.21.18

“2026’nın ilk altı ayında 150 kadın öldürüldü”

KESK’in açıklamasında kadına yönelik şiddete ilişkin verilere de yer verildi.

Buna göre, 2026 yılının ilk altı ayında 150 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 151 kadının ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçti.

Öldürülen kadınların yüzde 61’inin kendi evlerinde katledildiği belirtilirken, kadınların yalnızca 8’inin öldürüldüğü sırada 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma altında olduğu ifade edildi.

Açıklamada, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına da tepki gösterildi. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ardından kadın cinayetlerinde artış yaşandığı belirtilerek, 2021 yılının ilk yarısında 131 olan kadın cinayeti sayısının 2026’nın ilk yarısında 150’ye yükseldiği kaydedildi.

“Şiddetin özünde kadınların karar alma özgürlüğüne saldırı var”

Kadınların özellikle boşanma, ayrılma veya kendi yaşamları hakkında karar verme iradesini ortaya koydukları dönemlerde şiddetin hedefi haline geldiğine dikkat çekilen açıklamada, bunun kadına yönelik şiddetin temelinde kadınların özgür iradesini ve karar alma hakkını engelleme çabasının bulunduğunu gösterdiği belirtildi.

KESK, buna karşı en güçlü özsavunma mekanizmasının ise işyerlerinde, sendikalarda ve mahallelerde örgütlü dayanışma ağları oluşturmak olduğunu vurguladı.

Kadınların yüzde 64’ü işgücünün dışında

Açıklamada kadınların çalışma yaşamındaki durumuna ilişkin veriler de paylaşıldı.

TÜİK ve Birleşmiş Milletler Türkiye bürosunun “Türkiye’de İstatistiklerle Kadın” raporuna göre, çalışma çağındaki 33 milyondan fazla kadının yüzde 64’ünün işgücünün tamamen dışında kaldığı belirtildi.

21 milyon 548 bin kadının çalışmak istediği halde bakım yükü ve yapısal engeller nedeniyle işgücüne katılamadığı ifade edilirken, istihdam edilen her 10 kadından 3’ünün kayıt dışı çalışmaya itildiği kaydedildi.

Kadınların çalışma yaşamında karşı karşıya kaldığı eşitsizliğin yalnızca istihdam oranlarıyla sınırlı olmadığı belirtilen açıklamada, güvencesiz ve kayıt dışı çalışmanın kadınların ekonomik bağımsızlığını da zayıflattığı vurgulandı.

“Türkiye cinsiyet eşitliğinde 148 ülke arasında 135. sırada”

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Cinsiyet Eşitliği Raporu’na da değinilen açıklamada, Türkiye’nin 148 ülke arasında 135. sırada yer aldığı belirtildi.

Türkiye’nin 2024 yılında 127. sırada olduğu hatırlatılarak, bir yıl içerisinde 8 basamak gerilediği ve Avrupa’da son sırada bulunduğu ifade edildi.

KESK, bu tabloyu kadınların kazanımlarının sistematik biçimde geri alınması olarak değerlendirdi.

Açıklamada, kadınların örgütlü sesinin zayıflatılmasına ve hak arama kanallarının daraltılmasına dayalı politikaların kadınların yaşamını doğrudan etkilediği belirtilerek, güçlü ve yaygın bir sendikal kadın örgütlenmesine duyulan ihtiyacın arttığı vurgulandı.

KESK’te kadın örgütlenmesinin geçmişi

Açıklamada KESK’in kadın örgütlenmesine ilişkin tarihsel sürecine de yer verildi.

Aralık 1995’te kurulan KESK’in daha ilk genel kurulunda kadın sekreterliğini kurumsallaştırdığı ve kadın mücadelesini sendikal yapının ayrılmaz bir parçası haline getirdiği belirtildi.

21-22 Şubat 1998’de Ankara’da gerçekleştirilen ilk Kadın Kurultayı’nın ardından kadın mücadelesinin sendikal yapı içerisinde daha güçlü biçimde örgütlendiği, 2000 yılındaki Genel Kurul’da kadın sekreterliğinin Merkez Yürütme Kurulu’nun kalıcı bileşeni olarak tüzüğe girdiği aktarıldı.

6 Temmuz 2014’te gerçekleştirilen 8. Olağan Genel Kurul ile eşbaşkanlık, eşit temsiliyet ve kadın meclislerinin karar organı olarak tanımlanmasıyla kadınların örgütlenmesinin daha da güçlendirildiği ifade edildi.

KESK’in kadınların karar alma mekanizmalarında fiilen söz sahibi olduğu ve eşit temsili örgütsel ilke haline getirdiği belirtildi.

“Sistemin çarklarına takılan çakıl taşları olmaya devam edeceğiz”

KESK’in bugüne kadar iki kadın kurultayı gerçekleştirdiği hatırlatılan açıklamada, bu kurultayların sendikalara bağlı kadınların işyerlerinde ve illerde biriktirdiği deneyimlerin ortak bir iradeye dönüştüğü alanlar olduğu belirtildi.

  1. Kadın Kurultayı’nın da bu geleneğin devamı olduğu ifade edilerek, önceki kurultayda kullanılan “sistemin çarklarına takılan çakıl taşları” ifadesine atıfta bulunuldu.

KESK’li kadınların iki yıldır Türkiye’nin farklı illerinde, bölgelerinde ve işkollarında “Mirasımız Direniş, Sözümüz Mücadele” şiarıyla atölyelerde, kadın kamplarında ve panellerde bir araya geldiği aktarıldı.

Beş ana başlık, 15 atölye

2024’ten bu yana gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında eğitim, sağlık, yerel yönetimler, bürolar, laboratuvarlar ve farklı işyerlerinde kadınların karşılaştığı ayrımcılığın ele alındığı belirtildi.

Bakım emeğinin kadınların omuzlarına yüklenen görünmez yükü, savaş ve otoriterliğin kadınların yaşamına etkileri ile laikliğe yönelik saldırıların da tartışıldığı ifade edildi.

Bu çalışmalarla ortaya çıkan birikimin Ankara’daki kurultaya taşınacağı belirtilerek, üç gün boyunca beş ana başlık altında toplam 15 atölye gerçekleştirileceği açıklandı.

Atölyelerde;

  • Kadın emeği,
  • Ataerkillik, muhafazakârlık ve şiddet,
  • Savaş, mültecilik ve göç,
  • Sendikal mücadele,
  • Örgütlenme

başlıklarının ele alınacağı belirtildi.

Kurultay sonucunda hazırlanacak bildirgenin ise kadınların ortak aklı ve deneyimleri doğrultusunda şekilleneceği ifade edildi.

“Kadınların söz ve karar sahibi olduğu sendikal mücadeleyi büyüteceğiz”

KESK açıklamasında, kadınların sendikal yapılarda yalnızca temsil edilen değil, söz, yetki ve karar sahibi olan özneler olması gerektiği vurgulandı.

Kadınların sendikal mücadelede güçlenmesinin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sorgulanmasına, demokrasi mücadelesinin büyütülmesine ve savaş, göç ve şiddet ortamında barış mücadelesinin güçlenmesine katkı sunacağı belirtildi.

Kadınların yalnızca kamu hizmeti sunan emekçiler olarak değil, aynı zamanda kamusal hizmetlerden yararlanan kadınlar olarak da mücadele yürüttüğü ifade edildi.

KESK’in talepleri sıralandı

Basın toplantısında kadınların temel talepleri de bir kez daha kamuoyuyla paylaşıldı.

KESK tarafından dile getirilen talepler şöyle sıralandı:

  • İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun eksiksiz ve etkin biçimde uygulanmalı.
  • ILO’nun 190 Sayılı Sözleşmesi’ne taraf olunmalı.
  • Kadın istihdamı güvenceli ve tam zamanlı hale getirilmeli.
  • Eşit işe eşit ücret fiilen hayata geçirilmeli.
  • Kamusal bakım hizmetleri yaygınlaştırılmalı.
  • Kadınların karar alma mekanizmalarında ve toplu sözleşme masalarında temsili güvence altına alınmalı.
  • Sendikal örgütlenme ve toplu sözleşme hakkının önündeki hukuki ve fiili engeller kaldırılmalı.
  • Kadınların özgürce örgütlenmesinin önündeki engeller kaldırılmalı.

Yaklaşık 300 kadın delege Ankara’da buluşacak

KESK’in 3. Kadın Kurultayı, 4-5-6 Eylül 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek.

Türkiye’nin hemen her ilinden ve KESK’e bağlı farklı işkollarından yaklaşık 300 kadın delegenin kurultayda bir araya gelmesi bekleniyor.

Üç gün boyunca gerçekleştirilecek atölyelerde kadın emekçilerin gündemlerinin ortaklaştırılması, sendikal kadın örgütlenmesinin güçlendirilmesi ve önümüzdeki dönemin mücadele hattının belirlenmesi hedefleniyor.

Kurultayın ardından ortaya çıkacak sonuç bildirgesiyle KESK’li kadınların önümüzdeki döneme ilişkin talepleri, mücadele başlıkları ve yol haritasının kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.

“Asla geri adım atmayacağız”

KESK Kadın Kurultayı öncesinde yapılan açıklama, kadınların örgütlü mücadelesinin sürdürüleceği mesajıyla sonlandırıldı.

KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher’in okuduğu açıklamada, kadınların hak ve özgürlüklerinden vazgeçmeyeceği vurgulanarak şu mesaj verildi:

“Bilinmelidir ki biz bu hakkı istemeye değil, almaya geliyoruz. Mücadelemiz sürüyor, sürecek. Asla geri adım atmayacağız. Mirasımız direniş, sözümüz mücadele!”