DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, İstanbul’da yaşanan sel ve su baskınlarına ilişkin TBMM Başkanlığına yazılı soru önergesi sundu. Konukçu, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yanıtlamasını istediği önergede, felaketin yalnızca yağışın şiddetiyle açıklanamayacağını belirterek plansız yapılaşma, imar uygulamaları, yeşil alan kaybı ve altyapı eksikliklerine dikkat çekti.
Sel ve taşkınların İstanbul’da tekrarlanan bir kent krizine dönüştüğünü vurgulayan Konukçu, yaşanan can kayıplarında ve mağduriyetlerde idari ihmallerin bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulmasını istedi.
“Meteorolojik bir kader değil, siyasi bir tercih”
Önergenin gerekçesinde, Kuzey Ormanları ve yeşil alanların kaybı, dere yataklarının imara açılması, beton yüzeylerin artması ve altyapı yatırımlarının yetersizliği eleştirildi.
Konukçu, yağışın kentte yıkıcı sonuçlara yol açmasını şu ifadelerle değerlendirdi:
“Ancak kentin bu yağış karşısında teslim olması meteorolojik bir kader değil; siyasi bir tercihtir.”
Ayamama, Kurbağalıdere, Çırpıcı ve Haramidere gibi derelerin yataklarının daraltıldığını belirten Konukçu, suyun doğal akışını engelleyen uygulamaların sel riskini artırdığını savundu.
“Meteorolojik uyarılar hangi kurumlara, ne zaman iletildi?”
Meteorolojik uyarılara rağmen yeterli önleyici tedbir alınmadığını ileri süren Konukçu, uyarıların hangi kurumlara, hangi tarihlerde iletildiğinin açıklanmasını istedi.
Önergede, merkezi ve yerel yönetimlerin felaket öncesinde hangi somut önlemleri aldığı sorularak kamu ve özel sektörde mesailerin erken bitirilmesi, riskli yolların trafiğe kapatılması ve ulaşımın güvenli biçimde düzenlenmesi gibi tedbirlerin neden önceden uygulanmadığı gündeme getirildi.
Konukçu ayrıca araçlarında, evlerinde, iş yerlerinde ve alt geçitlerde mahsur kalan yurttaşların sayısını; AFAD ve Valilik koordinasyonundaki ekiplerin bu kişilerin kaçına zamanında ulaşabildiğini sordu.
Çocuğun ölümüne ilişkin soruşturma sorusu
Konukçu, önergenin gerekçesinde biri 14 yaşında bir çocuk olmak üzere dört kişinin yaşamını yitirdiğini, beş kişinin ise kayıp olduğunu belirtti. Bakanlıktan yaşamını yitiren yurttaşların kesin ölüm nedenlerinin açıklanmasını istedi.
Önergede, 14 yaşındaki çocuğun sel suyundaki elektrik kaçağı nedeniyle hayatını kaybettiği yönündeki bilgiye ilişkin olarak, ilgili elektrik dağıtım şirketi ve denetimden sorumlu kamu görevlileri hakkında adli veya idari süreç başlatılıp başlatılmadığı soruldu.
“Okulların tatil edilmesi için neden felaket beklendi?”
Önergenin başlıklarından biri de eğitime ara verilmesi kararının zamanlaması oldu.
Konukçu, tatil kararının su baskınları başladıktan sonra alındığını belirterek öğrencilerin, ailelerin ve servislerin karşı karşıya kaldığı tehlikenin idari sorumluluğunun araştırılmasını istedi.
Bakanlığa, kararın neden daha önce alınmadığı ve süreçte sorumluluğu bulunan idareciler hakkında soruşturma açılıp açılmadığı soruldu.
Sel altında kalan alanlar deprem planlarında da yer alıyor mu?
Konukçu, su altında kalan veya erişilemez hâle gelen bölgelerin kaçının olası İstanbul depremi için belirlenen afet toplanma alanları ve tahliye güzergâhları içinde bulunduğunun açıklanmasını istedi.
Sel sırasında yaşanan ulaşım ve koordinasyon sorunlarını deprem hazırlığı açısından da gündeme getiren Konukçu, AFAD’ın olası bir deprem krizini yönetmeye yönelik somut acil durum planlarını sordu.
Dere yataklarında kaç yapıya kayıt belgesi verildi?
2018’deki “İmar Barışı” uygulamasına da değinen Konukçu, İstanbul’da dere yatakları, taşkın riski taşıyan alanlar ve su havzalarında bulunan kaç binaya Yapı Kayıt Belgesi veya ruhsat verildiğinin açıklanmasını talep etti.
Riskli yapılara onay veren ve denetim sorumluluğu bulunan idareler hakkında inceleme başlatılıp başlatılmayacağı da önergedeki sorular arasında yer aldı.
“Yurttaşların zararları karşılanacak mı?”
Sel nedeniyle evleri, iş yerleri, dükkânları ve araçları zarar gören yurttaşların sayısını soran Konukçu, özellikle dar gelirli ve işçi ailelerin kayıplarının tamamının AFAD ve Valilik imkânlarıyla karşılanıp karşılanmayacağını gündeme getirdi.
Konukçu ayrıca yağmur suyunun toprak tarafından tutulmasını sağlayan “sünger kent” uygulamaları, geçirgen yüzeylerin artırılması ve dere yataklarının rehabilitasyonu için yürütülen projelerin bütçeleri ile tamamlanma oranlarını istedi.
“Can kayıpları kader diye geçiştirilemez”
Felaketin önlenebilir yönlerinin araştırılması gerektiğini vurgulayan Konukçu, merkezi hükümet ve ilgili bakanlıkların siyasi ve idari sorumluluk üstlenip üstlenmeyeceğini sordu.
Benzer olayların tekrarını engelleyecek yapısal önlemlerin açıklanmasını isteyen Konukçu, önergenin gerekçesinde şu değerlendirmeye yer verdi:
“Can kayıplarının ‘kader’ diye geçiştirilmesine, yeni facialara zemin hazırlanmasına izin verilmemelidir.”





