DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, okul ve okul çevrelerinde yaşanan şiddet olaylarına ilişkin hazırladığı gerekçede, güvenliğin yalnızca okul binasıyla sınırlı değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Çocukların okula geliş ve gidiş güzergâhlarından beslenme ve psikososyal destek ihtiyaçlarına kadar uzanan sorunların birlikte araştırılmasını istedi.
Konukçu, kamusal eğitimin niteliği, okul altyapısı, personel eksikliği ve ekonomik eşitsizlikler konusunda iktidarın politikalarını eleştirdi. Okullarda yaşanan şiddet, akran zorbalığı ve çocukların eğitimden kopmasına yol açan koşulların birbirinden bağımsız olmadığını savundu.
Manisa ve Osmaniye’deki saldırıları hatırlattı
Konukçu, gerekçesinde Nisan 2026’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi ile Kahramanmaraş’ta, 22 Eylül’de Manisa’nın Turgutlu ilçesinde ve 28 Eylül’de Osmaniye’de yaşanan silahlı saldırılara yer verdi. Van’ın Tuşba ilçesinde bir öğrencinin okula silahla gelmesi ve İstanbul Küçükçekmece’de öğrencilerin kullandığı binada tabanca bulunmasına ilişkin olayları da silahlara erişim ve okul güvenliği bakımından değerlendirdi.
Osmaniye Valiliği, 28 Eylül’de Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi bahçesinde silahlı saldırıya uğrayan Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili’nin hastanede yaşamını yitirdiğini açıklamıştı. Valilik, ilk tespitlere göre olayın eğitim faaliyetleriyle ilgili olmadığının, şüpheli ile öğretmen arasındaki ailevi ve kişisel bir meseleden kaynaklandığının değerlendirildiğini bildirmişti.
Konukçu ise olayın okul bahçesinde, öğrenciler eğitim görürken yaşandığına dikkat çekerek kişisel husumet değerlendirmesinin okul güvenliğiyle ilgili soruları ortadan kaldırmadığını savundu. Turgutlu’daki saldırının “okul önü saldırısı” olarak tanımlanmasına da karşı çıkan Konukçu, okul çevresi ve ulaşım güzergâhlarının çocukların güvenliği kapsamında görülmesi gerektiğini belirtti.
Yedi bakanlığın protokolünün etkinliği sorgulansın
Millî Eğitim Bakanlığı, çocukların eğitim süreçlerinde güvenliğini güçlendirmeyi amaçlayan yedi bakanlıklı iş birliği protokolünün 21 Eylül’de imzalandığını duyurmuştu. Bakanlık açıklamasında okul çevrelerinde güvenlik uygulamaları, risk değerlendirmeleri ve rehberlik çalışmalarına ilişkin tedbirler de sıralanmıştı.
Konukçu, protokolün imzalanmasından kısa süre sonra Manisa ve Osmaniye’de saldırılar yaşandığını belirterek alınan önlemlerin etkinliğinin ve kurumlar arasındaki koordinasyonun araştırılmasını istedi. Saldırıların ardından yalnızca olayların gerçekleştiği fiziksel alana veya kişisel gerekçelerine odaklanılmasının, kamu idaresinin sorumluluğuna ilişkin soruları yanıtsız bıraktığını ifade etti.
“Güvenli okul” için sosyal politika vurgusu
Konukçu’ya göre okul güvenliği, kapılarda alınacak önlemlerle sınırlı tutulamaz. Gerekçede çocuk yoksulluğu, eğitim giderlerinin ailelere yükü, akran zorbalığı, rehberlik ve psikososyal destek personeli eksikliği ile çocukların çalıştırılmasına yol açan koşullar da güvenlik sorununun parçaları olarak ele alındı.
Konukçu; silaha erişimin önlenmesi, risklerin erken belirlenmesi, yeterli sayıda kadrolu psikolojik danışman, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve sağlık personeli görevlendirilmesi çağrısı yaptı. Çocukların sorunlarını ifade edip karar süreçlerine katılabilmesi için okullarda Çocuk Meclisleri ve Akran Arabuluculuğu mekanizmaları kurulmasını önerdi.
Hazırlanan gerekçede, eğitim politikaları ve sosyal koşulların yanı sıra okul altyapısı, rehberlik hizmetleri, okul çevrelerinin güvenliği ve kurumlar arası koordinasyonun birlikte incelenmesi; çocukların güvenli, eşit, laik, anadilinde, bilimsel ve nitelikli eğitim hakkı için kalıcı öneriler geliştirilmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması istendi.





