DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş, TBMM KİT Komisyonu’nda Cengiz Holding tarafından işletilen Eti Bakır tesislerinin Mazıdağı’ndaki faaliyetlerini gündeme taşıdı. Yaklaşık 30 bin hektarlık maden ruhsat alanının ilçenin yüzölçümünün üçte birinden fazlasını kapsadığını belirten Güneş, su kaynaklarının tükenmesi, tarım ve hayvancılığın yok olması ve köylerin boşalması riskine dikkat çekti. “Bu bir ekokırımdır” diyen Güneş, Bakanlık yetkililerine seslenerek denetim raporlarının açıklanmasını istedi.
DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş, 14 Ekim 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu’nda yaptığı konuşmada, Mardin’in Mazıdağı ilçesinde Cengiz Holding tarafından işletilen Eti Bakır tesislerinin çevresel etkilerine ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünün denetim raporlarının görüşüldüğü toplantıda söz alan Güneş, madencilik faaliyetlerinin yalnızca doğal yaşamı değil, bölge halkının geçim kaynaklarını, sağlığını ve geleceğini de tehdit ettiğini savundu.
Güneş, özellikle maden sahalarının genişletilmesine yönelik girişimlerin mevcut çevresel sorunlar giderilmeden gündeme getirilmesine tepki göstererek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Eti Maden yetkililerinden açıklama istedi.
“30 bin hektarlık ruhsat alanı bir ilçenin geleceğini ortadan kaldırabilir”
Mazıdağı’ndaki maden faaliyetlerinin ulaştığı büyüklüğe dikkat çeken Güneş, yaklaşık 30 bin hektarlık ruhsat alanının ilçenin toplam yüzölçümünün üçte birinden fazlasına karşılık geldiğini söyledi.
Bu büyüklükteki bir alanın madencilik faaliyetlerine açılmasının yalnızca çevresel bir sorun olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Güneş, ilçenin ekonomik ve toplumsal yaşamının da doğrudan etkileneceğini ifade etti.
Güneş, olası sonuçları şu sözlerle anlattı:
“Bu alanın tamamının işletilmesi bir ilçenin ölümü anlamına geliyor, bir ilçeyi geleceksiz bırakmak anlamına geliyor.”
Madencilik faaliyetlerinin genişlemesiyle birlikte su kaynaklarının azalabileceğini, tarım arazilerinin zarar görebileceğini ve hayvancılığın sürdürülemez hale gelebileceğini dile getiren Güneş, bölgedeki köylerin geleceğine ilişkin kaygılarını da paylaştı.
“90’ların köy yakmaları, bugünün maden tesislerinin köy boşaltmalarına dönüştü”
Mazıdağı ve çevresindeki kırsal yaşamın madencilik faaliyetlerinden doğrudan etkilendiğini savunan Güneş, bölgenin geçmişte yaşadığı zorunlu göç ve köy boşaltmalarına da göndermede bulundu.
Güneş, “90’ların köy yakmaları bugünün maden tesislerinin köy boşaltmalarına dönmüş durumda” ifadelerini kullandı.
Köylerde yaşamın sürdürülebilmesi için su kaynaklarının, tarım alanlarının ve meraların korunmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Güneş, madencilik faaliyetlerinin genişletilmesinin bölgedeki yerleşim alanları üzerindeki etkilerinin kapsamlı biçimde araştırılmasını istedi.
“Bu bir ekokırımdır, bu bir halk sağlığı riskidir”
Komisyon toplantısında Mazıdağı’na bağlı Kocakent köyündeki hayvan otlatma alanlarının tesislere yakınlığını gösteren görüntüler paylaşan Güneş, madencilik faaliyetlerinin ekosistem üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Mazıdağı isminin bölgede yetişen mazı ağaçlarından geldiğini hatırlatan Güneş, tesislerin faaliyetleriyle birlikte köylerdeki su miktarının azaldığını ve mazı ağaçlarının yetişme alanlarının daraldığını söyledi.
Güneş, yaşananları şu sözlerle değerlendirdi:
“Bu bir ekokırımdır, bu bir çevresel kırımdır, bu bir halk sağlığı riskidir.”
Bölgedeki ekoloji platformlarının, sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin ve yurttaşların tesislerin genişletilmesine yönelik itirazlarının dikkate alınması gerektiğini belirten Güneş, ekonomik faaliyetlerin insan sağlığı ve doğal yaşam üzerindeki etkilerinin görmezden gelinemeyeceğini ifade etti.
Karasu’da ölü balıklar: “Suyun kirlendiği analizlerle ortaya çıktı”
Beritan Güneş, konuşmasında Mazıdağı yakınlarındaki Karasu olarak bilinen Çeme Reş piknik alanında yaşandığını belirttiği çevre kirliliğine de değindi.
Bölgede ölü balıkları bizzat gördüğünü anlatan Güneş, bunun üzerine alınan su örneklerinin analiz edildiğini ve kirlilik tespit edildiğini söyledi.
Tesis atıklarında insan sağlığını, hayvanları ve doğal yaşamı olumsuz etkileyebilecek zehirli maddeler bulunduğuna ilişkin bağımsız bulgular olduğunu ifade eden Güneş, bu verilerin kamu kurumlarınca ayrıntılı biçimde incelenmesini istedi.
Güneş'in aktardığı bulguların, kirliliğin kaynağını ve tesis faaliyetleriyle bağlantısını ortaya koyacak bağımsız ve kapsamlı incelemelerle değerlendirilmesi gerekiyor.
“Tesisler neden bağımsız biçimde denetlenemiyor?”
Eti Bakır tesislerinin çevresinin tel örgülerle kapatıldığını belirten Güneş, sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının tesis alanına erişemediğini söyledi.
Bu durumun bağımsız denetim yapılmasını güçleştirdiğini ifade eden Güneş, Bakanlık yetkililerine denetim süreçlerine ilişkin sorular yöneltti.
Tesislerin hangi tarihlerde denetlendiğinin, denetimlerde hangi çevresel risklerin belirlendiğinin ve hazırlanan raporların kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmayacağının açıklanmasını isteyen Güneş, bölge halkının şeffaf bilgiye ulaşma hakkına dikkat çekti.
Güneş, özellikle Şanlı, Karataş, Balpınar, Arısu, Kocakent, Ekinciler ve Karasu köylerinde yaşayan yurttaşların su kaynaklarının azalması ve çevresel etkiler konusunda yanıt beklediğini belirtti.
“Mevcut sorunlar çözülmeden tesisler neden genişletiliyor?”
Mazıdağı’ndaki tesislerin genişletilmesine yönelik projeleri de eleştiren Güneş, mevcut faaliyetlerin çevresel sonuçları tam olarak ortaya konulmadan yeni maden sahalarının gündeme getirilmesini sorguladı.
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarının hangi bilimsel yöntemlerle hazırlandığının açıklanmasını isteyen Güneş, bölge halkının itirazlarının değerlendirme süreçlerinde dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Madencilik faaliyetlerinin su kaynakları, tarım, hayvancılık ve halk sağlığı üzerindeki birikimli etkilerinin araştırılmasını talep eden Güneş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının denetim ve yaptırım sorumluluğunu hatırlattı.
Bartın maden faciasını hatırlattı: “42 madenciyi unutmayacağız”
Beritan Güneş, konuşmasının sonunda 14 Ekim 2022 tarihinde Bartın’ın Amasra ilçesinde meydana gelen ve 42 madencinin yaşamını yitirdiği maden faciasının dördüncü yıl dönümünü hatırlattı.
Komisyonda iş güvenliği ve İş Kanunu üzerine sunumlar yapılmasına rağmen yaşamını yitiren madencilerin anılmamasını eleştiren Güneş, işçi sağlığı ve güvenliği konusundaki açıklamaların samimiyetle desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Güneş, “Eğer anmış olsaydınız bu facianın ardından biz samimiyetle ve açık yüreklilikle gerçekten iş güvenliğini, işçinin, emekçinin canını düşündüğünüzü düşünürdük” dedi.
Amasra'da yaşamını yitiren madencileri ve ailelerini anan Güneş, işçilerin ve emekçilerin yaşam hakkını savunmayı sürdüreceklerini ifade etti.
Mazıdağı için yanıt bekleyen sorular
Beritan Güneş'in TBMM KİT Komisyonu'nda gündeme getirdiği açıklamalar, Mazıdağı'ndaki madencilik faaliyetlerinin geleceğine ilişkin önemli soruları yeniden gündeme taşıdı.
Yaklaşık 30 bin hektarlık ruhsat alanının ne kadarının fiilen işletildiği, tesislerin su kaynakları üzerindeki etkileri, atıkların nasıl denetlendiği, ÇED süreçlerinin hangi verilerle yürütüldüğü ve bölge halkının itirazlarının nasıl değerlendirildiği açıklığa kavuşturulmayı bekliyor.
Güneş'in açıklamalarının merkezinde ise tek bir soru bulunuyor: Mazıdağı'nda madencilik faaliyetleri genişlerken, ilçenin doğası, suyu, tarımı ve köylerdeki yaşam nasıl korunacak?





