Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Anadolu Ajansı Analiz için kaleme aldığı 17 Ekim 2026 tarihli yazısında, devam eden sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Uçum, süreci “çözüm süreci” yerine “geçiş süreci” olarak tanımladı. Sürecin devlet inisiyatifiyle yürütüldüğünü belirten Uçum, uygulama aşamasındaki adımların hızlandırılması gerektiğini ifade etti.
Sürecin başlangıcına ilişkin değerlendirme
Uçum, sürecin fikrî başlangıcını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 25–26 Ağustos 2024’te Ahlat ve Malazgirt programlarında yaptığı açıklamalara dayandırdı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çıkışlarıyla sürecin pratik bir aşamaya geçtiğini savunan Uçum, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasını da önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirdi.
Yazısında Meclis komisyonunun çalışmalarına ve çerçeve yasaya değinen Uçum, 467 milletvekilinin kabul oyu verdiğini belirttiği düzenlemenin 18 Ağustos 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla yeni bir aşamaya geçildiğini aktardı.
Erteleme uygulaması için aşamaları sıraladı
Uçum, 7595 sayılı Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun olarak adlandırdığı düzenlemenin geçiş sürecinin hukukunu oluşturduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında Takip ve Değerlendirme Kurulu oluşturulduğunu, kurulun planlama yaptığını ve alt komisyonları belirlediğini aktaran Uçum, erteleme uygulamasını altı aşamada ele aldı: Genel koşul, özel koşul, değerlendirme, karar, süreç ve sonuç.
Uçum’un anlatımına göre genel koşul; örgütün fiilî varlığına son verdiği, silah ve mühimmatın teslim edildiği yönündeki tespitlerin teyidine ilişkin MGK kararının alınması ve Resmî Gazete’de yayımlanması olacak.
İlanın ardından kapsamdaki kişilerin altı ay içinde yetkili mercilere yazılı başvuruda bulunmasını özel koşul olarak açıklayan Uçum, başvuruların bizzat veya avukat aracılığıyla yapılabileceğini belirtti.
Başvurularda üç koşul birlikte değerlendirilecek
Uçum, başvuruların savcılıklar, mahkemeler ve infaz hâkimlikleri tarafından inceleneceğini ifade etti.
Yazısındaki açıklamaya göre değerlendirmede kişinin düzenlemenin kapsamına girip girmediğine, ilgili suçların kapsamda bulunup bulunmadığına ve istisna tutulan suçlardan olup olmadığına bakılacak.
Bu üç koşulun birlikte karşılanması halinde erteleme kararı verileceğini belirten Uçum, kararlara karşı itiraz hakkı bulunduğunu da kaydetti. Sürenin sonunda kişinin hukuki durumuna göre takipsizlik, düşme veya infaz edilmiş sayılma kararlarının gündeme gelebileceğini aktardı.
Öcalan’ın çalışma koşullarına ilişkin açıklama
Öcalan’ın statüsü etrafındaki tartışmalara da değinen Uçum, konunun onun süreçte üstlendiği rolü yerine getirebilmesi için gerekli koşulların sağlanmasıyla ilgili olduğunu savundu.
İmralı’da cezaevi binasına bağlı bir ünite olarak yapılan mekânın çalışma ortamı oluşturmayı amaçladığını belirten Uçum, zamanı geldiğinde açık görüşme çeşitliliğinin sağlanmasını da aynı çerçevede değerlendirdi.
Uçum, bu imkânların serbest bırakma veya ayrıcalık sağlama şeklinde yorumlanmasına karşı çıktı. Öcalan’ın özgürlüğü üzerinden yürütülen tartışmaların da süreci aksatabilecek yapay sorunlar yarattığını ileri sürdü.
DEM Parti ve yeniden yapılanma tartışmalarına değindi
Yazısında DEM Parti’nin yeniden yapılanması ile “Demokratik Cumhuriyet Hareketi” ve “Yurtsever Sol Demokrasi” adları etrafındaki tartışmaları da değerlendiren Uçum, bu alanlarda pozisyon ve statü mücadeleleri yaşanabileceğini öne sürdü.
Siyasi yapıların kendi iç süreçlerini nasıl yöneteceklerine kendilerinin karar vereceğini belirten Uçum, iç çekişmelerin sürece zarar veren bir dile dönüşmemesi gerektiğini savundu.
Uçum, süreci aksattığını düşündüğü fikrî ve pratik girişimlere karşı tedbir alınmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
“Diyalog ve müzakere birbirine karıştırılmamalı”
Uçum’un yazısında öne çıkan başlıklardan biri, mevcut süreç ile yeni anayasa çalışmalarının ayrılması oldu.
Geçiş sürecini diyalog, yeni anayasa ve demokrasinin ilerletilmesini ise müzakere başlığı altında değerlendiren Uçum; diyalog muhataplarını Öcalan, ona bağlı kadrolar, bağlantılı oluşumlar ve yasal süreçteki temsilciler olarak sıraladı.
Yeni anayasa müzakerelerinin muhatabının ise toplumun bütün kesimleriyle meşru siyasi ve sosyal temsilciler olduğunu belirtti. Anayasa ve demokrasiye ilişkin taleplerin diyalog sürecinin koşulu olarak gündeme getirilmesine karşı çıktı.
MGK kararı için yıl sonunu işaret etti
Tespit aşamasının hızlandırılmasını isteyen Uçum, 2026 yılı tamamlanmadan tespit ve teyide ilişkin MGK kararının alınması ve ilan edilmesi için en yüksek çabanın gösterilmesi gerektiğini belirtti.
Böyle bir kararın yayımlanmasının süreç açısından önemli bir eşiğin aşılması anlamına geleceğini savunan Uçum, sürecin tamamlanmasının engellenemeyeceğini ifade etti.
Yeni anayasa için sonraki Meclis dönemine işaret
Uçum, yeni anayasanın toplumun tamamını kapsayan ve bütünleştirici bir anlayışla hazırlanması gerektiğini söyledi. Etnik ve kimlik siyasetleri üzerinden anayasa müzakeresi yürütülmesi beklentisine karşı çıktı.
Meclisin 28’inci döneminde, 2028 seçimlerine kadar yeni anayasa konusunda temel yaklaşımların olgunlaşabileceğini belirten Uçum, en geniş mutabakatla kabul ve halkın onayına sunulması bakımından 29’uncu döneme işaret etti.
Uçum, geçiş sürecinin tamamlanmasının ardından Türkiye’nin büyük reformlar dönemine gireceği görüşünü dile getirdi.





