The New York Times tarafından yayımlanan kapsamlı araştırma, Suriye’de Alevi kadın ve kız çocuklarının kaçırılmasına ilişkin vakalarda resmi makamların gerçekleri çarpıttığını, olayların sistematik biçimde küçümsendiğini ve mağdur ailelerin ifadelerinin itibarsızlaştırıldığını ortaya koydu.
Kayıp vakalar düşündüğümüzden daha yaygın
The New York Times’ın saha verileri, tanıklıklar ve yerel kaynaklara dayandırdığı araştırmaya göre, Suriye’de özellikle Alevi mezhebine mensup kadın ve kız çocuklarının kaybolması ve kaçırılması vakaları resmi kayıtlarda yer alanın çok ötesinde.
Araştırmada, çok sayıda ailenin başvurularının yeterince dikkate alınmadığı, bazı vakaların ise kayıt altına dahi alınmadığına dikkat çekiliyor. Bu durum, olayların sistematik biçimde görünmez kılındığı yönündeki endişeleri güçlendiriyor.
“Kaçırılma” yerine “gönüllü kaçış” anlatısı
Soruşturmaya göre, Suriye’deki resmi makamlar bazı kaçırılma vakalarını “duygusal ilişki sonucu kaçış” şeklinde nitelendirerek olayın niteliğini değiştirmeye çalışıyor.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi bu yaklaşımı, ailelerin şikayetlerini itibarsızlaştırma ve olası suçları örtbas etme girişimi olarak değerlendiriyor. Kuruma göre bu tür sınıflandırmalar, hem soruşturmaların yönünü değiştiriyor hem de faillerin korunmasına zemin hazırlıyor.
Medya ve resmi söylem: Tekil örneklerle “tarafsızlık” algısı
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, hükümet yanlısı medya kuruluşlarının da bu süreçte aktif rol oynadığını belirtiyor. Buna göre bazı medya organları:
Resmi anlatıyı tekrar ederek alternatif bilgileri gölgede bırakıyor
Yerel aktivistlerin ve tanıkların aktardığı verileri tartışmalı hale getiriyor
Sadece bir vakayı öne çıkararak “soruşturmalar tarafsız yürütülüyor” algısı yaratıyor
Bu durum, kamuoyunda gerçek tabloya ulaşmayı zorlaştırıyor.
Geçmişin gölgesi: Esad dönemi soruşturma yöntemleri
Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise bugünkü soruşturma yöntemlerinin, Beşar Esad döneminde sıkça eleştirilen uygulamaları hatırlatması.
O dönemde kurulan birçok soruşturma komitesi, önceden belirlenmiş sonuçlara ulaşmak, ihlalleri örtbas etmek ve yetkilileri aklamakla suçlanmıştı. Mevcut yaklaşımın da benzer bir çizgide ilerlediği ifade ediliyor.
Şeffaflık eksikliği güveni sarsıyor
Araştırma, resmi anlatılar ile mağdur ailelerin ifadeleri arasındaki çelişkilere dikkat çekerek, bu durumun soruşturmalara olan güveni ciddi biçimde zedelediğini ortaya koyuyor.
Özellikle:
Şeffaflık eksikliği
Bağımsız denetim mekanizmalarının yokluğu
Mağdur beyanlarının sistematik biçimde sorgulanması
gibi unsurlar, sivillere yönelik ihlallerin gerçek boyutunun gizlendiği yönündeki kaygıları artırıyor.
“Gerçek er ya da geç ortaya çıkar”
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, açıklamasında tarihsel bir hatırlatma yaparak, gerçeğin uzun süre bastırılsa da sonunda ortaya çıkacağını vurguladı.
Açıklamada, Beşar Esad döneminde yıllarca gizlenen ihlallerin zamanla açığa çıktığına dikkat çekilerek, bugün yaşanan olayların da benzer şekilde gün yüzüne çıkmasının kaçınılmaz olduğu ifade edildi.
Uluslararası kamuoyuna çağrı
The New York Times’ın yayımladığı araştırma, yalnızca bireysel vakaları değil, aynı zamanda sistematik bir sorunu işaret ediyor. Kaçırılma ve kayıp vakalarının gerçek boyutunun ortaya çıkarılması için bağımsız ve uluslararası denetim mekanizmalarının devreye girmesi gerektiği vurgulanıyor.
Bu kapsamda insan hakları örgütleri, Alevi kadın ve çocuklara yönelik ihlallerin etkin biçimde soruşturulması ve faillerin yargılanması için uluslararası kamuoyunu daha güçlü bir tutum almaya çağırıyor.




