Adana’nın Saimbeyli ilçesinde 21 Eylül 2026 günü saat 04.02’de meydana gelen 5,0 büyüklüğündeki deprem, Savrun Fay Zonu üzerindeki hareketliliği yeniden tartışmaya açtı.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), yerin yaklaşık 7 kilometre derinliğinde meydana gelen depremin Adana’nın yanı sıra Kahramanmaraş, Osmaniye, Kayseri ve Gaziantep’te de hissedildiğini bildirdi. İlk saha taramalarında herhangi bir olumsuzluğun tespit edilmediği açıklandı.

Depremin ardından değerlendirmede bulunan Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Saimbeyli çevresindeki sismik hareketliliğin yalnızca tek bir deprem üzerinden değil, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından bölgede değişen gerilim dengesiyle birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti.

“Savrun bağımsız bir fay değildir”

Prof. Dr. Bektaş, Savrun Fay Zonu’nun bölgedeki diğer faylardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirterek, 2023’te meydana gelen Pazarcık ve Çardak merkezli büyük depremlerin ardından Kahramanmaraş bloğunda yeni bir dengelenme süreci yaşandığını ifade etti.

Bektaş’a göre Savrun Fay Zonu, Kahramanmaraş bloğunun batı sınırındaki önemli tektonik yapılardan biri olarak bu yeni gerilim düzenine parçalı kırılmalarla karşılık veriyor olabilir.

Bektaş, değerlendirmesinde şu görüşü dile getirdi:

“2023 Pazarcık–Çardak depremlerinden sonra Maraş bloğu yeniden dengelenirken, Savrun Fay Zonu bu yeni strese parçalı kırılmalarla yanıt veriyor olabilir.”

Büyük kırılma yerine zamana yayılan hareketlilik mi?

Prof. Dr. Bektaş, 2023 sonrasında Savrun Fay Zonu çevresinde kaydedilen 4 ile 5 büyüklüğündeki depremlerin dikkatle incelenmesi gerektiğini belirtti.

Bu depremlerin, Pazarcık ve Çardak depremlerinde olduğu gibi ani ve büyük bir kırılma yerine, fay üzerindeki gerilimin zaman içinde daha küçük ve parçalı kırılmalarla boşalıyor olabileceğini düşündürdüğünü ifade etti.

Ancak bu değerlendirmenin kesinleşmiş bir bilimsel sonuç olmadığının altını çizen Bektaş, hipotezin doğrulanması için yalnızca deprem kayıtlarının yeterli olmayacağını kaydetti.

InSAR ve GPS verilerine dikkat çekti

Bektaş, parçalı kırılma hipotezini güçlendirecek temel gözlemin, Kandilli Rasathanesi tarafından açıklanan normal fay mekanizması çözümünün yanı sıra Savrun Fay Zonu boyunca meydana gelen yüzey hareketlerinin ölçülmesi olduğunu belirtti.

Bu kapsamda uydu radar görüntülerinden yararlanan InSAR ölçümleri ile GPS verilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Deprem etkinliğiyle jeodezik deformasyon verilerinin Savrun boyunca zamana yayılan bir hareket ortaya koyması durumunda, fayın parçalı biçimde hareket ettiği görüşünün bilimsel olarak daha güçlü bir zemine oturabileceğini söyledi.

“Savrun Fayı’nın ne kadar kilitli olduğu bilinmiyor”

Savrun Fayı’nın 2023’teki büyük depremler sırasında kırılmadan kaldığına işaret eden Bektaş, Saimbeyli ve çevresinde devam eden depremlerin fay zonundaki hareketliliğin sürdüğünü gösterdiğini belirtti.

Fayın hangi kesimlerinin kilitli olduğu, ne kadarının sismik hareketlerle kırıldığı ve herhangi bir bölümünde sismik olmayan sürünme yaşanıp yaşanmadığı konusunda yeterli veri bulunmadığını ifade etti.

Bektaş, fayın mekanik özelliklerinin ayrıntılı olarak ortaya çıkarılması gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“Savrun’un ne kadar kilitli olduğu bilinmiyor. Fayın ne kadarının deprem üreterek kırıldığı, ne kadarının sürünerek enerji harcadığı ortaya konulmadan Adana için ‘büyük deprem olacak’ demek de ‘tehlike geçti’ demek de doğru değildir.”

“Adana’nın deprem tehlikesi bitmiş değildir”

Prof. Dr. Bektaş, Saimbeyli’de meydana gelen 5,0 büyüklüğündeki depremin Adana ve çevresindeki deprem tehlikesinin sürdüğünü hatırlattığını belirtti.

Depremin tek başına daha büyük bir depremin habercisi olarak değerlendirilemeyeceğini ancak bölgede ayrıntılı sismolojik ve jeodezik gözlemlerin kesintisiz sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

Uzmanların değerlendirmelerine göre orta büyüklükteki depremler, bir faydaki toplam gerilimin tamamen boşaldığı anlamına gelmiyor. Bu nedenle Savrun Fay Zonu’nun gelecekte nasıl davranacağının anlaşılabilmesi için deprem dağılımı, fay mekanizması çözümleri, yer değiştirme hızı ve yer kabuğundaki deformasyonun birlikte incelenmesi gerekiyor.

Bektaş’ın değerlendirmesi, Savrun Fayı’nın mutlaka büyük bir deprem üreteceği ya da tehlikenin ortadan kalktığı yönünde kesin bir öngörü içermiyor. Açıklama, bölgenin bilimsel verilerle yakından izlenmesi gerektiğine işaret ediyor.