2025 yılı iklim değişikliği verilerini gazetemize değerlendiren Araştırmacı Yazar ve Çevre Uzmanı Oğuz Şahin, rekor kıran kavurucu sıcaklıklar, artan doğal afetler ve küresel liderlerin yarım kalan kararları hakkında çarpıcı uyarılarda bulundu.
Dünya genelinde ekolojik dengelerin altüst olduğu, küresel sıcaklık rekorlarının peş peşe kırıldığı zorlu bir yılı geride bıraktık. Yaşanan bu çevresel kriz dalgası, iklim politikalarının güvenirliğini yeniden tartışmaya açtı. Kent, Çevre ve Yerel Yönetimler Uzmanı, Araştırmacı Yazar Oğuz Şahin, gazetemize özel açıklamalarda bulunarak 2025 yılının iklim bilançosunu çıkardı ve insanlığın karşı karşıya olduğu büyük tehlikeye dikkat çekti.
"2025 Yılı Sadece Bir Uyarı Değil, Yıkımın Başlangıcı"
Geçtiğimiz yıl yaşanan aşırı hava olaylarının ve kavurucu sıcaklık dalgalarının artık "olağan dışı" olmaktan çıkıp yeni normal haline geldiğini belirten Oğuz Şahin, durumun ciddiyetini şu sözlerle aktardı:
"2025 yılı, küresel ısınmanın sinsi bir tehdit olmaktan çıkıp, günlük hayatımızı doğrudan felç eden somut bir gerçeğe dönüştüğü kırılma noktası oldu. Yaz aylarında termometrelerin tarihte görülmemiş seviyelere ulaşması, sadece konforumuzu bozmadı; su kaynaklarımızı kuruttu, tarımsal üretimi baltaladı ve hidrolojik sistemleri altüst etti. Su kaynaklarımızın üçte ikisinde tehlikeli dalgalanmalar var. Bir tarafta ani taşkınlar, diğer tarafta ise çölleşmeye varan kuraklıklarla boğuşuyoruz.
Doğal Afetlerde Korkutan Artış: "Ekosistem Alarm Veriyor"
Şahin, küresel sıcaklık artışının domino etkisi yaratarak doğal afetlerin sıklığını ve şiddetini katladığını vurguladı. Özellikle sel felaketleri, ani fırtınalar ve orman yangınlarının küresel çapta milyarlarca dolarlık zarara ve kitlesel göçlere neden olduğunu ifade eden yazar:
"Sera gazı emisyonlarının atmosferde ısıyı hapsetmesi, doğanın dengesini tamamen bozdu. Artık sadece meteorolojik olayları değil, 'iklim mülteciliği' kavramını konuşuyoruz. Tarım alanları yok olan, içecek su bulamayan topluluklar göç etmek zorunda kalıyor. Eğer kentlerimizde acilen 'yeşil dönüşüm' hamleleri başlatmaz, sıfır atık ve yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırmazsak, bu afetlerin önünü almamız imkansız hale gelecek" dedi.
"Gelişmiş ülkeler dünyayı fütursuzca kirletmeye devam ederken, küresel iklim kararları maalesef kâğıt üzerinde kalıyor. Taahhütler büyük, ancak uygulama zayıf. Küresel kararların yarım kalması, iklim kriziyle mücadelede en büyük bariyerdir. Siyasetin, sürdürülebilir bir dünya için iklim gerçeğiyle ivedilikle uyumlu hale gelmesi gerekiyor."
"Çözüm Yerel Yönetimlerde ve Ekolojik Kentlerde"
Raporlar ve güncel veriler ışığında son bir çağrıda bulunan Araştırmacı Yazar Oğuz Şahin, merkezi hükümetlerin politikaları kadar yerel yönetimlerin de proaktif rol oynaması gerektiğini hatırlatarak şunları söyledi:
"Merkezi yönetimin oluşturduğu iklim politikaları, yerel yönetimlerin uygulama kapasitesiyle entegre edilmelidir. Kent ormanlarının artırılması, yeşil ulaşım ağlarının kurulması ve döngüsel ekonomi modelleri bir tercih değil, gelecek nesillere olan borcumuzdur. Zaman daralıyor; ya hep birlikte bu dönüşümü gerçekleştireceğiz ya da yarım kalan kararların gölgesinde kavrulmaya devam edeceğiz."


