TÜM BEL-SEN Genel Başkanı Erdal Bozkurt, Mersin’de belediyelere yönelik operasyonları protesto etmek ve gözaltındaki belediye başkanları ile belediye emekçileriyle dayanışmak amacıyla Mersin Adliyesi önünde düzenlenen açıklamaya katıldıktan sonra Adana’ya geldi. Eğitim Sen Adana Şubesi’nin 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü etkinliğinde konuşan Bozkurt, belediyelere yönelik operasyonları “antidemokratik sürecin bir parçası” olarak değerlendirdi. Bozkurt, Türkiye Belediyeler Birliği ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer hakkında daha sonra verilen tutuklama kararlarına ilişkin, “Kabul edilemez. Haklarındaki her türlü iddiaya ilişkin adil ve tarafsız bir yargılama için tutuksuz, kamuoyuna açık ve şeffaf yargılama esas alınmalıdır” dedi.

Eğitim Sen Adana Şubesi tarafından 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü kapsamında Seyhan Belediyesi Tellidere Çok Amaçlı Salonu’nda düzenlenen etkinliğe katılan Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM BEL-SEN) Genel Başkanı Erdal Bozkurt, Türkiye’de demokrasi, hukuk, sendikal haklar ve yerel yönetimlere yönelik operasyonlar üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Bozkurt, Adana’daki etkinliğe Mersin’den geldi. Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’nun, belediyelere yönelik operasyonları protesto etmek ve gözaltına alınan belediye başkanları ile belediye emekçileriyle dayanışmak amacıyla Mersin Adliyesi önünde gerçekleştirdiği açıklamaya katılan Bozkurt, burada gözaltındaki belediye başkanları ve belediye emekçileriyle dayanışma gösterdi.

Mersin’deki açıklamanın ardından Adana’ya geçen Bozkurt, aynı akşam Eğitim Sen’in etkinliğinde yaptığı konuşmada Mersin’de yaşananları anlattı ve belediye başkanlarının tutuklanabileceği yönündeki kaygısını dile getirdi.

Mersin’den Adana’ya geldi: Gündeminde belediyelere yönelik operasyonlar vardı

Bozkurt’un Adana’daki konuşmasının önemli bölümünü Mersin’deki gelişmeler oluşturdu. Bir gün önce Mersin’e gittiğini, gözaltına alınan belediye başkanları ve belediye emekçileri için yürütülen dayanışmaya katıldığını belirten Bozkurt, gece yarısına kadar süreci takip ettiklerini söyledi.

Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’nun Adliye önündeki açıklamasına da katılan Bozkurt, operasyonların yalnızca belediye başkanlarına yönelik bir adli süreç olarak değerlendirilemeyeceğini savundu. Bozkurt, seçilmiş belediye başkanları ve belediye emekçileri üzerinden yürütülen sürecin demokratik siyaset alanını ve seçmen iradesini de doğrudan etkilediğini ifade etti.

Bozkurt, Mersin’den Adana’ya geldikten sonra katıldığı Eğitim Sen etkinliğinde şunları söyledi:

“Bugün Mersin’deydim. Dün gitmiştim. Gece yarısına kadar emniyetin önündeydik. Sabaha karşı belediye başkanları ve belediye emekçileri adliyeye getirildiler.”

Bozkurt, konuşmasını yaptığı sırada henüz tutuklama kararlarının verilmediğine dikkat çekerek, üç belediye başkanı ile belediye emekçilerinin tutuklanabileceği yönündeki kaygısını da dile getirdi.

Bozkurt’un konuşmasından saatler sonra tutuklama kararları geldi

Bozkurt’un Adana’da dile getirdiği kaygının ardından, 6 Ekim’de Türkiye Belediyeler Birliği ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer hakkında tutuklama kararı verildi.

Kararların ardından açıklama yapan Bozkurt, üç seçilmiş belediye başkanının tutuklanmasına tepki gösterdi.

Bozkurt, “Türkiye Belediyeler Birliği ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer hakkında tutuklama kararı verilmesi kabul edilemez” dedi.

Bozkurt, yargılamanın tutuksuz sürdürülmesi gerektiğini belirterek şu çağrıyı yaptı:

“Haklarındaki her türlü iddiaya ilişkin adil ve tarafsız bir yargılama için tutuksuz ve kamuoyuna açık, şeffaf yargılamayı esas alın.”

“Siyasi bir operasyon” değerlendirmesi

Bozkurt, belediyelere yönelik operasyonların hukuki gerekçelerden çok siyasi amaçlarla gerçekleştirildiğini savundu.

Soruşturmanın muhalefet üzerinde baskı oluşturmayı amaçladığını ileri süren Bozkurt, “Bu soruşturma da hukuki değil; iktidara teslim olmayan tüm muhaliflere ve toplumun geneline gözdağı verme amaçlı siyasi bir operasyondur” ifadelerini kullandı.

Bozkurt’a göre yaşananlar, yalnızca Mersin’deki üç belediye başkanının durumuyla sınırlı değil. Operasyonları Türkiye’de demokratik siyaset alanının giderek daraltılmasıyla birlikte değerlendiren Bozkurt, seçilmiş yerel yöneticilerin tutuklanmasının onları seçen yurttaşların iradesi açısından da sonuçları bulunduğunu söyledi.

Bozkurt, iddiaların bağımsız ve tarafsız bir yargı önünde değerlendirilmesine karşı olmadıklarını, ancak tutuklamanın bir cezalandırma yöntemine dönüştürülmemesi gerektiğini vurguladı.

“Antidemokratik uygulamalar toplumun tamamını etkiliyor”

Belediyelere yönelik operasyonların sendikalar, meslek örgütleri ve demokratik kitle örgütleri açısından da önem taşıdığını belirten Bozkurt, süreci antidemokratik uygulamaların yaygınlaşmasının bir parçası olarak değerlendirdi.

Yerel yönetimlerin halkın doğrudan oyuyla belirlendiğine dikkat çeken Bozkurt, seçilmiş belediye başkanlarına yönelik müdahalelerin yalnızca kişilere yönelik bir işlem olarak görülemeyeceğini söyledi.

Bozkurt, demokratik siyasetin işleyebilmesi için seçme ve seçilme hakkının, örgütlenme özgürlüğünün, sendikal hakların ve bağımsız yargının birlikte güvence altında olması gerektiğini ifade etti.

Whatsapp Image 2026 10 05 At 22.03.29

2016’daki kayyum uygulamalarını hatırlattı

Bozkurt, Mersin’deki operasyonları değerlendirirken 2016’dan itibaren belediyelere kayyum atanması sürecine de gönderme yaptı.

O dönem belediyelere yönelik müdahalelere karşı yeterince ortak demokratik tutum geliştirilemediğini savunan Bozkurt, konuşmasında “sarı öküz” benzetmesini kullandı.

Bozkurt, geçmişte belirli belediyelerle sınırlı görülen uygulamalara karşı ortak mücadele geliştirilememesinin bugün yaşanan süreç açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bugün farklı siyasi ve toplumsal kesimlerin benzer uygulamalar karşısında bir araya gelmesinin önemli olduğunu belirten Bozkurt, yaşananların demokratik hak ve özgürlüklerin ortak biçimde savunulması gerektiğini gösterdiğini ifade etti.

“Çok zor günlerden geçiyoruz”

Bozkurt, konuşmasının öğretmenlere ilişkin bölümünde ise Türkiye’nin “çok zor ve sıkıntılı bir süreçten geçtiğini” söyledi.

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü kutlayan Bozkurt, siyasal ve toplumsal baskıların eğitimden yerel yönetimlere, çalışma yaşamından örgütlenme özgürlüğüne kadar geniş bir alanda hissedildiğini savundu.

Bozkurt şöyle konuştu:

“Çok zor günlerden geçiyoruz. Sıkıntılı bir süreç yaşıyor ülkemiz. Hani hep derdik faşizmin ayak sesleri falan ama yok. Faşizm yerleşik şekilde kendini konumlandırmış durumda.”

Bozkurt’un kullandığı “faşizm” nitelemesi kendi siyasal değerlendirmesini yansıtırken, konuşmasının devamında bu tablo karşısında ortak ve birleşik mücadelenin önemine dikkat çekti.

“Birleşik mücadeleyi örgütlemekten başka şansımız yok”

Bozkurt, demokratik haklara yönelik müdahaleler karşısında sendikalar, siyasi partiler, meslek örgütleri ve demokratik kitle örgütlerinin birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi.

“Birleşik mücadeleyi, bir arada mücadeleyi örgütlemekten, bu faşizme karşı ortak mücadeleyi öne çıkarmaktan ama umudu unutmadan, tüketmeden mücadele etmekten başka şansımız yok” diyen Bozkurt, Eğitim Sen’in bu mücadelede önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti.

Eğitim emekçilerini “ülkenin aydınlık yüzü” olarak nitelendiren Bozkurt, Eğitim Sen’in barış, demokrasi, adalet ve bir arada yaşam mücadelesinin önemli güçlerinden biri olduğunu söyledi.

Siyasi partilere ortak mücadele çağrısı

Etkinliğe katılan siyasi parti temsilcilerine de seslenen Bozkurt, Türkiye’de demokratik hak ve özgürlüklerin korunması konusunda ortak mücadele yürütülmesi gerektiğini belirtti.

Mersin’de belediye başkanları ve belediye emekçileriyle dayanışmak amacıyla farklı kesimlerin bir araya gelmesini bu açıdan önemli bulduğunu ifade eden Bozkurt, benzer dayanışmanın ülke genelinde büyütülmesi gerektiğini söyledi.

Bozkurt, “Bu ülkeyi tekrar demokratik bir ülke, emekten yana bir ülke yapabilmek için mücadeleyi birlikte büyütmekten başka şansı kalmayanların bir araya geldiği bir dönemi yaşıyoruz” dedi.

Eğitim emekçilerine: “Fırtınaya karşı dimdik duruyorsunuz”

Konuşmasının sonunda yeniden eğitim emekçilerine seslenen Bozkurt, Eğitim Sen üyelerinin uzun yıllardır emek, demokrasi ve özgürlük mücadelesi yürüttüğünü belirtti.

Bozkurt, “Eğitim Sen’imizin değerli emekçilerini; rüzgâra karşı yürümeyi değil, fırtınaya karşı dimdik durmayı beceren siz değerli yoldaşlarımı canıgönülden selamlıyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Bozkurt, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü kutlayarak demokrasi, barış, adalet ve emek mücadelesinin ortaklaştırılması çağrısında bulundu.