Bakırhan’dan Tarihsel Uyarı: “Ortadoğu’da Savaş Koridorlarda, Çözüm Demokrasi ve Barıştadır”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, grup toplantısında Ortadoğu’daki güç mücadelelerinden Türkiye’deki demokrasi krizine, kayyım uygulamalarından Kürt meselesine kadar kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Bakırhan, “Barış geciktirilirse kriz derinleşir, çözüm ancak eşit yurttaşlık ve demokrasiyle mümkündür” dedi.

“Dünya artık enerji için değil, geçiş yolları için savaşıyor”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, konuşmasına küresel sistemde yaşanan dönüşüme dikkat çekerek başladı.

Kapitalizmin tarihsel krizlerine değinen Bakırhan, artık yeni bir aşamaya geçildiğini belirtti:

“Eskiden petrol ve doğalgaz için savaşlar yaşanıyordu. Bugün ise o enerji ve ticaretin geçtiği yollar için savaşlar veriliyor. Güç mücadeleleri boğazlarda, limanlarda, koridorlarda yaşanıyor.”

Bu durumun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve askeri krizleri de derinleştirdiğini vurgulayan Bakırhan, “enerjinin geçtiği hatların kendisi artık savaş gerekçesi haline gelmiştir” dedi.

Kapitalizm ve “dolaşım krizi”: Yeni çatışma dönemi

Bakırhan, kapitalist sistemin üretim ve tüketim krizlerinden sonra şimdi de “dolaşım krizi” ile karşı karşıya olduğunu ifade etti:

  • Üretim krizleri geçmişte toplumsal yıkımlar yarattı
  • Tüketim krizleri ekonomik çöküşlere yol açtı
  • Bugün ise ticaret yolları üzerinden küresel gerilim tırmanıyor

Bu çerçevede özellikle stratejik boğazlar ve geçiş hatlarının önümüzdeki dönemde daha fazla çatışma başlığı olacağını belirtti.

Ortadoğu’da üç temel siyasal hat

Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın değerlendirmelerine atıfla Ortadoğu’daki gelişmeleri üç temel siyasal çizgi üzerinden analiz etti:

  1. ABD-İsrail hattı: Savaş ve hegemonya eksenli yaklaşım
  2. İngiltere merkezli hat: Denge politikasıyla statükoyu koruyan anlayış
  3. Demokrasi hattı: Halkların ortak yaşamını savunan çizgi

“Bugün İran başta olmak üzere Ortadoğu’da bu üç çizgi birbiriyle mücadele ediyor. Biz üçüncü çizgiyi, yani demokrasi ve ortak yaşam çizgisini savunuyoruz.”

“İran’da yalnızca Kürtlerin değil, tüm halkların hakkını savunuyoruz”

İran’daki gelişmelere özel vurgu yapan Bakırhan, DEM Parti’nin yaklaşımının etnik ya da dar siyasal çerçeveyle sınırlı olmadığını söyledi:

“Sadece Kürtlerin değil; Azerlerin, Beluçların, Lurların, Türkmenlerin ve ‘Jin, Jiyan, Azadi’ diyen kadınların hakkını savunuyoruz.”

Ortadoğu’nun yalnızca enerji kaynaklarıyla tanımlanamayacağını ifade eden Bakırhan, bölgenin tarihsel ve kültürel derinliğine dikkat çekti:

“Burası medeniyetlerin mayalandığı, halkların ve inançların yüzyıllarca birlikte yaşadığı bir coğrafyadır.”

Türkiye’ye çağrı: “Eski korkularla değil, demokrasiyle hareket edin”

Bakırhan, Türkiye’nin Ortadoğu politikasında köklü bir zihniyet değişimine ihtiyaç olduğunu vurguladı:

“Türkiye artık eski kodlarla, eski korkularla değil; barış ve demokrasi eksenli bir siyasetle hareket etmelidir.”

Ankara’nın dış müdahalelere karşı duruşunu olumlu bulduğunu belirten Bakırhan, bunun yeterli olmadığını ifade ederek Kürtlerin ve diğer toplumsal kesimlerin haklarının tanınması gerektiğini söyledi.

“Kürtleri bölmeye çalışan dil çözüm getirmez”

Konuşmasında sert bir dille “iyi Kürt–kötü Kürt” ayrımına da karşı çıkan Bakırhan, bu yaklaşımın tarihsel olarak çözümsüzlüğü derinleştirdiğini belirtti:

“Bu dil böl-yönet politikasıdır. Kürtleri parçalayarak kimse bir yere varamaz.”

Bakırhan, Kürtlerin yaşadıkları ülkelerde çözüm aradığını şu sözlerle ifade etti:

  • Türkiye’de çözüm adresi Ankara
  • Irak’ta Bağdat
  • Suriye’de Şam
  • İran’da Tahran

“Bu iradeye saygı gösterilmelidir. Statükodan vazgeçilmelidir.”

“Haklar tanınırsa devletler güçlenir”

Bakırhan, bölge ülkelerine somut örneklerle çağrıda bulundu:

  • Tahran Mahabad’ın haklarını tanırsa İran güçlenir
  • Şam Kobani’yi kabul ederse Suriye güçlenir
  • Bağdat, Erbil ve Süleymaniye’nin haklarını korursa Irak güçlenir
  • Ankara Diyarbakır’ın hukukunu tanırsa Türkiye güçlenir

“Bu bir kazan-kazan politikasıdır.”

“Barış süreci ertelenemez: Adımlar şimdi atılmalı”

Türkiye’nin tarihsel bir eşikte olduğunu belirten Bakırhan, “barış ve demokratik toplum süreci”nin geciktirilmesinin ciddi riskler taşıdığını ifade etti:

“Önce-sonra tartışmaları çözümü geciktirir. Bu durum sadece çözüm karşıtlarını güçlendirir.”

Bakırhan, barışın ancak karşılıklı ve eş zamanlı adımlarla mümkün olacağını vurguladı.

CHP’li Coşar, Antalya–Ankara uçuşlarını Meclis gündemine taşıdı
CHP’li Coşar, Antalya–Ankara uçuşlarını Meclis gündemine taşıdı
İçeriği Görüntüle

Kayyım tepkisi: “Halkın iradesine el konuluyor”

Yerel yönetimlere yönelik uygulamalara sert tepki gösteren Bakırhan, özellikle kayyım politikalarını eleştirdi:

“Hâlâ halkın iradesine çökmüş kayyımlar kaldırılabilir. Yerine seçilmişler getirilebilir.”

Bu durumun demokratik meşruiyeti zedelediğini ifade etti.

“Türkiye’de hukuk krizi derinleşiyor”

Bakırhan, Türkiye’deki temel sorunun ekonomi değil, hukuk ve demokrasi krizi olduğunu savundu:

“Bugün ülkede bir avuç ayrıcalıklı kesim dışında herkes adalet arıyor.”

Yargının siyasallaştığını ileri süren Bakırhan, çifte standart uygulandığını söyledi:

  • İktidara ayrı hukuk
  • Muhalefete ayrı hukuk
  • Zengine ayrı hukuk
  • Yoksula ayrı hukuk

“Böyle bir hukuk düzeni kabul edilemez.”

“Yolsuzlukla mücadele evrensel olmalı”

Bakırhan, yolsuzluk iddialarına da değinerek, bu konuda net bir tutum sergiledi:

“Yolsuzluk iddialarının üzerine gidilmelidir. Ancak bu mücadele herkese eşit uygulanmalıdır.”

Yerel yönetimler dahil tüm kamu alanında şeffaflık çağrısı yaptı.

“Siyasi etik yasası zorunluluktur”

Konuşmasının önemli başlıklarından biri de siyasi etik düzenlemesi oldu. Bakırhan, şu önerileri sıraladı:

  • Siyasi etik yasası çıkarılmalı
  • Siyaset ile ekonomik çıkar ilişkisi ayrılmalı
  • Seçilmişlerin ayrıcalıkları kaldırılmalı
  • Tam şeffaflık ve hesap verilebilirlik sağlanmalı

“Kim halkın vergisini yiyorsa hesabını vermelidir.”

“Barış büyütülmeli, polemik değil”

Konuşmasını güçlü bir siyasi mesajla tamamlayan Bakırhan, Türkiye’nin geleceğine dair net bir çerçeve çizdi:

“Gün polemik büyütme günü değil, barışı büyütme zamanıdır.”

Bakırhan, hem Türkiye’de hem Ortadoğu’da kalıcı çözümün demokrasi, hukuk ve eşit yurttaşlık temelinde mümkün olduğunu vurgulayarak, mücadelelerini bu çizgide sürdüreceklerini ifade etti.

Muhabir: Güven BOĞA