AİHM'nin Kavala'nın başvurusuna ilişkin kararında; özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğünün yanı sıra, hakların sınırlandırılmasına ilişkin hükümlerle bağlantılı olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 18. maddesinin ihlal edildiği tespit edildi. TBB İnsan Hakları Merkezi, AİHM'nin karar kapsamında Osman Kavala'nın gecikmeksizin serbest bırakılmasına, hakkındaki mahkumiyet kararının sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve tespit edilen ihlallerin etkili biçimde giderilmesine hükmettiğini belirtti. “İlk AİHM kararı da uygulanmadı” Açıklamada, Kavala'nın 18 Ekim 2017'den bu yana özgürlüğünden yoksun olduğu hatırlatıldı. TBB, AİHM'nin 2019 yılında verdiği ilk Kavala kararında da tutuklamanın makul şüpheye dayanmadığını ve Kavala'yı bir insan hakları savunucusu olarak susturmaya yönelik örtülü bir amaç taşıdığını tespit ettiğini aktardı. Bu kararın 11 Mayıs 2020'de kesinleşmesine rağmen uygulanmadığı belirtilen açıklamada, AİHM Büyük Dairesi'nin 2022 yılında Türkiye'nin kesinleşmiş AİHM kararlarını uygulama yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmettiği ifade edildi. Demirtaş, Yüksekdağ ve Can Atalay kararları da gündemde TBB İnsan Hakları Merkezi, Kavala kararının Türkiye'deki insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı alanındaki durumdan ayrı değerlendirilemeyeceğini belirtti. Açıklamada, AİHM'nin Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ Şenoğlu hakkındaki kararlarının yanı sıra Anayasa Mahkemesi'nin Şerafettin Can Atalay ve Tayfun Kahraman kararlarının uygulanmamasının da yargı sistemi açısından ciddi sorun oluşturduğu savunuldu. TBB, yüksek mahkeme kararlarının yürütme ve yargı mercileri tarafından uygulanmamasının hukuk devleti ilkesine telafisi mümkün olmayan zararlar verdiğini ifade etti. HSK için yapısal düzenleme çağrısı Açıklamada Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) yapısı da ele alındı. TBB, yürütmenin HSK üzerindeki baskın konumunun sona erdirilmesi ve Kurulun özerkliğinin güvence altına alınması gerektiğini belirtti. AİHM'nin Bilgen/Türkiye ve Eminağaoğlu/Türkiye kararlarına atıf yapılan açıklamada, HSK'nin meslekten çıkarma dışındaki kararlarına karşı yargısal denetim yolunun kapalı olmasının da sorun teşkil ettiği savunuldu. TBB, tüm HSK kararlarına karşı etkili yargısal denetim yolunun açılması çağrısı yaptı. “Ceza muhakemesi araçları baskı yöntemine dönüştü” TBB İnsan Hakları Merkezi ayrıca siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler, sanatçılar, sivil toplum temsilcileri ve hükümet politikalarını eleştiren kişiler bakımından özellikle tutuklamanın olağan bir baskı yöntemine dönüştüğünü öne sürdü. Soruşturmalar tamamlanmadan basına sızdırılan seçilmiş bilgilerin masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkını zedelediği belirtilen açıklamada, yargılama sonuçlanmadan medya kuruluşlarına el konulabilmesinin de basın özgürlüğü açısından ciddi bir sorun olduğu ifade edildi. TBB İnsan Hakları Merkezi, başta Kavala kararı olmak üzere AİHM'nin ilgili kararlarının tam olarak uygulanması, Demirtaş, Yüksekdağ, Can Atalay ve Tayfun Kahraman hakkındaki kararların gereğinin yerine getirilmesi, HSK'nin özerkliğinin güvence altına alınması ve adil yargılanma, ifade ve basın özgürlüğü ile masumiyet karinesine yönelik ihlallere son verilmesi çağrısında bulundu.