OHAL döneminde kamudan ihraç edilen binlerce kişi, haklarında verilen beraat ve takipsizlik kararlarına rağmen görevlerine iade edilmedi. Şanlıurfa Barosu’nun araştırmasına göre yargı önünde suçsuz bulunan KHK’lilerin yalnızca yüzde 0,9’u işine dönebildi. İdarenin “irtibat ve iltisak” gerekçesiyle sürdürdüğü uygulamalar; işsizlikten sosyal güvenlik haklarının kaybına, ekonomik yıkımdan toplumsal dışlanmaya kadar uzanan çok yönlü bir cezalandırma düzenine dönüştü.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından üç ay için ilan edilen ancak iki yıl sürdürülen Olağanüstü Hal döneminde 32 Kanun Hükmünde Kararname çıkarıldı. Yaklaşık 162 bin kamu görevlisi, haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadan kamu görevinden çıkarıldı.

İlk dönemlerde Resmî Gazete’de yayımlanan KHK’lerle gerçekleştirilen ihraçlara karşı etkili bir hukuki başvuru yolu bulunmuyordu. 2017 yılında Başbakanlığa bağlı olarak kurulan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu ise yaklaşık altı yıl boyunca 127 binden fazla başvuruyu değerlendirdi.

Komisyona başvuranların yalnızca yüzde 14’ünün itirazı kabul edildi. Büyük çoğunluk hakkında verilen ihraç kararları ise sürdürüldü. Komisyondan ret yanıtı alan KHK’liler, yıllara yayılan idare mahkemesi, bölge idare mahkemesi, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi süreçleriyle karşı karşıya kaldı.

Beraat eden her 100 kişiden 99’u görevine dönemedi

Aradan yaklaşık 10 yıl geçmesine rağmen beraat eden veya haklarında takipsizlik kararı verilen KHK’lilerden kaçının görevlerine iade edilmediğine ilişkin kamuoyuyla paylaşılmış resmî bir veri bulunmuyor.

Şanlıurfa Barosu’nun farklı illerden ve kamu kurumlarından ihraç edilen KHK’lilerle yaptığı araştırma ise adli kararlarla idari uygulamalar arasındaki çarpıcı uçurumu ortaya koydu.

Araştırmaya katılan KHK’lilerin yüzde 82’si haklarında beraat ya da takipsizlik kararı verildiğini belirtti. Ancak bu kişilerin yalnızca yüzde 0,9’u görevine dönebildi. Başka bir ifadeyle, yargı önünde suçsuz bulunan her 100 KHK’liden 99’undan fazlası kamu görevine iade edilmedi.

Altı yıl bekletildi, beraat kararı da iade için yeterli olmadı

Beraat etmesine rağmen görevine dönemeyen isimlerden biri, Amed Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde sosyal hizmet uzmanı olarak çalışan Ümit Çetiner.

Çetiner, 2016 yılında 675 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldı. İhraç edildiği sırada hakkında açılmış herhangi bir soruşturma bulunmuyordu. OHAL Komisyonu’na yaptığı başvuru ise yaklaşık altı yıl boyunca sonuçlandırılmadı.

İhraçtan dört yıl sonra Demokratik Toplum Kongresi faaliyetleri gerekçe gösterilerek hakkında dava açılan Çetiner, 2021 yılında beraat etti. Buna rağmen OHAL Komisyonu, ceza yargılamasında suç olarak kabul edilmeyen aynı dosyayı “irtibat ve iltisak” gerekçesi sayarak göreve iade başvurusunu reddetti.

Çetiner’in açtığı iptal davası sırasında idare, beraatle sonuçlanan DTK gerekçesini geri çekti. Ancak bu kez Amed Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği üyeliği, ret kararının dayanaklarından biri haline getirildi.

Yaşlılar, engelliler ve sokakta yaşayan çocuklara yönelik çalışmalar yapan bir meslek kuruluşuna üyeliğinin görevinin doğal bir parçası olduğunu belirten Çetiner, karara şöyle tepki gösterdi:

“Gerekçe bulamadıkları için resmen ‘gözünün üstünde kaşın var’ diyerek bir meslek derneğini önüme koydular.”

Yaklaşık 10 yıldır hukuk mücadelesi veren Çetiner, dosyasını Danıştay’a taşımaya hazırlanıyor.

Mahkemenin suç saymadığı işlemler idare tarafından “iltisak” kabul edildi

Haberde güvenlik gerekçesiyle ismi değiştirilen sağlık çalışanı Songül Hanım da benzer bir süreç yaşadı.

Şanlıurfa’daki bir devlet hastanesinde 18 yıl görev yapan Songül Hanım, 2016 yılında 672 sayılı KHK ile ihraç edildi. Kısa süre sonra belediyede veteriner hekim olarak çalışan eşi de görevinden çıkarıldı.

İhraç kararının ardından 21 gün gözaltında tutulan Songül Hanım, yıllar süren yargılama sonunda beraat etti. Ancak ceza mahkemesinin suç olarak değerlendirmediği banka kullanımı ve sendika üyelikleri, OHAL Komisyonu tarafından “iltisak” gerekçesi sayıldı.

İdare mahkemeleri ve Danıştay’dan sonuç alamayan Songül Hanım, 2020 yılından bu yana Anayasa Mahkemesi’nin kararını bekliyor.

“Adli aklanma ile idari iade arasındaki bağ koparıldı”

Şanlıurfa Barosu raporunun yazarı Ahmet Doğan, “irtibat” ve “iltisak” kavramlarının Türk Ceza Kanunu’nda karşılığı bulunmadığını, bu ölçütlerin OHAL KHK’leriyle idari uygulamalara girdiğini belirtti.

Beraat kararlarının idari süreçlerde etkisiz hale getirildiğine dikkat çeken Doğan, yaşanan hukuki çelişkiyi şu sözlerle anlattı:

“Adli aklanma ile idari iade arasındaki bağ fiilen kopmuş durumda. Normalde bir hukuk devletinde ceza yargılamasındaki beraat kararı, idari işlemin dayanağını da ortadan kaldırır. Burada ise idare, ceza mahkemesinin ‘suçsuz’ dediği aynı deliller üzerinden ‘iltisak’ adı altında bağımsız bir değerlendirme yürütüyor.”

Doğan’a göre ortaya çıkan sistem, kişinin resmî olarak suçsuz kabul edilmesine rağmen ekonomik, mesleki ve sosyal açıdan cezalandırılmaya devam edildiği bir “ara bölge” oluşturuyor.

İki kez “İrtibat ve iltisak yok” denildi, beş yıl sonra ihraç edildi

KESK’e bağlı Tarım Orkam-Sen’in Şanlıurfa Şube Başkanlığı görevini yürüten Özkan Yorgun’un dosyası ise idari belirsizliğin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nda 30 yılı aşkın süre ziraat mühendisi olarak çalışan Yorgun, Ocak 2017’de açığa alındı. Dosyası beş yıl boyunca sonuçlandırılmadı.

OHAL Komisyonu ve kurum içindeki heyetler tarafından yapılan incelemelerde Yorgun hakkında iki kez “Herhangi bir irtibat veya iltisak bulunmadığı ve göreve iadesinin uygun olduğu” yönünde rapor hazırlandı.

Yorgun, göreve dönmeyi beklerken Şubat 2022’de ihraç edildi. Karara üç ayrı adli dosya gerekçe gösterildi. Dosyalardan biri zaman aşımı nedeniyle düştü, birinden beraat kararı çıktı, diğer dava ise henüz sonuçlanmadı.

Bakanlık bünyesinde oluşturulan itiraz kurulu, kesin hükme bağlanmayan bu dosyaları “iltisak” kapsamında değerlendirerek ihraç kararını onayladı.

Ahmet Doğan, Yorgun’un yıllarca açıkta bekletilmesinin de başlı başına bir cezalandırmaya dönüştüğünü belirtti. Bu dönemde çalışamayan kamu görevlilerinin ekonomik ve psikolojik kayıplar yaşadığını ifade eden Doğan, emeklilik ikramiyelerinin ödenmemesinin ayrıca mülkiyet hakkı ihlali oluşturduğuna dikkat çekti.

KHK’lilerin yüzde 96’sı işsizlikle karşılaştı

Şanlıurfa Barosu’nun araştırmasında yer alan veriler, ihraçların yalnızca çalışma yaşamıyla sınırlı kalmayan sonuçlarını da ortaya koydu.

Araştırmaya katılan KHK’lilerin:

  • Yüzde 96’sı işsizlikle karşılaştığını,
  • Yüzde 93’ü toplumsal baskıya maruz kaldığını,
  • Yüzde 85’i psikolojik sorunlar yaşadığını,
  • Yüzde 89’u sosyal güvenlik haklarını kaybettiğini,
  • Yüzde 49’u halen herhangi bir işte çalışamadığını bildirdi.

Özel bir rehabilitasyon merkezine yaptığı iş başvurusu KHK’li olduğu gerekçesiyle reddedilen Ümit Çetiner, bir süre kendi imkânlarıyla geçinmeye çalıştı. Amed’de açtığı kafeyi ise pandemi döneminde ağırlaşan ekonomik koşullar nedeniyle kapatmak zorunda kaldı.

Çetiner, ihraç kararının aile içinde dahi nasıl bir kuşku ve dışlanma yarattığını şu sözlerle anlattı:

“Babam bile ‘Sana dava açıldı, beraat ettin ama yine de seni göreve iade etmiyorlar. Demek ki devlet nezdinde bir şeyler var’ diyordu.”

Çetiner ayrıca ihraç sonrasında hamile bir mesai arkadaşının yaşadığı ağır stresin ardından bebeğiyle birlikte hayatını kaybettiğini, siroz ve kanser hastası başka bir arkadaşının tedavi olanaklarına erişemediği için yaşamını yitirdiğini söyledi. Sendika temsilcilerinin stres kaynaklı kalp krizleri geçirdiğini ve çok sayıda ailenin dağıldığını ifade etti.

Evinde yemek yaparak geçinmeye çalıştı

İhraç edildikten sonra sağlık alanında çalışması engellenen Songül Hanım, iki çocuğu üniversitede öğrenim görürken eşiyle birlikte işsiz kaldı. Ailenin geçimini sağlayabilmek için üç yıl boyunca evinde yemek hazırlayarak iş yerlerine sattı.

Sosyal güvencelerinin kesilmesi nedeniyle sağlık hizmetlerine erişmekte de güçlük yaşayan aile, bir süre sonra ancak Yeşil Kart üzerinden sağlık hizmeti alabildi.

İhraç edildiği tarihte emekliliğine birkaç yıl kalan Songül Hanım, uzun süren girişimlerinin ardından yaş haddinden emekli edildi. Ancak emekli ikramiyesi ödenmedi.

Antalya’da uyuşturucu operasyonu: Araçta 2 kilo 750 gram kokain bulundu
Antalya’da uyuşturucu operasyonu: Araçta 2 kilo 750 gram kokain bulundu
İçeriği Görüntüle

İhraç öncesinde 31 yıl 7 ay kamu hizmeti bulunan Özkan Yorgun da emeklilik ikramiyesini alamadı. Açıkta kaldığı ve ihraç edildiği dönemde kardeşine ait firmada büro işleri yaparak geçinmeye çalıştı.

Yorgun, yaşananları şöyle özetledi:

“Bu süreç sadece bir iş kaybettirme meselesi değil; sosyolojik, ekonomik ve psikolojik boyutları olan çok yönlü bir cezalandırma mekanizmasıydı. Devlet bizimle çalışmak istemeyebilir ama bu uygulama bizim özel sektörde iş bulmamızı, toplumsal hayata katılımımızı da engelledi.”

KHK’lilerin yüzde 78’i mesleğine dönmek istiyor

Araştırmaya göre KHK’lilerin yüzde 78’i yeniden mesleğine dönmek istiyor. Ancak yıllar süren yargı ve idari başvuru süreçleri devam ederken bazı KHK’liler emekli olmak zorunda kaldı. Bazıları ise mesleki yeterliliklerine rağmen güvencesiz ve geçici işlerde çalışmaya yöneldi.

Ümit Çetiner, göreve iade edilmenin haksızlığın giderilmesi açısından zorunlu olduğunu ancak 10 yıllık süreçte kırılan mesleki aidiyet duygusunun onarılmasının kolay olmadığını belirtti. Çetiner’e göre görevine dönen KHK’liler de kurum içindeki baskılar ve önyargılar nedeniyle mesleklerini yalnızca ekonomik zorunluluklarla sürdürmek zorunda kalabiliyor.

Ortaya çıkan tablo, beraat ve takipsizlik kararlarının KHK’lilerin hayatındaki fiilî cezalandırmayı sona erdirmediğini gösteriyor. Yargının “suçsuz” dediği insanlar; görevlerine dönemiyor, emeklilik haklarını alamıyor, özel sektörde iş bulamıyor ve toplumsal yaşamın dışına itiliyor.

Kaynak ve haber: Şeriban Alkış – Haberciyiz.org