Yıldırım Kaya; Anayasa mahkemesi üyelerinin öğretmenlerin çığlığını duymasını ve kararlarını vicdanlarının sesine kulak vermelerini bekliyorum.

ÖĞRETMENLERİN GÖZÜ 9 KASIM’DA ANAYASA MAHKEMESİNDE

Anayasa Mahkemesi tarafından 3/2/2022 tarihli ve7354 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun bazı hükümlerinin iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebi ile 9 Kasım 2022 tarihinde gündeme alınan görüşmenin sonucu merakla bekleniyor.

Öğretmenlik Meslek Kanunu’na karşı 14 Ekim 2022 tarihinde Başkent Öğretmenevinde bir araya gelen Eğitim Sen, Eğitim İş, Hürriyetçi Eğitim Sen, Teç Sen, Anadolu Eğitim Sen, Özgür Eğitim Sen, Eğitim Hak Sen, Eksen Eğitim Sen, İdeal Eğitim Sen, Eğitim Söz Sen, Eğitimde Birlik Sen ve Eşit Haklar Sendikası ‘Eğitim Sendikalarının Büyük Buluşması’ çerçevesinde iş bırakma dahil birçok eylem ve etkinlikleri planlamışlardı.

Planlanan eylemlere ise Türkiye’nin tüm illerinde geniş katılım sağlanmış sendikaların birlikte iş yapabilme becerileri gelişmişti.

Eğitim Sendikaları bu toplantıda ve gerçekleştirilen eylemlerde altını çizdikleri acil talep olarak; “19 Kasım 2022 tarihinde yapılacak kariyer basamakları sınavının derhal iptal edilmesi, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun, TBMM’de ivedilikle ele alınarak yeni bir meslek kanununun tüm eğitim sendikalarının ve öğretmenlerin görüşleri alınarak düzenlenmesi” gerektiğinin altı çizilmişti.

EĞİTİM SEN 2 KASIM 2022 TARİHİNDE İŞ BIRAKARAK ALANLARDA KONUYLA İLGİLİ ŞU TALEBİ DİLLENDİRDİ

Fg0gib8X0AEZmpX

Öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran, öğretmenlerin ekonomik sorunlarına çözüm üretmeyen, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldıran, öğretmenler arasındaki ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştiren Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) düzenlemesine yönelik yoğun tepkilere rağmen, MEB ısrarla somut bir adım atmamaktadır.

Türkiye'de aynı işi yaptıkları halde farklı statü ve maaşlarla çalışmak zorunda kalan başka bir meslek grubu yoktur. Öğretmenler arasında halen var olan aday, sözleşmeli, kadrolu, ücretli ayrımına yenilerini eklenirken, eğitim sisteminin rekabetçi ve eleyici yapısına öğretmenlik mesleği de eklenmek istenmektedir.

Öğretmenlerin, eğitim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarına ilişkin sorunları Milli Eğitim Bakanlığı’nın gündeminde değildir. Yıllardır ekonomik, sosyal ve özlük haklarımıza ve geleceğimize yönelik taleplerimiz görmezden gelinmekte, insanca yaşam ve insan onuruna yakışır ücret taleplerimiz yok sayılmaktadır.

Öğretmenlerin mesleki birikimini ve niteliğini yok sayan kariyer basamakları uygulamasının öğretmenlik mesleğinin saygınlığını daha da düşürmesine karşı hiçbir eğitim emekçisinin, eğitim alanında örgütlü hiçbir sendikanın sessiz ve tepkisiz kalması beklenemez. Bu amaçla 14 Ekim tarihinde eğitim alanında örgütlü ve mücadeleden yana olan sendikalar bir araya gelmiş ve ortak talepler belirlenmiştir” açıklamasında bulunulmuştu.

EĞİTİM-İŞ 2 KASIM 2022 TARİHİNDE İŞ BIRAKARAK ALANLARDA KONUYLA İLGİLİ ŞU TALEBİ DİLLENDİRDİ

WhatsApp Image 2022-11-02 at 12.05.21

“Bildiğiniz gibi Eğitim-İş olarak eğitim emekçilerinin görüşü alınmadan, Saray’ın talimatı ve yandaş sendikaların oluruyla hazırlanan, sorunlarımızı çözmek bir yana dursun bize yeni haksızlıkları ve angaryaları dayatacak olan ÖMK’ya karşı ilk günden beri itirazın örgütleyicisi olduk.

“Öğretmenlik zaten bir uzmanlık mesleğidir” dedik. “Her öğretmen uzmandır, diploması da uzmanlık belgesidir. Siz kendi diplomalarınıza bakın” dedik. “Teslim edilmesi gereken haklarımızı yeni ve keyfi şartlara bağlayan, ezbere dayalı bir sınav sonucunda bizi yeni sıfatlarla ayrıştıracak olan, okullarda çalışma barışını bozacak ve öğretmenin mesai saat dışındaki vaktini de gasp etmeye niyetli bu kanun, sadece eğitim emekçileri açısından değil, tüm eğitim sistemi açısından büyük bir tehdittir” dedik. Fakat, hükümet bu konuda geri adım atmayacağını gösterdi. Şimdi biz de haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi gösteriyoruz!

Eğitim-İş’in çağrısı ve bu çağrıya yanıt veren eğitim sendikalarıyla birlikte, Türkiye sendikal mücadele tarihinde neredeyse benzeri olmayan bir ortak duruş birlikteliği oluşturulmuştur.

Bir Başöğretmenin kurduğu ülkede eğitim emekçisini değersizleştirmek, Başöğretmenimizin yeni nesilleri emanet edecek kadar güvendiği öğretmenlerin uzmanlığını kendi yeterliliğine bakmadan teste tabi tutmak, öğrencileri Anayasal hakları olan laik, bilimsel ve kamusal eğitimden mahrum bırakmak kimsenin haddi değildir!” 

CHP ANKARA MİLLETVEKİLİ YILDIRIM KAYA: “ANAYASA MAHKEMESİ ÜYELERİNİN ÖĞRETMENLERİN ÇIĞLIĞINI DUYMASINI VE KARARLARINI VİCDANLARININ SESİNE KULAK VERMELERİNİ BEKLİYORUM.”

Ekran görüntüsü 2022-11-06 102934

Habere Güven olarak Kaya’ya Anayasa Mahkemesi’nin 9 Kasım’da “Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun bazı hükümlerinin iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebiyle ilgili konuyu değerlendirmesini istedik.

Kaya sorunu şu şekilde ele aldı;

Eğitim-İş Adana Kız Lisesi Önünde Sürgünü Protesto Etti Eğitim-İş Adana Kız Lisesi Önünde Sürgünü Protesto Etti

Öğretmenlerin tamamına yakını bu sınavı doğru bulmuyor. Uzman olduklarını ve kendilerini geliştirmek için yüksek lisans ve doktora yaparak kıdem almanın daha doğru olduğunu belirtiyorlar. Bu çalışmaları ve geçinebilmeleri için çalışan tüm öğretmenlerin ekonomik durumlarının düzeltilmesini bekliyorlar.

Hemen gerçekleşmesini bekledikleri taleplerinin başında; Eğitim öğretim tazminatının bir maaş tutarında tüm eğitim çalışanlarına verilmesi, 24 Kasım öğretmenler gününde ise öğretmenlere bir maaş tutarında ikramiye verilerek ekonomilerinde kısmi iyileştirme bekliyorlar.

Ayrıntılı bir öğretmen meslek kanunun çıkartılmasını (CHP Grubu olarak biz eğitim örgütlerinin de görüşlerimi alarak 23 Kasım 2018 yılında TBMM ne verdiğimiz kanun teklifi var)

Ayrıca; CHP olarak AYM ne yürütmenin durdurulması ve 3600 ek gösterge dışında Anayasaya aykırı olan maddelerin iptali için açtığımız davanın öğretmenler lehinde kararara bağlanmasını istiyoruz.

Binlerce öğretmenin 2 Kasım da iş bırakmasını AYM üyelerinin görmesi gerekir.

Eğitim öğretimin devam ettiği bir tarihte sınav yapılması, öğretmenleri mağdur edeceği gibi, eğitimi de aksatacaktır. Bu nedenle de olsa bile yürütmenin durdurulması gerekir.

Anayasa mahkemesi üyelerinin öğretmenlerin çığlığını duymasını ve kararlarını vicdanlarının sesine kulak vermelerini bekliyorum.

Yetkili olan Eğitim Bir-Sen ve Türk Eğitim-Sen’i de üyelerinin haklarına sahip çıkmaya davet ediyorum.