Adana Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne giderken Taşköprü üzerinde kadın zinciri kurdu. Açılan pankartta “Türkiye'de, Kobani'de, Suriye'de, İran'da, Afganistan'da, Filistin'de Zulme Uğrayan Kadınlarla Direnişi Büyütüyoruz” mesajı yer aldı. Platform adına basın açıklamasını Baran Öner okudu. Eylem boyunca “Jin, Jiyan, Azadi” ve “Kadın, Yaşam, Özgürlük” sloganları atıldı.
Adana Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesi Taşköprü üzerinde bir araya gelerek kadın zinciri oluşturdu. Mor fular ve kurdeleler taşıyan kadınlar, dayanışma ve mücadele mesajı verdi.
Platform adına açıklamayı okuyan Baran Öner, 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü değil; emeğin sömürüsüne, görünmez kılınmasına, ayrımcılığa, baskıya ve şiddete karşı direnişin simgesi olduğunu vurguladı.
1857’den Bugüne Örgütlü Mücadele Vurgusu
Açıklamada, 8 Mart’ın tarihsel arka planına dikkat çekilerek 1857’de New York’ta tekstil işçisi kadınların ağır çalışma koşullarına ve düşük ücretlere karşı başlattığı grev hatırlatıldı. Grev sırasında çıkan yangında 129 kadın işçinin yaşamını yitirdiği belirtilerek, bu direnişin kadın mücadelesinin simge anlarından biri olduğu ifade edildi.
1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde düzenlenen II. Enternasyonal’e bağlı kadınlar toplantısında Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart’ın Emekçi Kadınlar Günü olarak kabul edildiği aktarıldı. Türkiye’de ise 8 Mart’ın ilk kez 1921’de kutlanmaya başlandığı, 12 Eylül darbesi sonrası dört yıl ara verilse de 1984’ten itibaren yeniden alanlara çıkıldığı hatırlatıldı.
“Yoksullaşıyoruz, Güvencesizleştiriliyoruz”
Açıklamada, neoliberal politikaların kadınlar üzerindeki etkisine geniş yer verildi. Kadınların büyük bölümünün sosyal güvenceden yoksun, kayıt dışı ve düşük ücretle çalıştırıldığı belirtilerek, “eşit işe eşit ücret” hakkının hâlâ sağlanmadığı vurgulandı.
Ev içi emeğin karşılıksız bırakıldığına dikkat çekilen açıklamada, bakım emeğinin kadınların görevi olarak dayatılmasının, deprem ve ekonomik kriz gibi dönemlerde kadınların yükünü daha da artırdığı ifade edildi.
İşyerlerinde mobbing, taciz ve şiddetin yaygınlaştığı; ancak kadınların hak arama mekanizmalarının sınırlandırıldığı belirtilerek, kadınların kamusal alandan uzaklaştırılmaya çalışıldığı kaydedildi.
“Her Gün En Az 3 Kadın Katlediliyor”
Platform açıklamasında kadın cinayetlerine dikkat çekilerek, her ay onlarca kadının erkekler tarafından öldürüldüğü ifade edildi. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının hukuksuz olduğu belirtilirken, 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmadığı vurgulandı.
Patriyarkal kapitalist sistemin kadın ve LGBTİ+ düşmanlığını yaygınlaştırdığı belirtilen açıklamada, kadınların medeni haklarının hedef alındığı ve iktidarın tarikat ve cemaatlerle birlikte kazanılmış hakları gasp etmeye çalıştığı ifade edildi.
Kadın bedeni ve doğurganlığı üzerinden yürütülen nüfus politikalarına da değinilerek, fiili kürtaj yasaklarına dikkat çekildi.
Eğitim Politikaları ve Çocuk İşçiliği Eleştirisi
Kesintili eğitim sistemi ve Milli Eğitim Bakanlığı yönetmeliklerinde yapılan değişikliklerin kız çocuklarını eğitimden kopardığı belirtilen açıklamada, çocuk yaşta evliliklere ve istismara zemin hazırlandığı ifade edildi.
ÇEDES ve MESEM gibi uygulamaların eleştirildiği açıklamada, bilimsel eğitimin geriletildiği ve çocuk işçiliğinin yaygınlaştırıldığı kaydedildi.
Savaş, Militarizm ve 2026 Vurgusu
Açıklamada Ortadoğu’dan Ukrayna’ya uzanan çatışmalara değinilerek, savaşların en ağır bedelini kadınlar ve çocukların ödediği belirtildi. Savaş ekonomisinin kadın yaşamını daralttığı ifade edilerek, artan küresel militarizmin kadın haklarını gerilettiği vurgulandı.
2026 yılında bazı ülkelerde kadınlar için zorunlu askerlik uygulamalarının gündeme geldiği hatırlatılarak, savaş politikalarının kadınları hem cephede hem de ekonomik daralmanın mağduru haline getirdiği ifade edildi.
Savaşlarda tecavüzün bir silah olarak kullanıldığı, kadınların bedenleri ve doğurganlıkları üzerinden tahakküm kurulduğu belirtilen açıklamada, IŞİD gibi örgütlerin kadınları savaş ganimeti olarak gördüğü hatırlatıldı.
“Susmuyoruz, Korkmuyoruz, İtaat Etmiyoruz”
Platform, Türkiye’de kayyum atamaları, tutuklamalar ve hak arama eylemlerine yönelik baskılara da dikkat çekti. Kadın temsiliyetinin karar mekanizmalarında sınırlı kaldığı belirtilerek, kadınların iradesinin yok sayıldığı ifade edildi.
Kadınlar, “Susmuyoruz, Korkmuyoruz, İtaat Etmiyoruz!” diyerek alanlarda olmaya devam edeceklerini vurguladı.
“Barışı ve Eşitliği Birlikte İnşa Edeceğiz”
Açıklamanın sonunda kadınların örgütlü mücadelesinin stratejik ve ideolojik saldırılara karşı sürdüğü belirtilerek, laik, demokratik ve eşit bir ülke mücadelesinin kararlılıkla devam edeceği ifade edildi.
İran’dan Afganistan’a, Filistin’den Rojava’ya kadar “Jin, Jiyan, Azadi” şiarını yükselten kadınlarla dayanışma mesajı verilen açıklamada, tüm kadınlar 8 Mart’ta alanlara çağrıldı.
Eylem, “Yaşasın Kadınların Örgütlü Mücadelesi!” sloganıyla son buldu.









