Adana Kadın Platformu, çocuklara yönelik cinsel istismar, cezasızlık politikaları ve iktidar yapılarının sorumluluğuna dikkat çektiği yazılı açıklamasında, Jeffrey Epstein dosyasından TBMM’de MESEM kapsamında yaşanan istismar iddialarına ve Adana’daki gizli kamera skandalına kadar birçok başlığı gündeme taşıdı.
Adana Kadın Platformu, “Çocuklarımızı Bu Karanlığa Teslim Etmeyeceğiz!” başlığıyla yayımladığı yazılı açıklamada, küresel ve yerel ölçekte çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarını ve bu suçların üzerinin sistematik biçimde örtülmesini ele aldı.
Açıklamada, günlerdir kamuoyunu meşgul eden Jeffrey Epstein dosyasının, münferit bir suç ya da ahlaki çöküş örneği değil; yıllara yayılan, güçlü aktörlerce korunmuş bir istismar düzeninin belgesi olduğu vurgulandı. Platform, Epstein’in kurduğu çocuk istismarı ağıyla tanınmış ve nüfuzlu isimleri suç ortağına ya da şantaj nesnesine dönüştürdüğünü ifade etti.
“Haklar Kağıt Üzerinde, İhlaller Gerçek Hayatta”
Açıklamada, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1989 yılında kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi hatırlatılarak, aradan geçen 37 yıla rağmen çocukların yaşama, korunma ve gelişme haklarının fiilen güvence altına alınmadığı belirtildi. Epstein dosyalarının, çocukların toplumda nasıl “harcanabilir” görüldüğünün en çarpıcı örneklerinden biri olduğu kaydedildi.
Platform, Epstein’in yalnızca “sapık bir milyarder” olarak tanımlanmasının sorunu istisnalaştırdığına dikkat çekerek, bu dosyanın neoliberal çağın, hukukun askıya alındığı ve iktidarın bedenler üzerinde kurulduğu karanlık alanlarını görünür kıldığını ifade etti.
“Devletin Sessizliği Bu Ağı Büyüttü”
Epstein hakkında 2005 yılında açılan çocuk istismarı soruşturmasının, suç ağı içindeki tanınmış isimler nedeniyle engellendiği; sınırlı bir hapis cezasının ardından faaliyetlerini sürdürdüğü hatırlatıldı. 2019 yılında cezaevinde ölü bulunmasının ise hâlâ şüpheli olduğu vurgulandı.
Açıklamada, ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan belgelerde birçok failin kimliğinin karartılmasına tepki gösterilirken, istismara maruz kalanların isim ve yüzlerinin açık edilmesi eleştirildi.
Türkiye Bağlantısı ve Aydınlatılmayan Dosyalar
Platform, Epstein dosyasında Türkiye bağlantısına dair iddialara da değinerek, Fettah Tamince ve Mücahit Ören’in isimlerinin öne çıktığını belirtti. 2011 yılında Rixos Otel’de şüpheli şekilde yaşamını yitiren 16 yaşındaki Burak Oğraş dosyasının hâlâ aydınlatılmadığına dikkat çekildi. Deprem sürecinde kaybolan çocuklara ilişkin iddiaların da açıklığa kavuşturulması çağrısı yapıldı.
TBMM ve MESEM Kapsamındaki İstismar İddiaları
Açıklamada, Türkiye Büyük Millet Meclisi lokantasında MESEM kapsamında staj yapan dört çocuğa yönelik sistematik cinsel taciz ve istismar iddialarına da yer verildi. Sanıkların tahliye edilmesinin adalet duygusunu zedelediği belirtilerek, cezasızlık pratiğinin failleri cesaretlendirdiği ifade edildi.
“Çocuğun rızası olmaz, çocuğun istismarı olur” denilen açıklamada, istismar ağlarının nasıl kurulduğunun ve kimler tarafından korunup kollandığının açığa çıkarılması istendi.
Adana’daki Gizli Kamera Skandalı
Platform, Adana’da bir özel okulda bilişim öğretmeninin yıllarca tuvaletlere gizli kamera yerleştirerek öğrenci ve kadın öğretmenleri kayda aldığı ve bu görüntüleri internette sattığı iddialarına da dikkat çekti. Okul yönetiminin bilgisi olduğu yönündeki iddiaların soruşturulması çağrısı yapılarak, açılan davanın takipçisi olunacağı belirtildi.
“Bu Düzenle Hesaplaşacağız”
Açıklama şu ifadelerle sona erdi:
“Çocuğa yönelik cinsel istismar birkaç kişinin suçu değil; ahlakın, hukukun ve hesap vermenin kimler için geçerli olduğuna karar veren bir iktidar yapısının sonucudur. Çocukları korumayan, istismarı normalleştiren bu düzenle hesaplaşacağız. Çocuklarımızı bu karanlığa teslim etmeyeceğiz.”
13 Şubat 2026




