"Toplumsal Özgürlük Partisi Çocuk Hakları Meclisi olarak bu ülkede yaşayan çocuklar için çocuklarla birlikte başka bir eşit, özgür dünyanın mümkünlüğünü göstereceğiz."

TÖP ÇOCUK HAKLARI MECLİSİ; “ÇOCUKLARIN HAKLARI VAR!” BAŞLIKLI BASIN AÇIKLAMASINI ADANA İNÖNÜ PARKINDA GERÇEKLEŞTİRDİ.

“ÜCRETSİZ, SAĞLIKLI OKUL YEMEĞİ, ÇOCUĞA DUYARLI BÜTÇE ve ÇOCUK EMEĞİNİN SÖMÜRÜSÜNE SON” BAŞLIKLI DÖZVİZLERİN AÇILDIĞI EYLEMDE TÖP ÇOCUK HAKLARI MECLİSİ ADINA BASIN AÇIKLAMASINI DERYA ÇİÇEK OKUDU.

Çiçek; “Bundan 33 sene önce Türkiye’nin de içinde bulunduğu birçok ülke tarafından çekincesiz imzalanan BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne uyma konusunda Türkiye ve sözleşmenin diğer imzacıları sınıfta kaldı” dedi. 

Çocuk Hakları Meclisi adına Derya Çiçek sözlerine şu şekilde devam etti;

WhatsApp Image 2022-11-20 at 17.24.30

Türkiye’de yaşayan yaklaşık 25 milyon çocuk, özellikle bu yıl ekonomik kriz başta olmak üzere tüm krizlerin etkilerini fazlasıyla hissetmeye başladılar. 

Faşizmin kurulmaya çalışıldığı, kritik bir seçim sürecine girdiğimiz bu dönemin yakıcı koşulları çocukların yaşamlarını, haklarını doğrudan etkiliyor. Neredeyse her gün çocuklarla ilgili bir istismar, ölüm, hak ihlali haberine uyanıyoruz…

Çocuklar için bütçe; bir öğün ücretsiz, sağlıklı okul yemeği!

WhatsApp Image 2022-11-20 at 17.25.15

Derinleşen ekonomik kriz; halka yoksulluk, işsizlik, zam, pahalılık olarak dönüyor. Bu koşullarda çocuklar, yoksulluğun bedelini en ağır şekilde ödemek zorunda kalıyorlar. Türkiye’de çocuk yoksulluğu 8 milyona yaklaşmış durumda. 

Sözleşme’nin 27. Maddesi diyor ki:

“Taraf Devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul ederler.”

Zengin daha da zenginleşirken halkı açlığın, yoksulluğun pençesine hapseden ekonomi politikalarının kimleri koruduğu zaten belli. Sermayenin çıkarlarının gözetildiği bu koşullarda, olan yine işçi, emekçi, yoksul halk çocuklarına oluyor! 

Temel beslenme, barınma, ısınma, ulaşım, eğitim, giyinme haklarına erişemeyen milyonlarca çocuk var. 

Halktan toplanan vergilerle oluşturulan bütçeden halkın çocuklarına pay verilmiyor.

Daha geçtiğimiz günlerde okullarda bir öğün yemek teklifi mecliste reddedildi. Ama aynı bütçeden savaşa, diyanete ayrılan pay giderek artıyor. Şirketlere teşvik, sermayedarlara vergi affı yapılabilen ülkede milyonlarca çocuk okula aç gidebiliyor!

Öte yandan yoksulluk en çok çocukları öldürüyor. Kış sertleştikçe de bu ölümler artıyor. Daha geçen hafta Bursa’da 8 Suriyeli çocuk sobadan çıkan yangında hayatını kaybetti.

Yine bu yoksullukta binlerce çocuk eğitimden kopuyor. Türkiye eğitim sisteminde hiç görülmemiş sayıda çocuk okulu bırakmak zorunda kaldı. 4+4+4 eğitim modelinin tüm olumsuz sonuçlarına rağmen çocukları bu sisteme mecbur bırakan iktidar, çocukların okuldan uzaklaşmasını da görmezden geliyor.

Yoksulluk derinleştikçe çocukların sağlığa erişimi de zorlaşıyor. Çocuklar arasında hastalıklar, gelişim sorunları artıyor. 

Engelli çocuklar, mülteci çocuklar bu ağır koşulların daha da ağırlarına maruz bırakılıyor. 

Faşizm kurulmaya çalışılırken halkın çocukları ölüyor, aç kalıyor, işçileşiyor veya şiddete, istismara maruz kalıyor.

Ekonomik krizin, yoksulluğun, çocukların hayatlarından, çocukluklarından çalmasına izin vermeyeceğiz!

Çocukların tüm ihtiyaçları kamulaştırılmalıdır. Çocuk Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere, çocukların yararını gözeten diğer tüm sözleşmeler derhal uygulanmalıdır!

Çocuk emeğinin sömürüsüne son: 

Her gün yeni bir çocuk işçi ölümüyle sarsılıyoruz. Çocukların çalışmasının kesinlikle yasak olduğu iş kollarında, emekleri sömürülen çocuklar iktidar, sendikalar ve tüm ana muhalefet partileri tarafından yok sayılıyor. Sermayenin çıkarı doğrultusunda çocuklar, elbette yine işçi ve emekçilerin çocukları, sistemin çarklarında ölüme terk ediliyor.

Okuldan alınan ya da mecburen okulu bırakan çocukların yeni yerleri ağır sanayi merkezleri, fabrikalar, tarlalar, sokaklar oluyor. Denetimsiz, güvencesiz, ağır koşullarda ve örgütsüz olan çocuk işçilerin emeklerinin sömürülmesine izin vermeyeceğiz.

Çocukların emeklerinin bizzat MEB ve şirketler, zincir marketler tarafından imzalanan protokollerle, çıraklık ya da meslek eğitimi adı altında sömürülmesine müsaade etmeyeceğiz. 

Çocuk emeğinin sömürüsünü engelleyecek her türlü sözleşme ve yasal düzenleme hayata geçirilmelidir. 

Çocuk istismarı, ihmalleri ve hak ihlallerinde cezasızlıklara son! 

Çocukların başlarına gelen her kötülükte mağdur olmalarına rağmen sürekli suçlanmaları, sözlerine inanılmamaları, güvenecekleri bir yetişkin bulamamaları, toplumdaki çarpık çocuk algısı ve cezasızlık politikaları sebebiyle çocuk istismarları ya ortaya çıkmıyor ya da cezasız kalıyor. 

Çocukların cinsel istismarı giderek artıyor. Savcılıklara yapılan cinsel suç başvurularının büyük bir bölümü çocuklara yönelik işlenen cinsel suçlardan oluşuyor ama çoğunluğu cezasız kalıyor. 

İSİG, Son on yılda en az 616 çocuk işçi hayatını kaybetti İSİG, Son on yılda en az 616 çocuk işçi hayatını kaybetti

İhmalden kaynaklı ölümler, yaralanmalar ya da sakatlanmalar tekil olaylar gibi görünse de aslında çocukların görülmemesinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. 

Neredeyse hiçbir hak ihlalinde süreç çocuk yararına işletilmiyor, yüksek yararı gözetilmiyor hatta çocuk asli kusurlu ilan ediliyor. 

Kürt çocukları savaş ve çatışma koşullarından ağır biçimde etkileniyor; her yıl en az bir çocuk zırhlı araç çarpması sonucunda hayatını kaybediyor. Bütün bu ölümlerin failleri cezasız bırakılıyor. 

Bunlara ek olarak Türkiye ÇHS’ne koyduğu çekinceli maddelerdeki çekinceleri kaldırmadı, kaldıracağa da benzemiyor. Bugün burada vesilesi ile toplandığımız Çocuk Hakları Sözleşmesinin çekinceli 30.maddesi olan “soya, dine ya da dile dayalı azınlıkların ya da yerli halkların var olduğu devletlerde, böyle bir azınlığa mensup olan ya da yerli halktan olan çocuk, ait olduğu azınlık topluluğunun diğer üyeleri ile birlikte kendi kültüründen yararlanma, kendi dinine inanma ve uygulama ve kendi dilini kullanma hakkından yoksun bırakılamaz” maddesi uygulanmadığı için, Kürtler ve Aleviler başta olmak üzere diğer tüm halk ve inanç topluluklarından çocuklar anadillerinde konuşamıyor, egemen dini öğrenmek zorunda bırakılıyorlar. Kürt halkına karşı yok etme politikaları çocukların hiçbir hakkının korunmaması olarak geri dönüyor. Geçenlerde Bursa’da bir okulun merdivenlerine yazılan “ya Türkçe konuş ya sus” yazısı da bu tekçi politikaların artarak sürdüğünü gösteriyor. 

Çocukların korkmadan, özgürce, barış içerisinde yaşayacakları bir toplumu çocuklarla birlikte inşa edeceğiz ve ülkede her çocuk kendini güvende hissedene kadar mücadeleye devam edeceğiz.

Bizler çocukların tüm hakları anayasal güvenceye alınana, çocuğa karşı işlenen tüm suçlar en üst sınırdan cezalandırılana kadar mücadele edeceğiz. 

Çocuklar hakları olan toplumsal özneler olarak yaşamda yerlerini alana kadar her bir ihlalde çocuklardan yana olacağız. 

Çocukları özne olarak kabul eden bütünlüklü bir çocuk politikası oluşturacağız. 

Çocuklar için çocuklarla birlikte bir ülke kuracağız

Toplumsal Özgürlük Partisi Çocuk Hakları Meclisi olarak bu ülkede yaşayan çocuklar için çocuklarla birlikte başka bir eşit, özgür dünyanın mümkünlüğünü gösterecek ve birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. 

Bu düzenin tek bir çocuğu daha öldürmesine, sömürmesine izin vermeyeceğiz.

Çünkü çocukların hakları var! Çünkü çocuklar bu toplumun, ülkenin parçası!

Bitirirken en acil taleplerimizi tekrarlıyoruz:

Çocuklar için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği!

Çocuğa duyarlı bütçe!

Çocuk emeğinin sömürüsüne son!