DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması ve bu kararların gerektirdiği yapısal reformların hayata geçirilmemesi nedeniyle Adalet Bakanlığı’na iki ayrı başlıkta yazılı soru önergesi sunduklarını açıkladı.

Açıklamada, Yüksel Yalçınkaya/Türkiye davası kararına dikkat çekilerek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi’nin 26 Eylül 2023 tarihli kararında; ByLock verileri ile sendika ve dernek üyeliği gibi unsurların değerlendirilme biçimi nedeniyle adil yargılanma hakkı, “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi ve örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmettiği hatırlatıldı. Kararda ayrıca bu ihlallerin münferit olmadığı, sistematik bir nitelik taşıdığı ve mahkemenin önünde yaklaşık 8 bin 500 benzer başvurunun bulunduğu vurgulandı.

Bu kararın yalnızca tek bir dosyaya ilişkin olmadığı, Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri döneminde ortaya çıkan geniş mağduriyet alanını yeniden gündeme taşıdığı ifade edildi. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 12 Haziran 2025 tarihli icra denetimi kararında Türkiye’den benzer dosyalara ilişkin daha fazla örnek ve ihlallerin tekrarını önleyecek tedbirler talep ettiği, ardından AİHM’in Nisan 2026 duyurusuyla başvuru yoğunluğu nedeniyle özel idari tedbirler uygulamaya koyduğunu açıkladığı belirtildi.

Ayrıca Avrupa Birliği 2023 Türkiye Raporu’na atıf yapılarak, Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yapılan 127 bin 292 başvurudan yalnızca 17 bin 960’ının kabul edildiği, 109 bin 332’sinin ise reddedildiği bilgisi paylaşıldı. Bu verilerin, OHAL sürecinde ortaya çıkan mağduriyetlerin büyük bölümünün giderilmediğini ortaya koyduğu ifade edildi.

İkinci başlıkta ise Oya Ataman grubu davaları kapsamında yıllardır çözülemeyen toplantı ve gösteri hakkı ihlallerine dikkat çekildi. Avrupa Konseyi verilerine göre Türkiye hakkında denetime gelen dosya sayısının 4 bin 558 olduğu, bunlardan 143 öncü kararın 2025 sonu itibarıyla hâlâ açık durumda bulunduğu aktarıldı. Yalnızca 2025 yılı içinde 69 yeni dosyanın denetime girdiği belirtilerek sorunun yapısal niteliğine vurgu yapıldı.

Oya Ataman grubunun; barışçıl toplantılara müdahaleler, aşırı güç kullanımı, idari para cezaları ve kötü muamele iddialarına yönelik etkili soruşturma eksikliğini kapsadığı ifade edildi. Bakanlar Komitesi’nin Mart 2023 ara kararında bu alanın 15 yılı aşkın süredir izleme altında olduğunun ve 70’ten fazla kararı içerdiğinin hatırlatıldığı belirtildi.

10-12 Haziran 2025 tarihli son kararda ise Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun AİHM içtihadına uygun hale getirilmesi için gerekli değişikliklerin hâlâ yapılmadığının vurgulandığı; Türkiye’den son beş yıldaki müdahalelere, soruşturmalara, mahkûmiyetlere ve kolluk işlemlerine ilişkin ayrıntılı veri talep edildiği ifade edildi.

Açıklamada, iki başlığın ortak bir gerçeğe işaret ettiği belirtilerek şu değerlendirmeye yer verildi: Türkiye’de AİHM kararlarıyla ihlaller tespit edilmesine ve uluslararası mekanizmalarca somut yükümlülükler hatırlatılmasına rağmen, iç hukukta etkili giderim ve yapısal reformların aynı düzeyde hayata geçirilmediği ifade edildi.

Nevroz Uysal Aslan, Adalet Bakanlığı’na yönelttikleri temel soruları da kamuoyuyla paylaştı:

Ayhan Barut’tan vergide adalet ve etkin denetim çağrısı  “Vergide adil çözüm bekliyoruz”
Ayhan Barut’tan vergide adalet ve etkin denetim çağrısı “Vergide adil çözüm bekliyoruz”
İçeriği Görüntüle
  • Yalçınkaya kararından sonra benzer dosyalarda kaç kişi yeniden yargılama talebinde bulundu?
  • Beraat ya da takipsizlik kararına rağmen kamu görevine dönemeyen kaç kişi var?
  • OHAL/KHK mağduriyetlerinin giderilmesi için özel bir hak iadesi ya da kayıt temizliği çalışması yürütülüyor mu?
  • 2911 sayılı Kanun’un AİHM içtihadına uygun hale getirilmesi için hangi adımlar atıldı?
  • Barışçıl gösterilere müdahalelerde aşırı güç kullanımını önlemek için hangi düzenlemeler yapıldı?
  • Bakanlar Komitesi’nin talep ettiği veriler süresinde sunuldu mu?

Açıklamada, Adalet Bakanlığı’ndan bu sorulara açık, somut ve denetlenebilir yanıt verilmesi gerektiği vurgulanarak, AİHM kararlarının uygulanmasının yalnızca uluslararası yükümlülük değil, aynı zamanda Türkiye’de hukuk güvenliğinin yeniden tesis edilmesi açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Muhabir: Haber Merkezi