AİHM’den Türkiye’ye “Makul Şüphe” Uyarısı: Ayla Akat Kararında Hak İhlali Tespiti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), eski HDP milletvekili Ayla Akat Ata hakkında verdiği kararda, Türkiye’de “terör” suçlamalarıyla yürütülen tutuklama pratiğine ilişkin dikkat çekici tespitlerde bulundu. 12 Mayıs 2026 tarihinde açıklanan “Akat/Türkiye” kararında Mahkeme, Akat’ın tutuklanmasına dayanak yapılan siyasi faaliyetler ve konuşmaların, “silahlı terör örgütü kurma veya yönetme” suçlaması için yeterli somut delil oluşturmadığına hükmetti.

AİHM, başvurucunun yaklaşık yedi ay süren tutukluluğunun “makul şüphe” kriterini karşılamadığını belirterek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını düzenleyen 5. maddesinin, ayrıca ifade özgürlüğünü güvence altına alan 10. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.

Bakan Göktaş: “Hedefimiz engelli bireylerin her alana eşit erişimini güçlendirmek”
Bakan Göktaş: “Hedefimiz engelli bireylerin her alana eşit erişimini güçlendirmek”
İçeriği Görüntüle

Tutuklamanın Gerekçesi DTK Faaliyetleri ve Siyasi Konuşmalar Oldu

Karara göre Ayla Akat, 26 Ekim 2016’da Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde düzenlenen bir basın açıklaması sırasında gözaltına alındı. Hakkındaki soruşturma, PKK/KCK ile bağlantılı olduğu iddia edilen faaliyetler üzerine başlatıldı. 30 Ekim 2016’da Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “silahlı terör örgütü kurma veya yönetme” suçlamasıyla tutuklandı.

Savcılık ve mahkemeler, tutuklamaya gerekçe olarak Demokratik Toplum Kongresi (DTK) içindeki faaliyetleri, çeşitli gösterilere katılımı, yaptığı siyasi konuşmalar ve sosyal medya paylaşımlarını gösterdi. Akat’ın konuşmalarında Abdullah Öcalan’dan “saygılı ifadelerle” söz ettiği, yaşamını yitiren PKK mensuplarını “şehit” olarak nitelendirdiği ve bazı eylemleri “direniş” olarak tanımladığı ileri sürüldü.

AİHM: Şiddet Çağrısı Yok, Somut Delil Sunulmadı

AİHM kararında, Türkiye’deki yargı makamlarının Akat’ın siyasi faaliyetleri ile “terör örgütü yöneticiliği” arasında somut bir bağ kuramadığı vurgulandı. Mahkeme, DTK’nin yasa dışı bir yapı olduğuna dair yeterli ve somut kanıt ortaya konulmadığını belirtti.

Kararda şu değerlendirme öne çıktı:

“Başvurucunun siyasi konuşmaları ve kamuya açık toplantılara katılımı politik niteliktedir ve şiddete teşvik olarak değerlendirilemez.”

Mahkeme, iç hukuk makamlarının yalnızca konuşmaları, toplantıları ve sosyal medya paylaşımlarını listelediğini; ancak bunların nasıl “örgüt yöneticiliği” suçuna delil oluşturduğunu açıklayamadığını kaydetti.

AİHM ayrıca, benzer siyasi açıklamaların daha önce de ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirildiğini hatırlatarak, Türkiye’de siyasetçilere yönelik terör soruşturmalarının demokratik siyasal faaliyet alanını daraltmaması gerektiğine dikkat çekti.

“Makul Şüphe” Bulunmadığına Hükmedildi

Mahkeme, tutuklamanın temel koşulu olan “makul suç şüphesi”nin oluşmadığını belirterek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5/1 maddesinin ihlal edildiğine karar verdi. Ayrıca tutukluluğun devamına ilişkin kararların da yeterli gerekçe içermediği, kaçma veya delilleri karartma riskine ilişkin somut değerlendirme yapılmadığı ifade edildi.

Bu nedenle AİHM, Sözleşme’nin 5/3 maddesinin de ihlal edildiğine hükmetti.

Kararda dikkat çeken bir başka unsur ise, Mahkeme’nin Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan ettiği olağanüstü hal rejimini de değerlendirmesi oldu. AİHM, söz konusu dönemde yapılan hak sınırlamalarının bu dosyada hukuka aykırı tutuklamayı meşrulaştırmadığını belirtti.

İfade Özgürlüğü İhlali Tespiti

AİHM, Akat’ın tutuklanmasının yalnızca özgürlük hakkını değil, ifade özgürlüğünü de ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme’ye göre, siyasi konuşmalar ve kamuya açık faaliyetler nedeniyle bir siyasetçinin özgürlüğünden mahrum bırakılması, demokratik toplum düzeni açısından ağır sonuçlar doğuruyor.

Kararda, hukuka aykırı bir tutuklama tedbirinin aynı zamanda ifade özgürlüğüne yönelik “kanunla öngörülmüş” bir müdahale sayılamayacağı belirtildi.

Türkiye Tazminata Mahkûm Edildi

AİHM, Türkiye’nin Ayla Akat’a 8 bin avro manevi tazminat ve 1.000 avro yargılama gideri ödemesine karar verdi.

Mahkeme, Akat’ın maddi tazminat talebini ise yeterli belge sunulmadığı gerekçesiyle reddetti.

Karar, Türkiye’deki Terör Yargılamaları Tartışmasını Yeniden Gündeme Taşıdı

“Akat/Türkiye” kararı, özellikle son yıllarda siyasetçiler, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve sivil toplum temsilcilerine yönelik açılan “terör” soruşturmaları bakımından yeni bir emsal değerlendirmesi olarak görülüyor.

AİHM’in kararında vurguladığı “somut delil”, “şiddet çağrısı” ve “makul şüphe” kriterleri; ifade özgürlüğü ile terörle mücadele arasındaki sınırların yeniden tartışılmasına yol açtı.

Karar aynı zamanda, Türkiye’de terör suçlamalarıyla gerçekleştirilen tutuklamaların yalnızca belirli bir siyasi çevreyi değil, geniş bir toplumsal kesimi etkileyen yapısal bir hukuk sorunu haline geldiğine ilişkin eleştirileri de yeniden gündeme taşıdı.

Muhabir: Güven BOĞA