DEM Parti Milletvekili Ceylan Akça Cupolo’dan kanser ilaçları için Meclis gündemi: “Yaşam hakkı mahkeme koridorlarına hapsedilmemeli” DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, SGK kapsamında geri ödenmeyen akıllı kanser ilaçları ve immünoterapilere erişimde yaşanan sorunları TBMM gündemine taşıdı. Akça Cupolo, hayati tedavilerin bürokratik ve hukuki süreçlere takılmasının hastalar açısından ciddi zaman kayıplarına yol açtığını belirterek, Sağlık Bakanlığı’na kapsamlı sorular yöneltti. Kanser tedavisinde erken müdahalenin önemine dikkat çeken Akça Cupolo, son yıllarda özellikle hedefe yönelik akıllı ilaçlar ve immünoterapilerin tedavide önemli seçenekler haline geldiğini belirtti. Ancak yüksek maliyetli yeni nesil ilaçların önemli bölümünün SGK geri ödeme listesinde bulunmadığını ifade eden Akça Cupolo, bu ilaçlara erişmek isteyen hastaların uzun ve karmaşık bir bürokratik ve hukuki süreçle karşı karşıya kaldığını söyledi. Hastalar tedavi için mahkeme kapısını aşındırıyor Akça Cupolo’nun değerlendirmesine göre SGK tarafından karşılanmayan bir kanser ilacına ulaşmak isteyen hastalar öncelikle onkoloji konseyinden ilacın tıbben zorunlu olduğuna ilişkin rapor almak, ardından Sağlık Bakanlığı’ndan endikasyon dışı kullanım izni almak zorunda kalabiliyor. Bu süreçten sonra SGK’ya yapılan başvurunun reddedilmesi halinde ise hastalar İş Mahkemelerinde dava açarak ilacın karşılanması için ihtiyati tedbir talep ediyor. Akça Cupolo, kanser hastaları açısından zamana karşı yürütülen tedavinin böylece bürokrasi ve yargı süreçleriyle kesintiye uğrayabildiğini belirtti. “Tıpta yüzde 100 garanti yok” Mahkemelerde ihtiyati tedbir kararlarının verilmesi sırasında tedavinin kesin sonuç vereceğine ilişkin beklentilerin de önemli bir sorun olduğunu savunan Akça Cupolo, hiçbir tıbbi tedavi için yüzde 100 başarı garantisi bulunmadığını vurguladı. Akça Cupolo, uzman hekimler ve onkoloji konseyleri tarafından belirlenen tıbbi endikasyonların mahkeme veya bilirkişi süreçlerinde farklı değerlendirmelere tabi tutulmasının sağlık hizmetinin niteliği açısından tartışılması gerektiğini ifade etti. İlaç bedeli hastanın karşısına borç olarak çıkabiliyor Akça Cupolo’nun dikkat çektiği bir diğer konu ise ihtiyati tedbir yoluyla ilacına ulaşan hastaların davanın daha sonra reddedilmesi halinde karşılaşabileceği mali yük. Dava sürecinde ilaç temin edilerek tedaviye başlanmasının ardından mahkemenin olumsuz karar vermesi durumunda, daha önce SGK tarafından karşılanan yüksek tutarlı ilaç bedellerinin hastadan talep edilebildiğini belirten Akça Cupolo, bunun hastaları icra riskiyle karşı karşıya bırakabileceğini söyledi. “Sağlık hakkı bütçe hesabına sıkıştırılmamalı” Kanser hastalarının yaşamlarının en kritik döneminde mahkeme ve bürokrasiyle mücadele etmek zorunda kalmasının sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığını savunan Akça Cupolo, sağlık hizmetlerine erişimde ekonomik gücün belirleyici olmaması gerektiğini vurguladı. Akça Cupolo, hedefe yönelik yeni nesil kanser ilaçlarına erişimin yalnızca hukuki süreçleri yürütebilen ve yüksek maliyetleri karşılayabilecek hastalarla sınırlı kalmasının fırsat eşitsizliğini derinleştirdiğini belirtti. Bakanlığa 6 soru Ceylan Akça Cupolo, Sağlık Bakanlığı’na yönelttiği soru önergesinde şu başlıkların yanıtlanmasını istedi: TİTCK tarafından onaylanan endikasyon dışı ilaç kullanım izinlerinin neden SGK açısından doğrudan geri ödeme anlamına gelmediği, Mahkemelerin ve bilirkişilerin tıbbi tedavi konusunda değerlendirme yapmasının hekim bağımsızlığı açısından nasıl ele alındığı, İhtiyati tedbir kararlarında hastalardan kesin iyileşme garantisi beklenmesinin tıbbi gerçeklikle nasıl bağdaştığı, İhtiyati tedbirle ilaca ulaştıktan sonra davayı kaybeden hastaların karşı karşıya kaldığı yüksek ilaç bedelleri ve icra riskine karşı bir mekanizma bulunup bulunmadığı, Yargı süreci tamamlanıncaya kadar tedavinin kesintiye uğramaması için acil bir ilaç temin fonu kurulmasının gündemde olup olmadığı, Sosyoekonomik durumu yetersiz hastaların yeni nesil kanser tedavilerine erişebilmesi için SGK Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamındaki ilaçların güncellenme sürecinin hızlandırılıp hızlandırılmayacağı. Akça Cupolo, kanser tedavisinin hastalar açısından zamanla yarış anlamına geldiğini belirterek, sağlık hizmetinin idari retler ve uzun süren davalar nedeniyle erişilemez hale gelmemesi gerektiğini savundu. “İnsan hayatının bütçe hesaplarına ve mahkeme koridorlarına hapsedilmediği; tıbbi kararların yargıçlar tarafından değil, hekimlerin uzmanlığı doğrultusunda doğrudan uygulandığı bütüncül bir sağlık politikası toplum sağlığı için zorunluluktur” değerlendirmesinde bulundu.