ADANA – Türkiye’de hayvancılık sektörünün önemli sorunlarından biri olan şap hastalığı yeniden gündemde. YENİ Parti Adana Milletvekili Ayhan Barut, hastalığın tekrar yayılım göstermesi üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı’nın izlediği politikaları eleştirdi.
Barut’un YENİ Parti Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi olduğu TBMM kayıtlarında da yer alıyor.
“Sadece krizi değil, salgını kontrol edin”
Kayseri, Nevşehir ve Uşak gibi illerde canlı hayvan pazarlarının şap hastalığı nedeniyle kapatıldığını belirten Barut, yıllardır sürdürülen mücadeleye rağmen salgınların tekrarlanmasının uygulanan politikaların sorgulanmasını gerektirdiğini söyledi.
Şap hastalığının yalnızca veterinerlik alanını ilgilendiren bir sorun olarak görülemeyeceğini vurgulayan Barut, şöyle konuştu:
“Bu mesele doğrudan hayvancılığın geleceği, üreticinin geliri, et ve süt arzının sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve ülkemizin ekonomik gücüyle ilgilidir. Her salgında hayvan pazarlarını kapatıp üreticinin hareket alanını daraltarak krizi yönetmeye çalışmak yerine, hastalığın neden kalıcı olarak kontrol altına alınamadığı ortaya konulmalı.”
SAT-1 serotipi 60 yıl sonra yeniden Türkiye’de
Barut açıklamasında Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü’nün (WOAH) SAT-1 serotipine ilişkin uyarılarına da dikkat çekti.
WOAH'ın 28 Ağustos 2026 tarihli değerlendirmesi de SAT-1'in 2025'ten itibaren geleneksel yayılım alanının binlerce kilometre dışındaki bölgelerde giderek daha fazla tespit edildiğini ortaya koyuyor. Örgütün resmi verilerine göre SAT-1, 60 yıllık aranın ardından 2025-2026 döneminde Türkiye, Lübnan ve Yunanistan'da yeniden bildirildi. İsrail, Kıbrıs, Filistin, Çin ve Moğolistan ise 2026'da bu serotipi ilk kez bildiren ülkeler arasında bulunuyor.
Barut, bu gelişmeler karşısında Türkiye'nin daha kapsamlı hazırlık yapması gerektiğini savundu:
“Bakanlık bu tablo üzerine hayvan hareketlerini kısıtladı, hayvan pazarlarını kapattı ve milyonlarca doz aşı yapıldığını açıkladı. Ancak bugün yeniden alarm veren salgınla karşı karşıyayız.”
“Yalnızca salgın çıktığında müdahale eden sistem yetmiyor”
Barut, şap hastalığıyla mücadelenin salgın ortaya çıktıktan sonra alınan tedbirlerle sınırlandırılmasına karşı çıktı.
Aşılama ve hayvan hareketlerinin sınırlandırılmasının gerekli olduğunu ancak bunların kapsamlı bir hayvan sağlığı politikasının parçaları olması gerektiğini belirten Barut, erken teşhis, düzenli sürveyans, karantina, biyogüvenlik, sınır kontrolleri ve güçlü veterinerlik hizmetlerinin birlikte yürütülmesini istedi.
WOAH da SAT-1'in uluslararası yayılımına karşı erken uyarı ve sürveyans sistemleri, sürekli risk takibi, zamanında bildirim, biyogüvenlik, aşılama, hayvan hareketlerinin kontrolü ve sınır gözetiminin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtiyor.
Pazar kapanıyor, üreticinin giderleri devam ediyor
Şap salgınının hayvan sağlığının yanı sıra üreticiler üzerinde ciddi ekonomik sonuçlar yarattığına işaret eden Barut, hayvan pazarlarının kapatıldığı dönemlerde yetiştiricinin satış yapamadığını ancak yem, bakım, veterinerlik ve finansman giderlerinin devam ettiğini söyledi.
Barut, salgın nedeniyle ekonomik kayba uğrayan üreticilerin zararlarının da dikkate alınmasını istedi:
“Bir yetiştirici hayvanını satamıyorsa, hayvanını başka bir bölgeye götüremiyorsa, işletmesinde hastalık nedeniyle üretim kaybı yaşıyorsa bunun ekonomik karşılığı vardır. Üreticinin geliri durur ama giderleri durmaz.”
WOAH da şap hastalığının görüldüğü bölgelerde canlı hayvan ve hayvansal ürün ticaretinin ciddi biçimde kısıtlanabildiğine, salgınların hayvancılık ve geçim kaynakları üzerinde ekonomik sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.
Barut’tan TÜRKVET, aşılama ve sınır denetimi çağrısı
Barut, şap hastalığıyla mücadele için bir dizi talebi de sıraladı. Türkiye genelindeki şap virüslerinin serotip ve genetik özelliklerinin düzenli izlenmesini ve sonuçların kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmasını isteyen Barut; aşılama programlarının bölgesel risklere göre düzenlenmesini, aşıların sahadaki etkinliğinin takip edilmesini, hayvan hareketlerinin TÜRKVET üzerinden etkin şekilde izlenmesini ve kayıt dışı hareketlerin önlenmesini istedi.
Sınır bölgelerinde veteriner kontrolü ve biyogüvenlik önlemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Barut, erken uyarı ve hızlı müdahale kapasitesinin de artırılması gerektiğini ifade etti.
“Algıyı değil, büyüyen riski yönetin”
Tarım ve Orman Bakanlığı’na çağrıda bulunan Barut, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“İktidarın görevi hastalık çıktığında tabloyu yönetmek değil, hastalığın ortaya çıkmasını ve yayılmasını mümkün olduğunca engelleyecek sistemi kurmaktır. Buradan Tarım ve Orman Bakanlığı’na açık çağrımızdır: Algıyı değil, büyüyen riski yönetin. Hastalıkla mücadeleyi üreticinin sırtına bırakmayın.”
Barut, bilime, veterinerlik hizmetlerine, erken uyarıya, aşılamaya, biyogüvenliğe ve etkin denetime dayalı uzun vadeli bir sistem kurulmasını isteyerek, meselenin Türkiye'nin hayvancılığını, üreticisini, gıda arzını ve gıda egemenliğini koruma meselesi olduğunu vurguladı.





