Anayasa Mahkemesinin (AYM), sözleşmeli sağlık çalışanlarının eş durumu atamalarını ilgilendiren kararı, 22 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

Mahkeme, 25 Haziran 2026 tarihli, E.2026/46 ve K.2026/145 sayılı kararında, 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 45/A maddesinde yer alan “kadrolu statüde” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına oyçokluğuyla hükmetti.

Başvuruyu Hakkâri 2. İdare Mahkemesi yaptı

İptal talebi, naklen atanma başvurusunun reddine karşı açılan bir davada gündeme geldi.

Davayı inceleyen Hakkâri 2. İdare Mahkemesi, sözleşmeli sağlık personelinin aile birliği mazeretine bağlı yer değiştirmesinde, eşin başka bir kamu kurumunda kadrolu ya da sözleşmeli çalışmasına göre farklı koşullar uygulanmasına yol açan düzenlemeyi AYM’ye taşıdı.

Başvuruda, düzenlemedeki “kadrolu statüde” ibaresinin temel hakların sınırlandırılması, özel ve aile hayatına saygı ile ailenin korunmasına ilişkin anayasal güvencelere aykırı olduğu ileri sürüldü.

Kadrolu ve sözleşmeli eşler için farklı koşullar

İncelenen düzenleme, bu kapsamda atanan sözleşmeli sağlık personelinin üç yıl boyunca başka bir yere atanamamasını öngörüyor. Aile birliği mazeretine bağlı yer değiştirmelerde ise belirli istisnalar bulunuyor.

Sözleşmeli sağlık personelinin bulunduğu ilde bir yıl görev yapması ve vizeli pozisyon bulunması durumunda;

  • Eşlerin her ikisinin de Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarında sözleşmeli çalışması,
  • Eşlerden birinin sözleşmeli, diğerinin Bakanlık ve bağlı kuruluşlarında veya başka bir kamu kurumunda kadrolu çalışması

hâllerinde, hizmet ihtiyacının daha fazla olduğu yere atama yapılabilmesine olanak tanınıyor.

Eşi başka bir kamu kurumunda sözleşmeli çalışan sağlık personeli ise aynı istisnadan yararlanamıyor. AYM’nin incelemesi, bu farklılığa neden olan “kadrolu statüde” ibaresi üzerinde yoğunlaştı.

AYM: Sağlık hizmetlerinin sürekliliği meşru amaç

AYM çoğunluğu, düzenlemenin özel ve aile hayatına saygı hakkına sınırlama getirdiğini kabul etmekle birlikte, bu sınırlamanın sağlık hizmetlerinde devamlılığın sağlanması amacına dayandığını belirtti.

Kararda, sözleşmeli sağlık personelinin belirli yerlerde ihtiyaç duyulan hizmetlerin yerine getirilmesi için istihdam edildiği vurgulandı. Personele göreve başladığı yerde belli bir süre çalışma zorunluluğu getirilmesinin, sağlık hizmetlerinin kesintisiz yürütülmesiyle bağlantılı olduğu ifade edildi.

Mahkeme, kamu hizmetinin sağlıklı biçimde yürütülmesi amacıyla yer değiştirme taleplerinin belirli koşullara bağlanması konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunduğunu değerlendirdi.

Üç yıllık süre “aşırı külfet” sayılmadı

Kararda, kamu görevlilerinin atanma ve nakil işlemlerinde kamu yararıyla aile hayatına saygı hakkı arasında makul bir denge kurulması gerektiğine dikkat çekildi.

AYM çoğunluğu, düzenlemenin yer değiştirme talebinde bulunmayı bütünüyle yasaklamadığını belirtti. Eşi başka bir kamu kurumunda sözleşmeli çalışan sağlık personelinin, üç yıllık süreyi tamamladıktan sonra yer değişikliği talep edebileceği kaydedildi.

Çoğunluk, göreve başlanırken bu koşulun bilindiğini ve üç yıllık sürenin aile birlikteliğini imkânsız hâle getiren ya da aşırı ölçüde zorlaştıran bir süre olmadığını değerlendirerek personele aşırı külfet yüklenmediği sonucuna ulaştı.

Farklı muamele kabul edildi, eşitliğe aykırılık bulunmadı

AYM, eşi başka kamu kurumunda kadrolu çalışan sözleşmeli sağlık personeli ile eşi sözleşmeli çalışan personelin karşılaştırılabilir durumda olduğunu belirledi.

Kadrolu çalışan eş nedeniyle bir yılın ardından yer değiştirme talebinde bulunulabilmesinin, bu gruplar arasında farklı muamele oluşturduğu kabul edildi.

Ancak çoğunluk, sözleşmeli istihdamın özelliklerini ve sözleşmenin yenilenmemesi olasılığını dikkate alarak farklılığın nesnel ve makul bir temele dayandığına hükmetti.

Sağlık Bakanlığı bünyesinde çalışan iki sözleşmeli eş bakımından ise Bakanlığın kendi personel planlamasını yapabilmesi ve eşleri ihtiyaç duyulan bölgelerde birlikte görevlendirebilmesi gerekçe gösterildi.

Bu değerlendirmeler sonucunda, düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırı olmadığına karar verildi.

Üç üyeden karşıoy: Ayrım istihdam rejiminin teknik farklarına dayanıyor

Engin Yıldırım, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar, çoğunluğun görüşüne katılmadı.

Karşıoy gerekçesinde, eşin kadrolu ya da sözleşmeli çalışmasına göre farklı koşullar uygulanmasının aile birliği üzerindeki etkileri eleştirildi. Ayrımın, kamu hizmetinin gereklerinden çok istihdam rejiminin teknik farklılıklarına dayandığı savunuldu.

Üç üye, düzenlemedeki “kadrolu statüde” ibaresinin eşitlik ilkesi, ölçülülük, özel ve aile hayatına saygı ile ailenin korunmasına ilişkin anayasal güvencelerle bağdaşmadığı görüşünü bildirdi.

İptal talebi oyçokluğuyla reddedildi

AYM, inceleme sonunda “kadrolu statüde” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine karar verdi.

Böylece, eşi başka kamu kurumunda kadrolu çalışan sözleşmeli sağlık personeli ile eşi sözleşmeli çalışan personel arasında, erken eş durumu ataması bakımından farklı koşullar öngören hüküm yürürlükte kaldı.