Anayasa Mahkemesinin (AYM), cezaevlerinde uygulanan ve sonradan kaldırılan disiplin cezalarının sonuçlarının giderilmesine ilişkin önemli tespitler içeren Metin Yamalak başvurusu (5) kararı, 22 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
AYM Genel Kurulu, 2 Nisan 2026 tarihinde verdiği, 2021/40650 başvuru numaralı kararda, disiplin cezasının iptal edilmesinin, cezanın uygulanması nedeniyle ortaya çıkan hak kayıplarını tek başına ortadan kaldırmadığını vurguladı. Mahkeme, bu zararların giderilmesini sağlayacak etkili bir başvuru yolunun bulunmamasını yapısal sorun olarak değerlendirdi.
Dilekçesindeki ifade nedeniyle 12 gün hücre cezası verildi
Karara konu süreç, Metin Yamalak’ın Tekirdağ 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu sırada Adalet Bakanlığına yazdığı bir dilekçeyle başladı.
Dilekçede “Sayın Öcalan” ifadesinin yer alması nedeniyle Yamalak hakkında 18 Aralık 2007’de disiplin soruşturması başlatıldı. Cezaevi Disiplin Kurulu, 31 Aralık 2007 tarihli kararıyla Yamalak’a, “suç örgütlerinin eğitim ve propaganda faaliyetlerini yapmak” gerekçesiyle 12 gün hücreye koyma cezası verdi.
Yamalak’ın cezaya karşı yaptığı şikâyet, Tekirdağ İnfaz Hâkimliği tarafından 21 Şubat 2008’de reddedildi. Karara itiraz edilmemesi üzerine hücre cezası onaylandı.
Kesinleşen disiplin cezası, 21 Temmuz–2 Ağustos 2008 tarihleri arasında uygulandı.
Disiplin cezası 2021’de iptal edildi
Aynı eylem nedeniyle aynı dosya üzerinden disiplin cezası alan başka bir hükümlünün başlattığı süreçte, kanun yararına bozma yoluna başvuruldu.
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 5 Mart 2021 tarihli bozma kararının ardından dosya yeniden ele alındı. Tekirdağ İnfaz Hâkimliği, 2 Temmuz 2021’de Yamalak hakkındaki disiplin cezasını iptal etti.
Ancak Yamalak, cezanın kaldırılmasının yaşadığı hak kayıplarını gidermediğini belirterek karara itiraz etti. Hücre cezasının uygulanması nedeniyle uğradığı zararların ve cezaevinde yararlanamadığı hakların karşılanmadığını dile getirdi.
“Cezanın kaldırılması, sonuçlarını ortadan kaldırmıyor”
AYM, başvuruda yalnızca disiplin cezasının hukuki varlığının sona erip ermediğini değil, cezanın uygulanmasının ardından ortaya çıkan zararların giderilip giderilemediğini inceledi.
Mahkeme, sonradan kaldırılan bir disiplin cezasının infazı nedeniyle kişinin çeşitli haklardan yararlanamamış olabileceğine dikkat çekti. Böyle bir durumda, ortaya çıkan zararların tazminat veya eski hâle getirme gibi uygun yollarla giderilebilmesi gerektiğini belirtti.
Kararda, disiplin cezasının iptal edilmesiyle, bu cezanın uygulanmasından doğan bütün sonuçların giderilmesinin farklı meseleler olduğu ortaya konuldu.
İnfaz hâkimliklerinin yetkileri yeterli bulunmadı
AYM, infaz hâkimliklerine başvurunun bu tür zararların giderilmesi bakımından etkili bir yol oluşturup oluşturmadığını da değerlendirdi.
Mahkeme, 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nda şikâyet üzerine verilebilecek kararların sınırlı biçimde düzenlendiğini belirtti. Bu kararların; şikâyetin reddi, işlemin iptali, faaliyetin durdurulması veya ertelenmesi gibi sonuçlarla sınırlı olduğuna işaret etti.
İnfaz hâkimliklerinin, disiplin cezasının uygulanması nedeniyle doğan manevi zararlar için tazminata hükmedebilmesine ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığını kaydeden AYM, bu yolun başvurucunun zararlarını giderebilecek yeterlilikte olmadığı sonucuna ulaştı.
Tazminat için hangi mahkemeye başvurulacağı belirsiz
Kararda, disiplin cezalarının uygulanmasından doğan zararlar için başvurulabilecek yargı yollarına ilişkin belirsizlikler de ayrıntılı biçimde ele alındı.
AYM, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. ve devamı maddelerinde düzenlenen tazminat yolunun esas olarak suç soruşturması ve kovuşturması sırasındaki koruma tedbirlerine ilişkin olduğunu belirtti.
Cezanın infazı sırasında verilen disiplin cezalarının ise bu kapsamda bir koruma tedbiri olmadığına dikkat çekildi.
Mahkeme ayrıca, yargı kararlarında bu tür tazminat taleplerinin hangi yargı kolunda ve hangi mahkemede inceleneceği konusunda farklı değerlendirmeler bulunduğunu ortaya koydu. Bu belirsizliğin, zararların giderilmesi için erişilebilir ve sonuç alma olanağı sunan bir başvuru yolunun varlığını sorunlu hâle getirdiğini değerlendirdi.
İfade özgürlüğüyle bağlantılı etkili başvuru hakkı ihlal edildi
AYM Genel Kurulu, incelemesinin sonucunda Anayasa’nın ifade özgürlüğünü güvence altına alan 26. maddesiyle bağlantılı olarak, 40. maddede düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
Mahkeme, ifade özgürlüğüne ilişkin şikâyetlerin sonuçlarını giderebilecek etkili bir hukuk yolunun oluşturulması gerektiğini belirledi.
Böylece başvuru, yalnızca Yamalak’ın disiplin cezasının kaldırılmasıyla sınırlı değerlendirilmedi; benzer durumlarda ortaya çıkan zararların nasıl karşılanacağına ilişkin daha geniş bir sorun olarak ele alındı.
Yapısal sorunun çözümü için TBMM’ye bildirim
AYM, tespit edilen sorunun benzer başvurularda da hak ihlallerine yol açabileceğine dikkat çekerek kararın Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirilmesine hükmetti.
Kararda, yasama organının yapacağı düzenlemeyle ihlalin kaynağının ortadan kaldırılabileceği ifade edildi.
Mahkeme, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dört aylık sürenin sonunda, yapısal sorunun çözümüne bağlı olarak bu konuda yeni bir değerlendirme yapılmasını uygun gördü.
Başvurucuya 40 bin lira manevi tazminat
AYM, yapısal sorunun tespit edilmesinin başvurucunun yaşadığı zararları tek başına gidermeyeceğini belirterek Yamalak’a net 40 bin lira manevi tazminat ödenmesine karar verdi.
Karar, bütün disiplin cezalarının kaldırılması veya benzer durumdaki herkese kendiliğinden tazminat ödenmesi sonucunu doğurmuyor. Bununla birlikte, uygulandıktan sonra iptal edilen disiplin cezalarının yol açtığı hak kayıplarının giderilmesi için etkili bir hukuki mekanizma bulunması gerektiğini ortaya koyuyor.





