İzmir Barosu Çocuk Hakları Merkezinin 22 tutuklu çocukla gerçekleştirilen görüşmelere dayanan raporu; İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda aşırı kalabalık, akran zorbalığı, kötü muamele anlatımları, sağlık hizmetlerine erişimde güçlükler ve eğitim hakkından yararlanamama sorunlarına dikkat çekti. Baro, hak ihlallerini takip edeceğini ve gerekli hukuki süreci başlatacağını bildirdi.
İzmir Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Aliağa’da bulunan İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na ilişkin “Hak İzleme ve Değerlendirme Raporu”nu hazırladı. Rapor, 12 Mart 2025–8 Nisan 2026 tarihleri arasında, tamamı tutuklu olan 22 oğlan çocuğuyla yapılan yüz yüze görüşmeler ve avukatların saha gözlemlerine dayanıyor.
Çocukların sağlık, eğitim, barınma, beslenme, haberleşme ve savunma haklarına erişimini inceleyen çalışma, kurum içindeki şiddet ve disiplin uygulamalarını da ele alıyor. Rapordaki yüzdeler, ilgili sorulara yanıt veren çocukların beyanlarını yansıtıyor.
Baro, bulguların münferit idari aksaklıkların ötesinde, çocukların özgürlüklerinden yoksun bırakılması pratiğindeki yapısal sorunları ortaya koyduğunu belirtti. Çalışmanın adli veya cezai anlamda nihai bir delil tespiti belgesi olmadığı; çocukların anlatımları ve doğrudan gözlemler üzerinden risk alanlarını görünür kılmayı amaçladığı da raporda açıklandı.
“Sorunlar münferit idari aksaklıklar değil”
Raporun sonuç bölümünde, çocukların anlatımlarıyla ortaya çıkan sorunların birbirini beslediği vurgulandı. Aşırı kalabalığın mahremiyet, hijyen, sağlık ve güvenlik koşullarını olumsuz etkilediği; kurum içindeki gayriresmî hiyerarşilerin ise çocukları baskı ve şiddet riskleriyle karşı karşıya bıraktığı değerlendirildi.
İzmir Barosu, çocuk adaletinde özgürlükten yoksun bırakmanın son çare olarak ve mümkün olan en kısa süreyle uygulanması gerektiğini belirterek koruyucu, onarıcı ve insan haklarına dayalı bir yaklaşım çağrısı yaptı.
On kişilik koğuşlarda kapasite aşımı
Rapora göre kurum, üç blokta toplam 360 kişilik kapasiteyle tasarlandı. Her koğuşun 10 çocuk için düzenlendiği belirtilirken, görüşülen çocukların tamamı koğuşlarında hiçbir zaman 10 veya daha az kişi kalmadıklarını aktardı.
İlgili soruya yanıt veren çocukların yüzde 84,2’si, koğuşların yaş ve gelişim özelliklerine uygun biçimde gruplandırılmadığını düşündüğünü ifade etti.
Baro, kapasite aşımının yalnızca yer darlığı yaratmadığına; çocukların kişisel alanlarını, mahremiyetlerini ve güvenliklerini de etkilediğine dikkat çekti. Ortak yaşam alanlarında barınmaya zorlanmanın önlenmesi ve koğuş yerleşimlerinde bireysel ihtiyaçların esas alınması istendi.
Çocukların yarısı kurumda eğitim almıyor
Görüşülen çocukların yüzde 50’si kurumda eğitim almadığını söyledi. Çocukların aktarımlarına göre kurum bünyesinde aktif olarak yalnızca lise düzeyinde eğitim veren bir okul bulunuyor.
Raporda, okuma yazma bilmeyen, ilkokul veya ortaokul düzeyinde eğitime ihtiyaç duyan çocuklarla lise öğrencilerinin farklı gereksinimlerine uygun programların oluşturulması gerektiği belirtildi.
Çocukların anlatımları arasında özel eğitim ihtiyacına uygun okul bulunmaması, yazılı başvuruya rağmen eğitime başlayamama ve kayıt için istenen belgeleri temin edememe gibi engeller yer aldı. Bazı çocuklar da sınavlara hazırlanabilmek için kaynak kitaplara ihtiyaç duyduklarını dile getirdi.
Görüşülen çocukların yüzde 63,6’sının kuruma gelmeden önce çalıştığını belirtmesi, raporda eğitimden kopuş ve çocuk işçiliği bakımından ayrıca değerlendirildi.
Revire erişimde gecikme ve muayenede mahremiyet sorunu
Sağlık durumuna ilişkin soruya yanıt veren çocukların yüzde 52,4’ü sağlık sorunu bulunduğunu, görüşülen çocukların yüzde 36,4’ü ise tedavisinin devam ettiğini bildirdi.
Çocuklar; revire gitme taleplerinin dikkate alınmaması, dilekçelerine yanıt verilmemesi ve sağlık hizmetine erişimin infaz koruma personelinin inisiyatifine bağlı kalması yönünde yakınmalar aktardı.
Bazı görüşmelerde muayene sırasında infaz koruma memurlarının bulunduğu, muayenelerin kısa sürdüğü ve hastaneye sevkin güçleştiği anlatıldı. Raporda, görüşmelerin sürdüğü dönemde hekim değişikliği yaşandığı ve bazı çocukların yeni hekimin daha ilgili olduğunu söylediği bilgisine de yer verildi.
Baro, revir taleplerinin kayıt altına alınmasını, acil durumlarda derhal sağlık hizmeti sağlanmasını ve muayenelerde hekim-hasta mahremiyetinin korunmasını önerdi.
Sıcak su, temizlik ve çamaşır yıkama güçlükleri
Raporda, temel hijyen ihtiyaçlarının karşılanmasına ilişkin sorunlar da sıralandı. İlgili soruya yanıt veren çocukların tamamı, temizlik malzemelerini kantinden ücret ödeyerek temin ettiklerini söyledi.
Çocukların yüzde 27,3’ü sıcak suya erişemediğini, yüzde 59,1’i ise sıcak suyu belirli saatlerde kullanabildiğini aktardı. Bazı çocuklar su kesintileri nedeniyle soğuk suya erişimde de güçlük yaşadıklarını belirtti.
Çamaşırlarını nasıl yıkadıklarına ilişkin soruya yanıt verenlerin yüzde 86,7’si elde yıkama yaptığını ifade etti. Avukatlar, bazı çocukların ellerinde aşırı kuruluk, çatlak ve yaralar gözlemlediklerini; çocukların bunları deterjan kullanımına bağlı tahriş olarak açıkladığını kaydetti.
Raporda ayrıca eski ve kirli yatak malzemeleri, haşere ve yaz aylarında yetersiz soğutma yönündeki anlatımlara yer verildi.
Koğuş içi hiyerarşi ve akran zorbalığı
Çocukların beyanlarında “koğuş mesullüğü” olarak adlandırılan gayriresmî bir yapılanma öne çıktı. Bazı çocuklar, bu kişilerin görev dağılımını yaptığını, koğuş adına konuştuğunu ve diğer çocuklar üzerinde etkili olduğunu anlattı.
Raporda, çocukların doğrudan yaşadıkları veya tanık oldukları olayların yanı sıra başka koğuşlardaki arkadaşlarından duydukları ağır şiddet ve istismar anlatımları da bulunduğu belirtildi.
Baro, bu anlatımlar karşısında etkili ve şeffaf soruşturmalar yürütülmesini; çocuklar arasındaki güç ilişkilerinin uzman personel tarafından izlenmesini ve gayriresmî yetki kullanımına son verilmesini istedi.
Şiddet olaylarına personelin müdahalesi konusunda yanıt veren çocukların yüzde 35’i müdahaleyi zamanında ve etkili bulurken, yüzde 20’si personelin kasten geç müdahale ettiğini söyledi.
“Mavi oda” anlatımları ve toplu kısıtlamalar
Bazı çocuklar, “mavi”, “süngerli” veya “yumuşak oda” olarak adlandırdıkları bir odaya disiplin amacıyla götürüldüklerini aktardı. Raporda bu anlatımlar, çocukların tecrit ve kötü muameleden korunması bakımından değerlendirilerek etkili inceleme çağrısı yapıldı.
Görüşülen ve ilgili soruya yanıt veren çocukların yüzde 68,2’si disiplin cezası aldığını belirtti. İtiraz konusunda soruyu yanıtlayanların yüzde 58,3’ü ise kendilerine başvuru hakları hakkında bilgi verilmediğini söyledi.
Başka bir çocuğa verilen disiplin cezası nedeniyle koğuşun tamamının kısıtlamaya uğrayıp uğramadığı sorusuna yanıt verenlerin yüzde 41,7’si, böyle bir uygulama yaşandığını aktardı.
Baro, disiplin uygulamalarının eğitici ve onarıcı olması gerektiğini; bir çocuğun davranışı nedeniyle diğer çocukların haklarının kısıtlanmasına son verilmesini istedi.
Beslenme sorunları: Temel ihtiyaçlar çocuklar arası dayanışmayla karşılanıyor
Çocukların büyük çoğunluğu günde üç öğün yemek verildiğini belirtirken, yüzde 36,4’ü porsiyonları yetersiz bulduğunu söyledi. İlgili soruya yanıt verenlerin yüzde 72,7’si, son bir ay içinde yenilemeyecek durumda yemek verildiğini aktardı.
Maddi imkânı olmayan çocukların temel ihtiyaçlarının nasıl karşılandığı sorusuna yanıt verenlerin yüzde 81’i, ihtiyaçların diğer çocukların desteğiyle kantinden karşılandığını ifade etti.
Baro, çocukların yeterli ve dengeli beslenmesinin kantin harcamalarına veya koğuş içi dayanışmaya bırakılamayacağını vurguladı. Yemeklerin gelişim ihtiyaçlarına uygun hazırlanması, taze sebze ve meyvenin düzenli verilmesi ve özel beslenme gereksinimlerinin karşılanması istendi.
Avukat görüşmelerinde gizlilik kaygısı
Görüşmeci avukatlar, avukat görüşme odalarının ses yalıtımının yetersiz olduğunu ve farklı odalardaki konuşmaların duyulabildiğini raporladı.
Bazı görüşmeler sırasında infaz koruma personelinin camın ardından çocuklarla göz teması kuracak biçimde oturduğu; bunun ardından bazı çocukların daha kısa yanıtlar vermeye başladığı veya anlatımlarını değiştirdiği kaydedildi.
Avukatlar, mahremiyet koşulları sağlanıncaya kadar bazı görüşmelere devam etmediklerini ve yaşanan durumlara ilişkin tutanak düzenlediklerini bildirdi.
Bağımsız denetim ve koruyucu mekanizma çağrısı
İzmir Barosu, raporda ortaya konulan sorunların giderilmesi için koğuş kapasitesine uyulmasını, sağlık ve eğitim hizmetlerinin güçlendirilmesini, çocukların aileleri ve avukatlarıyla iletişiminin korunmasını istedi.
Personelin çocuk hakları, şiddetsiz iletişim ve ergen gelişimi alanlarında düzenli eğitim alması; kurumun bağımsız ve habersiz izleme ziyaretlerine açık tutulması da öneriler arasında yer aldı.
Baro, açıklamasında “Tüm hak ihlallerini takip etmeye devam edeceğimizi tekrar belirterek gerekli hukuki süreci başlatacağımızı bildiririz” ifadelerini kullandı.
Rapor, çocuk hakları ve insan hakları alanındaki çalışmalarına atıfla Avukat Özkan Yücel ve Avukat Ali Aydın’ın anısına ithaf edildi.
Raporun tamamını okumak için tıklayınız.





