Anayasa Mahkemesinin (AYM), Gezi Parkı davasında 18 yıl hapis cezasına mahkûm edilen şehir plancısı Tayfun Kahraman’ın ikinci bireysel başvurusuna ilişkin gerekçeli kararı, 6 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.
AYM Genel Kurulunun 2 Nisan 2026 tarihinde verdiği, 2025/57667 başvuru numaralı kararda, önceki ihlal kararına rağmen yeniden yargılama yapılmaması ele alındı. Mahkeme, Kahraman’ın bireysel başvuru hakkı ile adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
İlk ihlal kararının ardından yeniden yargılama talebi reddedildi
Kahraman, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 25 Nisan 2022 tarihli kararıyla, hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüse yardım suçundan 18 yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Karar, istinaf incelemesinin ardından Yargıtay 3. Ceza Dairesince 28 Eylül 2023’te onandı.
Bunun üzerine AYM’ye başvuran Kahraman hakkında, 31 Temmuz 2025 tarihinde hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği kararı verildi. AYM, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılamaya başlanmasını istedi.
Kahraman’ın avukatı, bu karar doğrultusunda 17 Ekim 2025’te yeniden yargılama, infazın durdurulması ve tahliye talebinde bulundu. Ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Kasım 2025 tarihli ek kararıyla talepleri reddederek infazın devamına karar verdi.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi de bu karara yapılan itirazı 11 Kasım 2025’te reddetti. Kahraman, 27 Kasım 2025’te ikinci kez bireysel başvuruda bulundu.
“Yetki gasbı” gerekçesiyle AYM kararına uyulmaması kabul edilmedi
İlk derece mahkemesinin, AYM’nin kanun yolu incelemesi yaparak “yetki gasbında” bulunduğu yönündeki değerlendirmesi, ikinci başvurunun temel tartışma konularından biri oldu.
AYM, kendi görev ve yetkilerinin bir derece mahkemesinin yorumuyla değil, Anayasa tarafından belirlendiğini vurguladı. Kesinleşmiş yargı kararlarının temel hak ve özgürlükleri ihlal edip etmediğini incelemenin, bireysel başvuru kapsamında kendisine verilen anayasal bir görev olduğunu belirtti.
Mahkeme, anayasal yetkileri kapsamında verilen bir ihlal kararının, yetki gasbı yapıldığı ileri sürülerek uygulanmamasının bireysel başvuru hakkıyla bağdaşmadığı sonucuna ulaştı.
Kararda, yargı mercilerinin AYM’yi yetki gasbıyla itham ederek kararlarına uymamasının, takdir yetkisi kapsamında ortaya konulmuş hukuki bir görüş olarak dahi kabul edilemeyeceği ifade edildi.
İlk kararda mahkûmiyet gerekçesindeki eksiklikler belirlenmişti
AYM’nin 31 Temmuz 2025 tarihli ilk kararında, Kahraman’ın mahkûmiyetine dayanak yapılan sosyal medya paylaşımları ve basın açıklamalarıyla şiddet olayları arasında somut bağlantının yeterince ortaya konulmadığı değerlendirilmişti.
Hangi ifadelerin doğrudan şiddeti teşvik ettiği veya hangi somut şiddet olaylarına yol açtığı konusunda yeterli gerekçe bulunmadığı belirtilmişti.
Taksim Dayanışmasının sosyal medya hesabına ilişkin şifre talebinin tarihi ile sorumluluk yüklenen paylaşımların tarihleri arasındaki farklılık da değerlendirilmiş; mevcut gerekçelerin bu konudaki ciddi tereddütleri gidermediği sonucuna varılmıştı.
İkinci kararda AYM, ilk ihlal kararının ardından yapılması gereken işlemin yeniden yargılamayı başlatmak olduğunu yineledi.
Yeniden yargılama için dosya İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilecek
AYM, hem ilk kararda hem de ikinci başvuruda tespit edilen ihlallerin ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama işlemlerine başlanmasının zorunlu olduğuna karar verdi.
Bu doğrultuda kararın bir örneğinin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine hükmedildi.
Kahraman’a 100 bin TL manevi tazminat ödenmesi kararlaştırıldı. Ayrıca 5.064,40 TL harç ve 40 bin TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 45.064,40 TL yargılama giderinin karşılanmasına hükmedildi.
Karar HSK’ye de gönderilecek
Kararın bir örneğinin bilgi için ve ilgisi nedeniyle Adalet Bakanlığına ve Hâkimler ve Savcılar Kuruluna gönderilmesi kararlaştırıldı.
Bireysel başvuru hakkının ihlal edildiği sonucuna oybirliğiyle ulaşıldı. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği kararı ise İrfan Fidan, Muhterem İnce, Yılmaz Akçil ve Ömer Çınar’ın karşıoyuyla oyçokluğuyla verildi.
Diğer ihlal iddialarının incelenmesine gerek olmadığı yönündeki çoğunluk kararına Engin Yıldırım, Yusuf Şevki Hakyemez, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar karşıoy kullandı.





