Barış ve çözüm sürecinde “en basit adımların bile atılmadığını” belirten Bakırhan, “KHK ile atılan insanların işe dönmesi için MGK’nın kararına mı ihtiyaç var?” diye sordu. Bakırhan, sürecin toplumsal desteğinin güçlendirilmesi için somut adımlar ve yasal güvenceler gerektiğini söyledi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) kamu görevinden çıkarılanların ve Barış Akademisyenlerinin durumunu gündeme taşıdı.

Barış ve çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, sürecin ilerlemesi için yalnızca silahsızlanma başlığında değil, hukuk ve demokratik haklar alanında da somut adımlar atılması gerektiğini söyledi. KHK’lerle ihraç edilenlerin görevlerine dönmesi ve Barış Akademisyenlerinin yaşadığı hak kayıplarının giderilmesi için daha fazla beklenmemesi gerektiğini belirten Bakırhan, iktidara “En basit adımlar bile atılmıyor” sözleriyle seslendi.

“On binlerce insanı işinden aşından ettiler”

Barış talebinde bulunan akademisyenlerin üniversitelerden uzaklaştırıldığını hatırlatan Bakırhan, KHK’lerle gerçekleştirilen ihraçların yarattığı sonuçlara dikkat çekti.

Bakırhan şöyle konuştu:

“Barış istedikleri için Barış Akademisyenlerinin çırasını söndürdüler, evlerini barklarını perişan ettiler. Yine Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile on binlerce insanı işinden aşından ettiler. Birçoğu hastalandı. Bazıları intihar ediyor. Bir an önce Barış Akademisyenlerinin ve KHK’lerle mağdur olanların mağduriyetleri artık giderilmelidir.”

Bakırhan, çözüm sürecindeki bazı adımlar için “teyit ve tespit” mekanizmaları ile Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarının gündeme getirilmesini eleştirerek, KHK’lerle ihraç edilenlerin görevlerine dönmesi için böyle bir sürecin gerekmediğini savundu.

“KHK ile atılan insanların işe dönmesi için MGK’nın kararına mı ihtiyaç var?”

KHK’lerle ihraç edilenlerin durumunun çözüm sürecindeki diğer başlıklardan bağımsız olarak ele alınabileceğini belirten Bakırhan, şu soruları yöneltti:

“Haydi anladık, bu sürecin ilerlemesi için teyit ve tespite ihtiyaç var, Milli Güvenlik Kurulunun kararına ihtiyacı var. Ya Allah aşkına KHK ile atılan insanların işe dönmesi için MGK’nın kararına mı ihtiyacı var? Barış Akademisyenlerinin işe dönmesi için teyit tespite mi ihtiyaç var? En basit adımlar bile atılmıyor.”

Kayyım uygulamalarını da aynı çerçevede eleştiren Bakırhan, “Kayyım atamışsınız. Bir süreç var. Bu kayyımlar için MGK’nın teyit tespit kararını mı bekleyeceğiz?” diye sordu.

Sürece yönelik toplumsal desteğin somut adımlarla güçlendirilebileceğini ifade eden Bakırhan, “İnandırıcı olmak için, bu sürece desteği artırmak için biraz daha sahici olmak gerekiyor” dedi.

Bakırhan ayrıca basına yönelik sansür ve yasaklara son verilmesi çağrısında bulunarak, “Halkın iradesine saygı duyun. Mersin halkının iradesine saygı duyun” ifadelerini kullandı.

“Barış umudu belirsizlik içinde tüketilemez”

Konuşmasının devamında Türkiye’nin yolsuzluk, yoksulluk ve şiddete mahkûm olmadığı bir geleceğe ihtiyaç duyduğunu söyleyen Bakırhan, devam eden sürecin bu açıdan önemli bir imkan yarattığını savundu.

Gençlerin yaşamını kaybetmediği, annelerin çocuklarını toprağa vermediği; herkesin kimliği, dili ve inancıyla özgürce yaşayabildiği bir ülke istediklerini belirten Bakırhan, sürecin belirsizlik içinde bırakılmaması gerektiğini söyledi:

“Barış umudunu belirsizlik içinde tüketmeye, toplumun beklentisini sürekli ertelemeye kimsenin hakkı yoktur.”

“Artık sözler yerine somut adım bekliyoruz”

Çerçeve yasanın Meclis’ten 467 oyla geçtiğini, ardından koordinasyon kurulu ile dört alt komisyon oluşturulduğunu belirten Bakırhan, bu yapıların çalışmalarının ve sonuçlarının artık görülmesi gerektiğini söyledi.

Bakırhan, Kürtçedeki “Gavek ji hezar gotinan çêtir e” sözünü hatırlatarak bunun “Bir somut adım bin sözden iyidir” anlamına geldiğini ifade etti.

“Biz de artık sözler yerine somut adım bekliyoruz” diyen Bakırhan, Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Kurulunun etkin biçimde çalışmasının sürecin tamamlanması açısından önemli olduğunu söyledi.

“Barış terazisinin bir kefesine silah bırakıldıysa diğer kefesine hukuk konulmalıdır”

Bakırhan, silahsızlanmanın hukuki karşılığı bulunması gereken bir süreç olduğunu belirterek demokratik hakların tanınması ve hukuki güvencelerin sağlanması gerektiğini dile getirdi.

“Barışın terazisinin iki kefesi vardır” diyen Bakırhan, şöyle devam etti:

“Bir kefeye silah bırakıldıysa diğer kefeye hukuk konulmalıdır. Çünkü silahsızlanma, hukuki karşılığı olan bir meseledir. Demokratik hakların tanınmasının ve hukuki güvencelerin sağlanmasının önüne bariyerler konulamaz. Bir kefeye fesih konulduysa öbür kefeye hukuki güvence ve siyaset konulmalıdır. Tek kefesine yük binen bir terazi doğru çalışmaz, doğru tartmaz.”

Bakırhan, bir taraftan sorumluluk talep edilirken diğer taraftan bu sorumluluğun yerine getirilebileceği hukuki ve siyasi koşulların oluşturulması gerektiğini belirterek, “Barışın matematiği budur” dedi.

Meclis’e İzleme Komisyonu çağrısı

Meclis’in önünde ertelenemeyecek görevler bulunduğunu belirten Bakırhan, çerçeve yasada öngörülen İzleme Komisyonunun kısa sürede kurulmasını istedi.

Komisyonun uygulamaları izlemesi, aksayan noktaları gündeme alması, taraflarla görüşmesi ve ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin hazırlanması için harekete geçmesi gerektiğini belirten Bakırhan, DEM Parti’nin süreçte sorumluluk almaya hazır olduğunu söyledi.

Bakırhan, “Biz sorumluluk almaya hazırız DEM Parti olarak. Bütün partileri de bu tarihi süreçte sorumluluk almaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.