Yeni Parti Manisa Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi görüşmelerinde hükümetin ekonomi politikalarını eleştirdi. Fon krizinin ekonomik kayıpların ötesinde kurumlara duyulan güveni de sarstığını savunan Bakırlıoğlu, bütçenin mevcut sorunlara çözüm üretmediğini söyledi.

“Fon krizinin bütçeye etkisi nerede?”

Bütçenin, fon krizi öncesindeki ekonomik öngörülerle hazırlandığını belirten Bakırlıoğlu, krizin ardından hedeflerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Fon krizinde 455 bin kişinin mağdur olduğunu, fonlardaki kaybın 20 milyar dolara, borsadaki kayıplarla birlikte toplam ekonomik etkinin ise 120 milyar dolara ulaştığını ileri süren Bakırlıoğlu, “Sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi bütçe görüşüyoruz. Bu ekonomik yıkımın bütçeye etkisi nerede?” diye sordu.

Fonlardaki manipülasyon iddialarını daha önce Meclis gündemine taşıdıklarını hatırlatan Bakırlıoğlu, denetim kurumlarının zamanında müdahale etmediğini savundu.

“Kaybedilen güveni yeniden kazanmak kolay değil”

Krizin yalnızca yatırımcıların maddi kayıplarıyla değerlendirilemeyeceğini söyleyen Bakırlıoğlu, devlet kurumlarına ve hukuk düzenine duyulan güvenin önemine dikkat çekti.

Bakırlıoğlu, “Bu ülkede güven kaybedildi, kurumlarımız erozyona uğradı, kurallar ortadan kalktı. Bu, ekonomik kayıplardan çok daha büyük bir yıkımdır” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında 200 liralık banknot göstererek üzerindeki imzaların Merkez Bankasının güvencesini temsil ettiğini belirten Bakırlıoğlu, eski banka yöneticilerine ilişkin soruşturma ve tutuklamalar üzerinden kurumsal sorumluluk tartışmasını gündeme getirdi. Fon krizinin siyasi ve idari sorumluluğunun araştırılmasını istedi.

“Faiz ödemek için borçlanıyoruz”

Bütçede faiz giderlerine ayrılan kaynağı da eleştiren Bakırlıoğlu, 2027 için 3,9 trilyon lira bütçe açığı ve 4 trilyon lira faiz harcaması öngörüldüğünü belirtti.

Faiz harcamalarının bütçe içindeki payının arttığını söyleyen Bakırlıoğlu, “Artık yatırım için borçlanmıyoruz, faiz ödemek için borçlanıyoruz. Borçlanmanın tamamına yakını faiz giderlerini karşılıyor. Bunun adı faiz bütçesidir” dedi.

Kamu borcunun millî gelire oranının tek başına yeterli bir gösterge olmadığını vurgulayan Bakırlıoğlu, borçlanma maliyetinin de değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Vergi yükünün çalışanlara yüklendiğini savundu

Vergi dağılımında adaletsizlik bulunduğunu ifade eden Bakırlıoğlu, kendi hesaplamalarına göre 2027’de ücretlilerden yaklaşık 2,6 trilyon lira gelir vergisi, şirketlerden ise 2,3 trilyon lira kurumlar vergisi alınmasının öngörüldüğünü söyledi.

Bakırlıoğlu, çalışanların hem gelirleri hem de tüketimleri üzerinden vergi ödediğini belirterek, “Bu ülkede vergi yükünü çalışanların, emekçilerin, sabit gelirlilerin sırtına yıkmışsınız. Kazanırken vergi, harcarken vergi” diye konuştu.

“Çiftçinin ödeme gücü kalmadı”

Bireysel kredi ve kredi kartı borçlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Bakırlıoğlu, 9 Ekim itibarıyla tüketicilerin ödeyemediği borçların 387 milyar liraya ulaştığını belirtti. Hane halkı borcunun millî gelire oranından çok, yurttaşların ödeme gücüne bakılması gerektiğini söyledi.

Tarım sektöründe takipteki kredi borçlarının Ağustos 2025’te 9 milyar lirayken Ağustos 2026’da 27 milyar liraya yükseldiğini aktaran Bakırlıoğlu, Manisa’daki üzüm ve zeytin üreticilerinin düşük fiyatlar ve artan maliyetler nedeniyle zorlandığını ifade etti.

Üreticilerin borçlarını çeviremediğini savunan Bakırlıoğlu, bütçede tarım sektörünün sorunlarına yönelik yeterli çözüm bulunmadığını dile getirdi.

Emekli ve ücretliler için refah eleştirisi

Kamu çalışanları, asgari ücretliler ve emeklilere ilişkin bütçe öngörülerini de değerlendiren Bakırlıoğlu, gelirlerde belirgin bir iyileşme beklemediğini söyledi.

Ekonomik istikrarın yalnızca gelir ve gider hedefleriyle sağlanamayacağını vurgulayan Bakırlıoğlu, hukuk düzeninin, denetim mekanizmalarının ve kurumlara duyulan güvenin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.