Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi (OHCHR), ABD'de ölüm cezasına çarptırılan bir kişinin kurşuna dizilerek infaz edilmesinin canlı yayımlanması ihtimaline sert tepki gösterdi. BM, halka açık infazların zalimce, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele niteliği taşıdığını belirterek, böyle bir uygulamanın yaşam hakkını ve işkenceye ilişkin mutlak yasağı ihlal edeceği uyarısında bulundu. Açıklama, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in Nidal Malik Hasan'ın halk önünde infaz edileceğine yönelik sözlerinin ardından geldi.

Birleşmiş Milletler (BM), Amerika Birleşik Devletleri'nde ölüm cezasının uygulanma yöntemlerine ilişkin insan hakları kaygılarını yeniden gündeme taşıdı. BM İnsan Hakları Ofisi, 9 Ekim Cuma günü yaptığı açıklamada, planlanan bir infazın canlı kameralar önünde gerçekleştirilmesinin uluslararası insan hakları hukuku açısından kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Açıklamada, halka açık infazların yalnızca ölüm cezasının uygulanmasıyla sınırlı değerlendirilemeyeceği, aynı zamanda insan onurunu, yaşam hakkını ve işkence yasağını ilgilendiren ağır hukuki sonuçlar doğuracağı belirtildi.

ABD Savunma Bakanı'nın açıklaması BM'nin gündeminde

BM'nin açıklaması, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in, 2009 yılında Teksas'taki Fort Hood askeri üssünde gerçekleştirilen silahlı saldırı nedeniyle ölüm cezasına çarptırılan Nidal Malik Hasan'ın halk önünde infaz edileceğine ilişkin sözlerinin ardından geldi.

Hasan, Fort Hood askeri üssünde 13 kişinin yaşamını yitirdiği, 32 kişinin yaralandığı saldırıdan suçlu bulunmuş ve askeri jüri tarafından ölüm cezasına mahkûm edilmişti.

Hegseth'in infazın kamuoyu önünde gerçekleştirilmesine yönelik açıklaması, ölüm cezasının uygulanma biçimleri ve uluslararası hukukta insan onurunun korunması konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

BM: “İnfaz kaçınılmaz olarak keyfi hale gelecektir”

BM İnsan Hakları Ofisi Sözcüsü Shabia Mantoo, Cenevre'de düzenlenen basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Mantoo, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk'ün daha önce Afganistan ve İran'da gerçekleştirilen halka açık infazlara ilişkin açıklamalarını hatırlattı.

Türk'ün söz konusu uygulamaları zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da ceza biçimi olarak değerlendirdiğini belirten Mantoo, aynı insan hakları ilkelerinin ABD için de geçerli olduğunu vurguladı.

Mantoo, halka açık infazlara ilişkin şu uyarıda bulundu:

“Bu yasağa saygı gösterilmemesi, infazı kaçınılmaz olarak keyfi hale getirecek ve yaşam hakkının ve işkencenin mutlak yasağının ihlaline yol açacaktır.”

BM'nin değerlendirmesi, ölüm cezasının hukuken yürürlükte olduğu ülkelerde dahi infaz yöntemlerinin uluslararası insan hakları standartlarına uygun olması gerektiğine dikkat çekti.

BM Sözcüsü Dujarric: “Açıkçası iğrenç”

Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stéphane Dujarric de 9 Ekim Cuma günü New York'ta düzenlediği basın toplantısında konuya ilişkin açıklama yaptı.

Dujarric, herhangi bir hükümetin ölüm cezasını halka açık bir gösteriye dönüştürmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bir hükümetin birini halk önünde veya canlı kameralar önünde idam etme olasılığı, açıkçası, iğrençtir.”

BM'nin Cenevre ve New York'tan yaptığı açıklamalar, ölüm cezasının infaz yöntemleri konusunda uluslararası insan hakları yükümlülüklerinin önemini yeniden ortaya koydu.

Tennessee'de başarısız infaz girişimi: BM ölüm cezasının kaldırılmasını istedi

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, ABD'deki ölüm cezası uygulamalarına ilişkin endişelerini yalnızca Nidal Malik Hasan'ın davasıyla sınırlı tutmadı.

OHCHR, ekim ayının başında Tennessee eyaletindeki yetkililere Christa Pike'ın infaz edilmesine yönelik girişimlerden vazgeçmeleri çağrısında bulunmuştu.

BM İnsan Hakları Ofisi Sözcüsü Ravina Shamdasani, Pike'ın davasının ölüm cezasının neden kaldırılması gerektiğini gösteren örneklerden biri olduğunu ifade etti.

Shamdasani, açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:

“Ölüm cezası hiçbir toplumda yeri olmayan bir uygulamadır ve Christa Pike davası, ölüm cezasının kaldırılması gerektiğinin birçok nedenini ortaya koymaktadır.”

BM Sözcüsü, Pike'ın uzun süre boyunca ağır acılar yaşadığını ve yargılama sürecine ilişkin temel hukuki sorunların giderilmediğini de belirtti.

Shamdasani, “Onun çektiği uzun süreli acı iğrenç ve zalimce. Adil yargılama ile ilgili temel endişeler hâlâ çözüme kavuşturulmadı” ifadelerini kullandı.

Aktarılan bilgilere göre Christa Pike, başarısızlıkla sonuçlanan bir infaz girişiminden sağ kurtuldu ve 6 Ekim'de yeniden bilincini kazandı.

Olayın ardından Tennessee Ceza İnfaz Kurumu Başkanı Frank Strada, ekim ayının sonunda görevinden ayrılacağını açıkladı.

Bu gelişmeler, ölüm cezasının uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek fiziksel acılar, infaz yöntemlerinin güvenilirliği ve devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Dünya genelinde infaz sayısı bir yılda yüzde 32 arttı

BM'nin ABD'ye yönelik uyarısı, dünya genelinde ölüm cezalarının uygulanmasında artış yaşandığı bir döneme denk geldi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres'in Ağustos 2025'te yayımlanan ve İnsan Hakları Konseyine sunulan ölüm cezası raporunda, dünya genelinde ölüm cezasının kaldırılması yönündeki ilerlemeye dikkat çekilirken bazı ülkelerde infaz sayılarının önemli ölçüde artmasından duyulan endişe ifade edildi.

Uluslararası Af Örgütü verilerine dayanan rapora göre, 2024 yılında 15 ülkede toplam 1.518 infaz kaydedildi.

Bu sayı, 2023 yılına kıyasla yüzde 32'lik artış anlamına geliyor.

2024 yılı küresel infaz verileri

1.518

Kaydedilen infaz

15

İnfaz yapılan ülke

%32

Yıllık artışKaynak: Uluslararası Af Örgütü verilerine dayanan BM Genel Sekreteri'nin Ağustos 2025 tarihli raporu.

Raporda, dünya genelinde ölüm cezasını kaldıran ülkelerin sayısındaki artış olumlu bir gelişme olarak değerlendirilirken, infazları sürdüren daha az sayıdaki ülkede uygulamaların yoğunlaşması önemli bir insan hakları sorunu olarak ele alındı.

ABD'de federal infaz politikası değişti

BM raporunda, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ölüm cezası politikalarına da yer verildi.

Rapora göre ABD Başkanı, 20 Ocak 2025 tarihinde federal düzeyde ölüm cezasına ilişkin moratoryumu kaldıran bir başkanlık emri imzaladı.

Ayrıca Güney Carolina eyaletinde Mart 2025'te kurşuna dizilerek bir infaz gerçekleştirildiği, bunun ABD'de 15 yıl aradan sonra bu yöntemle gerçekleştirilen ilk infaz olduğu belirtildi.

Bu gelişmeler, ABD'de ölüm cezasının hem federal hem de eyalet düzeyindeki uygulamalarına ilişkin tartışmaları artırdı.

Özellikle kurşuna dizme yönteminin yeniden kullanılması ve infazların kamuoyuna açık biçimde gerçekleştirilmesi ihtimali, insan hakları kuruluşlarının eleştirilerinin odağına yerleşti.

Uluslararası hukuk ne diyor?

Birleşmiş Milletler, ölüm cezasını henüz kaldırmamış devletlerin de uluslararası insan hakları sözleşmelerinden kaynaklanan yükümlülüklerine uyması gerektiğini vurguluyor.

BM Genel Sekreteri'nin raporunda, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 7. maddesine dikkat çekildi.

Söz konusu madde, hiç kimsenin işkenceye veya zalimce, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağını düzenliyor.

Raporda, ölüm cezası tamamen yürürlükten kaldırılıncaya kadar devletlerin gereksiz acıya neden olan, zalimce veya aşağılayıcı infaz yöntemlerinden kaçınmaları gerektiği belirtildi.

BM İnsan Hakları Ofisinin açıklamaları, ölüm cezasının yalnızca mahkeme kararının uygulanması olarak görülemeyeceğini; infazın yöntemi, kamuoyuna sunuluş biçimi ve hükümlünün insan onurunun korunmasının da uluslararası hukukun denetimine tabi olduğunu ortaya koyuyor.

BM'den ölüm cezasının tamamen kaldırılması çağrısı

BM'nin son açıklamaları, ölüm cezasına ilişkin iki temel insan hakları sorununu yeniden gündeme taşıdı: Devletlerin yaşam hakkına saygı yükümlülüğü ve infaz yöntemlerinin işkence ya da insanlık dışı muamele yasağıyla bağdaşması.

Birleşmiş Milletler, ölüm cezasının tüm dünyada kaldırılması yönündeki çağrısını sürdürürken, bu cezanın hâlen uygulandığı ülkelerde insan onurunu zedeleyen ve gereksiz acıya yol açan yöntemlerin kullanılmaması gerektiğini vurguluyor.

ABD'de canlı yayımlanması gündeme gelen kurşuna dizme yöntemiyle infaz konusunda yapılan son uyarı da BM'nin ölüm cezasına ilişkin evrensel insan hakları yaklaşımının bir parçası olarak öne çıkıyor.

Kaynaklar: Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi (OHCHR), BM Genel Sekreter Sözcülüğü, BM İnsan Hakları Konseyi Ölüm Cezası Raporu (Ağustos 2025), Uluslararası Af Örgütü.