Çukurova Belediye Başkanı Emrah Kozay’ın da aralarında bulunduğu kişilere yönelik gözaltı operasyonunun ardından belediye binası önünde düzenlenen basın açıklamasında, Yeni Parti temsilcileri operasyonun siyasi nitelik taşıdığını savundu. Yeni Parti Çukurova İlçe Başkanı Ümit Arif Özsoy, Adana Milletvekili Bilal Bilici ve Adana İl Başkanı Doç. Dr. Anıl Tanburoğlu, yargı bağımsızlığı, seçmen iradesi, masumiyet karinesi ve hukukun üstünlüğüne dikkat çekerek gözaltılara tepki gösterdi. Açıklamada, belediye başkanları ve çalışanlarıyla dayanışmanın sürdürüleceği vurgulandı.

Whatsapp Image 2026 10 21 At 14.23.50 (3)

Adana’da Çukurova Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyon ve gözaltılar, belediye binası önünde düzenlenen basın açıklamasıyla protesto edildi. Yeni Parti yöneticileri, belediye çalışanları, parti üyeleri ve yurttaşların katıldığı açıklamada, operasyonun hukuki boyutunun yanı sıra yerel demokrasi ve seçilmiş yöneticilerin görevlerini sürdürme hakkı üzerindeki etkileri gündeme getirildi.

Sık sık “Emrah Başkan yalnız değildir”, “Hak, hukuk, adalet” ve “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlarının atıldığı açıklamada, operasyonun yalnızca Çukurova Belediyesi ile sınırlı olmadığı, muhalefet belediyelerine yönelik müdahalelerin bir parçası olduğu savunuldu.

Konuşmacılar, herhangi bir kişinin yargılanmasına karşı olmadıklarını ancak soruşturma ve yargılama süreçlerinde eşitlik, tarafsızlık ve temel hakların korunması gerektiğini belirtti.

Whatsapp Image 2026 10 21 At 14.23.50 (7)

Ümit Arif Özsoy: “Hukuk önünde ayrıcalık değil, eşitlik istiyoruz”

Basın açıklamasında ilk sözü alan Yeni Parti Çukurova İlçe Başkanı Ümit Arif Özsoy, seçilmiş belediye başkanlarına yönelik operasyonların kabul edilemez olduğunu belirterek Çukurova halkının iradesine sahip çıkacaklarını söyledi.

Özsoy, Türkiye’de her gün yeni bir gözaltı ve operasyon haberiyle karşılaşıldığını ifade ederek seçilmiş yöneticilerin yargı süreçleri üzerinden görevlerinden uzaklaştırılmasının demokratik temsil açısından ciddi sorunlar yarattığını savundu.

19 Mart sürecinden bu yana çok sayıda kez adalet talebiyle bir araya geldiklerini hatırlatan Özsoy, Adana Büyükşehir Belediyesi ile Seyhan, Yüreğir, Ceyhan ve Çukurova ilçelerinde halkın iradesini savunmak amacıyla düzenlenen açıklamalara dikkat çekti.

Özsoy, yaşanan süreci şu sözlerle değerlendirdi:

“19 Mart sürecinden bu yana defalarca böyle kürsülerin etrafında, adalet çadırlarında, belediye önlerinde toplanmak zorunda kaldık. Defalarca adalet talebimizi iletmek zorunda kaldık.”

Çukurova Belediyesi’ne yönelik operasyonun da aynı siyasi yaklaşımın devamı olduğunu ileri süren Özsoy, iktidarın seçimlerde yenemediği rakiplerini yargı yoluyla etkisizleştirmeye çalıştığını iddia etti.

“Muhalefete ayrı, iktidar yanlılarına ayrı hukuk uygulanıyor”

Türkiye’de hukuk sisteminin herkese eşit biçimde uygulanmadığını savunan Özsoy, muhalefet temsilcileri ile iktidara yakın isimlerin karşılaştığı adli uygulamalar arasında farklılıklar bulunduğunu ileri sürdü.

Özsoy, konuşmasında özellikle soruşturma yöntemlerini eleştirerek bazı kişilerin olağan biçimde ifadeye çağrıldığını, muhalefet temsilcilerinin ise sabah erken saatlerde gerçekleştirilen operasyonlarla gözaltına alındığını söyledi.

“Ne yazık ki Türkiye’de tek bir hukuk sistemi uygulanmıyor. Muhalefete ayrı bir hukuk sistemi, iktidar yandaşlarına ayrı bir hukuk sistemi uygulanıyor. Bizim talebimiz burada muafiyet değildir. Bizim talebimiz ayrıcalık değildir.”

Herkes hakkında soruşturma açılabileceğini ve herkesin yargılanabileceğini belirten Özsoy, temel taleplerinin bağımsız yargı önünde eşitlik olduğunu vurguladı.

Yargı süreçlerinin siyasi kimliklere göre farklılaşmaması gerektiğini ifade eden Özsoy, evrensel hukuk ilkelerine uygun, tarafsız ve bağımsız bir yargı düzeni istediklerini dile getirdi.

“Çukurova seçmeninin iradesine saygı duyulmalı”

Çukurova Belediye Başkanı Emrah Kozay’ın seçimlerde yüzde 50’nin üzerinde oy alarak göreve geldiğini hatırlatan Özsoy, bu sonucun seçmen iradesinin açık bir göstergesi olduğunu söyledi.

Özsoy, seçilmiş belediye yönetimlerinin yargı eliyle tasfiye edilmemesi gerektiğini savunarak şu ifadeleri kullandı:

“Çukurova’nın iradesiyle, Çukurova seçmenlerinin iradesiyle yüzde 50’den fazla oy alarak seçilen bir belediye başkanımız ve yönetimi var. Bu iradeye saygı duyulmasını istiyoruz.”

Toplumların ve devletlerin ancak hukuk ve adaletle ayakta kalabileceğini belirten Özsoy, mücadelelerini bu ilkeler doğrultusunda sürdüreceklerini ifade etti.

Özsoy’un konuşmasının ardından alanda bulunanlar bir kez daha “Hak, hukuk, adalet” sloganları attı.

Whatsapp Image 2026 10 21 At 14.23.50 (5)

Bilal Bilici: “Milli irade yok sayılıyor”

Yeni Parti Adana Milletvekili Bilal Bilici de konuşmasında Çukurova Belediyesi’ne yönelik operasyonu, farklı kentlerde muhalefet belediyelerine gerçekleştirilen operasyonlarla birlikte değerlendirdi.

Bilici, Beşiktaş ve Ankara’nın Çankaya ilçesini örnek göstererek seçimlerde önemli oy farklarıyla kazanılan belediyelere yönelik müdahalelerin seçmen iradesini tartışmalı hâle getirdiğini savundu.

Çukurova Belediye Başkanı Emrah Kozay’ın gözaltına alınmasını eleştiren Bilici, operasyonun haksız ve hukuksuz olduğunu ileri sürdü.

“Bütün bu belediyelere operasyon yapıyorlar ve yapıldıktan sonra milli irade yok sayılıyor. Maalesef pazartesi günü de Emrah Başkan’a ve belediyemize haksızlıkla, hukuksuzlukla yapılan bir operasyon gerçekleşti.”

Bilici, belediye başkanlarına yönelik gözaltı ve tutuklamaların yalnızca siyasi isimleri değil, bu kişileri seçen yurttaşların demokratik temsil hakkını da ilgilendirdiğini ifade etti.

“Kimse bizi umutsuzlaştırmasın, yıldırmasın”

Konuşmasında dayanışma ve ortak mücadele mesajlarına ağırlık veren Bilici, yaşanan gelişmelerin toplumda umutsuzluk yaratmaması gerektiğini söyledi.

Adana ve Türkiye’nin geleceği için mücadele ettiklerini belirten Bilici, şunları kaydetti:

“Ama biz umutla adalet için biriz, beraberiz ve bu yolda kol kola yürüyoruz. Çünkü biz 86 milyon için buradayız. Adana için buradayız. Adanalı için buradayız. Geleceğimiz için buradayız. Kimse bizi umutsuzlaştırmasın, yıldırmasın.”

Bilici, belediye başkanlarının yanı sıra gözaltına alınan belediye bürokratları ve diğer kişilerin de yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı.

Soruşturma kapsamında işlem yapılan kişilerin haklarının korunmasının önemli olduğunu belirten Bilici, dayanışmanın yalnızca seçilmiş yöneticilerle sınırlı tutulmaması çağrısında bulundu.

“Başkanlarımızın yanında olalım. Belediye bürokratlarından diğer partili arkadaşlarımıza kadar hepsine sahip çıkmak boynumuzun borcu.”

Yaşananları tarihsel açıdan da değerlendiren Bilici, hukuksuz olduğunu savunduğu uygulamaların gelecekte olumsuz biçimde hatırlanacağını ifade etti.

Bilici’nin konuşmasının ardından katılımcılar “Emrah Başkan yalnız değildir” sloganlarıyla gözaltılara yönelik tepkilerini sürdürdü.

Whatsapp Image 2026 10 21 At 14.23.50 (6)

Anıl Tanburoğlu: “Bir gün önce halkın arasında olan belediye başkanı neden sabah 5’te gözaltına alınır?”

Yeni Parti Adana İl Başkanı Doç. Dr. Anıl Tanburoğlu ise konuşmasında gözaltı operasyonunun gerçekleştiriliş biçimine, yargı süreçlerindeki eşitsizlik iddialarına, masumiyet karinesine ve toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekti.

Konuşmasını farklı başlıklar altında değerlendirmeler yaparak sürdüren Tanburoğlu, ilk olarak Çukurova Belediye Başkanı Emrah Kozay’ın sabah erken saatlerde gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

Kozay’ın gözaltına alınmadan bir gün önce Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen parti içi seçim sürecine katıldığını hatırlatan Tanburoğlu, kamuoyunun önünde bulunan ve günlük faaliyetlerini sürdüren bir belediye başkanına yönelik şafak operasyonunun neden gerekli görüldüğünü sorguladı.

“Bir gün önce il başkanlığı ön seçiminde Yaşar Kemal Kültür Merkezi’ne gelip oy kullanan bir belediye başkanı sabah 5’te neden gözaltına alınır? Biz bu metoda karşıyız.”

Tanburoğlu, Kozay’ın haftalardır ve aylardır Çukurova’da, belediyede, sokakta ve yurttaşların arasında bulunduğunu belirterek kaçma ya da saklanma şüphesine ilişkin somut bir gerekçe ortaya konulmadan sabah erken saatlerde gözaltı işlemi yapılmasını eleştirdi.

“Şafak operasyonlarına karşı çıkmak herkesin hakkını savunmaktır”

Gözaltı yöntemlerine ilişkin eleştirilerinin yalnızca belediye başkanlarıyla ilgili olmadığını vurgulayan Tanburoğlu, aynı hakların bütün yurttaşlar için geçerli olması gerektiğini söyledi.

Sabah erken saatlerde, aile bireylerinin bulunduğu evlere güvenlik güçleri eşliğinde gidilmesinin zorunlu olmadığı durumlarda bu yöntemin kullanılmaması gerektiğini savundu.

Tanburoğlu, bu uygulamaların kişilerin ve ailelerinin yaşamı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğine dikkat çekerek temel hak ve özgürlüklerin soruşturma süreçlerinde de korunması gerektiğini ifade etti.

“Kimsenin evine sabahleyin çoluğunun çocuğunun önünde polisle, jandarmayla gitme zorunluluğu yokken, böyle bir gereksinim yokken gidilmemesi gerekir. Bu sadece belediye başkanları için değil, her vatandaşımız için gerekli bir anayasal haktır.”

Operasyonların gerçekleştirilme biçiminin de kamuoyu tarafından sorgulanması gerektiğini belirten Tanburoğlu, bu nedenle protestoların sürdürüldüğünü söyledi.

“Herkes adil yargılanmalı, ancak hukuk herkese eşit uygulanmalı”

Tanburoğlu, konuşmasının ikinci bölümünde Türkiye’deki yargı uygulamalarını ele aldı.

Silivri’de görülen davalar üzerinden değerlendirmelerde bulunan Tanburoğlu, bazı soruşturmalarda başlangıçta kamuoyuna yansıtılan suçlamalar ile yargılama sırasında gündeme gelen iddialar arasında farklılıklar ortaya çıktığını savundu.

Bu durumun yargıya yönelik güveni zedelediğini ileri süren Tanburoğlu, Çukurova Belediyesi’ne yönelik soruşturmanın da benzer tartışmalara konu olabileceğini belirtti.

Gözaltına alınan kişilerin adil biçimde yargılanması gerektiğini ifade eden Tanburoğlu, soruşturmaların siyasi kimliklerden bağımsız yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Muhalefet partileri ile iktidara yakın çevreler arasında farklı hukuk uygulamaları bulunduğunu öne süren Tanburoğlu, bunun yalnızca siyasi partileri değil, toplumun tamamını ilgilendiren bir adalet sorunu olduğunu savundu.

“İstisnasız her arkadaşımızın adilce yargılanması gerekliliğini söylüyoruz. Ama neden sesimizi yükseltiyoruz? Görüyoruz ki adalet, muhalefette olanlara AKP’lilere işlediği gibi işlemiyor.”

Medyaya yönelik uygulamalara da tepki gösterdi

Tanburoğlu, konuşmasında basın özgürlüğü ve sosyal medya üzerindeki kısıtlamalara da değindi.

Muhalefetin sesini duyurmaya çalışan medya kuruluşlarının çeşitli baskılarla karşılaştığını ileri süren Tanburoğlu, medya kuruluşlarına kayyum atanması ve sosyal medya hesaplarının erişime engellenmesi gibi uygulamaları eleştirdi.

Siyasi iktidara yakın çevrelerle muhalif kesimlerin aynı koşullarda değerlendirilmediğini iddia eden Tanburoğlu, ekonomik usulsüzlük iddialarında da benzer bir eşitsizlik bulunduğunu savundu.

Tanburoğlu, iktidara yakın kişilere yönelik bazı mali suç iddialarının farklı biçimde ele alındığını öne sürerken muhaliflerin daha ağır uygulamalarla karşılaştığını iddia etti.

Bu değerlendirmelerini, hukuk önünde eşitlik ilkesinin yalnızca siyasi soruşturmalarla sınırlı olmadığını, medya ve ekonomik yaşam açısından da önem taşıdığını vurgulamak için dile getirdi.

“Lekelenmeme hakkından vazgeçmeyeceğiz”

Tanburoğlu’nun konuşmasında öne çıkan bir diğer konu, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı oldu.

Gözaltına alınan kişilerin henüz haklarında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadan kamuoyu önünde suçlu gibi gösterilmesine karşı çıkan Tanburoğlu, soruşturma süreçlerinin kişilerin itibarını zedeleyecek şekilde yürütülmemesi gerektiğini belirtti.

Hukukun temel ilkelerinin siyasi tartışmaların gölgesinde bırakılmaması gerektiğini savunan Tanburoğlu, lekelenmeme hakkının korunmasının önemine dikkat çekti.

Bu çerçevede, gözaltına alınan belediye yöneticileri ve çalışanlarıyla dayanışmayı sürdüreceklerini ifade etti.

“Bir araya gelmemizin nedeni toplumun cesaretini büyütmek”

Tanburoğlu, konuşmasının devamında protestoların ve dayanışma eylemlerinin neden önemli olduğunu anlattı.

Toplumun farklı kesimlerinin siyasi baskılar karşısında sessiz kalmaması gerektiğini belirten Tanburoğlu, bir araya gelmenin yalnızca mevcut operasyonlara tepki göstermek anlamına gelmediğini, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini söyledi.

Bazı insanların korku nedeniyle düşüncelerini açıkça ifade edemediğini savunan Tanburoğlu, kamusal alanda yapılan açıklamaların başka yurttaşlara da cesaret verebileceğini belirtti.

Toplumda değişimin mümkün olduğuna ilişkin umudun korunması gerektiğini ifade eden Tanburoğlu, protestolara katılanların sayısından bağımsız olarak ses çıkarmanın önemli olduğunu vurguladı.

Tanburoğlu, insanların aynı koşullara sahip olmadığını ancak haksızlık karşısında konuşan bir kişiyi görmenin bile başkalarını cesaretlendirebileceğini dile getirdi.

Ekonomik sorunlara dikkat çekti: “Okusanız iş bulamıyorsunuz, çalışsanız geçinemiyorsunuz”

Konuşmasının son bölümünde siyasi gelişmeler ile ekonomik sorunlar arasında bağlantı kuran Tanburoğlu, Türkiye’de yaşanan adalet tartışmalarının toplumun geçim sorunlarından ayrı değerlendirilemeyeceğini savundu.

Eğitim, işsizlik, düşük ücretler ve emeklilerin yaşam koşullarına dikkat çeken Tanburoğlu, yurttaşların eğitim alsalar dahi iş bulmakta zorlandığını, iş bulanların ise düşük ücretlerle yaşamlarını sürdürmek zorunda kaldığını söyledi.

Üniversite mezunlarının istihdam sorunlarına, asgari ücretle çalışanların geçim güçlüklerine ve emeklilerin ekonomik sıkıntılarına değinen Tanburoğlu, mevcut ekonomik düzenin geniş toplum kesimlerinde öfke ve umutsuzluk yarattığını ileri sürdü.

“Bakın, çocuğunuzu okutsanız iş bulamazsınız. İş bulsanız asgari ücretli olursunuz. Yıllarca çalışırsınız, emekli olayım, rahat edeyim dersiniz. Evi nasıl geçindireceğim, pazardan nasıl alışveriş yapacağım diye düşünürsünüz.”

Ekonomik eşitsizliklerin yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını belirten Tanburoğlu, dünya genelinde çalışanların ve emekçilerin ürettiği değerin küçük bir ekonomik kesimin elinde toplandığını savundu.

Gelir dağılımındaki adaletsizlikleri eleştiren Tanburoğlu, eğitim görmenin, çalışmanın ve emekli olmanın artık ekonomik güvence sağlamadığı görüşünü dile getirdi.

Ekonomik kaynakların toplumun küçük bir bölümünde yoğunlaştığını öne süren Tanburoğlu, mevcut düzenin değiştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Whatsapp Image 2026 10 21 At 14.23.50 (4)

Çukurova Belediyesi önünden ortak mesaj: Adalet ve dayanışma

Çukurova Belediyesi önünde yapılan açıklamada üç konuşmacının ortak vurgusu, gözaltı operasyonlarına karşı hukukun üstünlüğünün ve seçmen iradesinin korunması oldu.

Ümit Arif Özsoy, seçilmiş belediye yönetimlerine yönelik müdahaleleri eleştirerek hukuk önünde eşitlik talebini öne çıkarırken Bilal Bilici, belediye başkanları ve çalışanlarıyla dayanışmanın sürdürülmesi çağrısında bulundu.

Anıl Tanburoğlu ise operasyonların gerçekleştirilme biçiminden masumiyet karinesine, medya özgürlüğünden ekonomik eşitsizliklere kadar geniş bir çerçevede değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmalarda, soruşturma ve yargılama süreçlerinin siyasi kimliklerden bağımsız, eşit ve tarafsız biçimde yürütülmesi gerektiği vurgulandı.

Belediye önünde toplanan katılımcılar da sloganlarla gözaltılara yönelik tepkilerini dile getirirken Çukurova Belediye Başkanı Emrah Kozay ve gözaltına alınan diğer kişilerle dayanışma mesajı verdi.

Haber, basın açıklamasında yapılan konuşmalar esas alınarak hazırlanmıştır. Konuşmacıların yargı süreçlerine, siyasi müdahale iddialarına ve ekonomik uygulamalara ilişkin değerlendirmeleri kendilerine ait görüş ve iddialardır.