DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Pülümür ilçesinde Karagöz (Gurik) köyü merkezli geniş bir alanda planlanan krom madeni projesinin yeniden ÇED sürecine dahil edilmesini Meclis gündemine taşıdı. Kordu, 2024 yılında bölge halkının güçlü tepkisine rağmen reddedilen sürecin 13 Nisan 2026’da yeniden İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) gündemine alınmasını “çevresel ve toplumsal risklerin görmezden gelinmesi” olarak değerlendirdi.
686 hektarlık ruhsat alanı tartışma yarattı
Dimin Madencilik San. ve Tic. A.Ş. tarafından yürütülmesi planlanan proje, toplam 686 hektarlık ruhsat alanını kapsıyor. Proje sahasının; Dağbek, Çakırkaya, Kovuklu, Kaymaztepe, Mezra ve Kocatepe köylerini içine aldığı belirtildi.
Bölgenin Pülümür Çayı’nı besleyen kritik su kaynakları üzerinde bulunduğuna dikkat çeken Kordu, alanın aynı zamanda Fırat Havzası açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı.
“Ekolojik ve jeoteknik riskler geri dönüşsüz olabilir”
Soru önergesinde, bölgenin:
- Eğilimli topoğrafyası
- Deprem fay hatlarına yakınlığı
- Erozyon ve heyelan riski
- Ağır metal bulaşma ihtimali
gibi faktörlerle ciddi çevresel risk altında olduğu ifade edildi.
Kordu, olası kazı ve yarma faaliyetlerinin su kaynaklarını kirletebileceğini, yer altı su rejimini bozabileceğini ve ekosistemde geri dönüşü olmayan tahribat yaratabileceğini belirtti.
Hayvancılık ve arıcılık faaliyetleri tehdit altında
Bölgede 2025 verilerine göre 12 bini aşkın küçükbaş hayvan bulunduğu, yayla ve mera kullanımının bölge ekonomisinin temelini oluşturduğu aktarıldı.
Soru önergesinde, maden faaliyetlerinin:
- Mera alanlarını kapatacağı
- Toz ve gürültü kirliliği yaratacağı
- Arıcılık faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği
- Köylerden göçü hızlandıracağı
uyarılarına yer verildi.
Kutsal alanlar ve inanç mekânları da gündemde
Bölgenin Alevi inancı açısından önemli ziyaretgâhlara ev sahipliği yaptığı belirtilerek, Pülümür çevresinde yer alan Buyer Ana ve Büyük Çeşme gibi kutsal alanların proje etkisi altında kalabileceği ifade edildi.
Kordu, bu durumun hem inanç özgürlüğü hem de kültürel miras açısından ciddi bir ihlal riski taşıdığını savundu.
“ÇED süreci parçalanarak mı yürütülüyor?” sorusu
Milletvekili Kordu, 686 hektarlık ruhsat alanının yalnızca 66 hektarı için ÇED süreci yürütülmesini “etkiyi bölme ve küçültme girişimi” olarak nitelendirdi.
Ayrıca şirketin farklı illerdeki faaliyetlerine ilişkin çevresel tahribat iddialarının da Bakanlık kayıtlarında bulunup bulunmadığını sordu.
Bakanlığa yöneltilen 9 kritik soru
Kordu’nun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yönelttiği başlıca sorular şöyle:
- 2024’te halkın tepki gösterdiği proje neden yeniden ÇED sürecine alındı?
- Fırat Havzası ve Pülümür Çayı üzerindeki etkiler için bağımsız hidrolojik analiz var mı?
- Endemik türler ve yaban hayatı koridorları için hangi önlemler alınacak?
- Mera alanlarının kaybı arıcılık ve hayvancılığı nasıl etkileyecek şekilde değerlendirildi?
- Jeoteknik riskler, erozyon ve fay hattı etkisi için zemin etüdü yapıldı mı?
- Kutsal ziyaretgâhların korunmasına dair bir planlama var mı?
- ÇED’in yalnızca 66 hektarlık alan için yapılması hangi gerekçeye dayanıyor?
- Şirketin diğer illerdeki çevresel sicili dikkate alınıyor mu?
- Şirketin son 5 yıldaki maden başvurularının sayısı nedir?




