Türkiye, son dönemde art arda gelen gözaltı ve tutuklama dalgasıyla bir kez daha demokratik değerlerin ciddi biçimde ihlal edildiği bir sürece tanıklık ediyor. Seçilmiş belediye başkanları, gazeteciler, akademisyenler, gençler ve emek-meslek örgütlerinin temsilcileri hedef alınarak, halkın iradesi yok sayılıyor; demokratik siyasetin alanı daraltılıyor.
Halen gözaltında tutulan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, bu sürecin en güncel ve çarpıcı örnekleri arasında yer alıyor. Bu iki isim, kamuoyu nezdinde halkın oylarıyla seçilmiş, yerel hizmetlerde öncü olmuş kişiler olarak değil; birer "hedef" olarak yargı sopasıyla sindirilmeye çalışılıyor. Bu yaklaşım yalnızca siyasete değil, aynı zamanda yurttaşların seçme-seçilme hakkına da doğrudan bir müdahale anlamı taşıyor.
Yargı Yoluyla Siyasi Operasyonlar Meşruiyet Krizindedir
AKP iktidarının sürdürdüğü bu siyasi operasyonlar, toplumun geniş kesimleri tarafından meşru görülmüyor. Gündemar Araştırma Şirketi’nin Türkiye genelinde yaptığı son anket çalışması da bu gerçeği bir kez daha ortaya koyuyor:
-
Toplumun %54’ü, CHP’li belediye başkanlarına yönelik gözaltı ve tutuklamaları “haksız ve siyasi” bulduğunu belirtiyor.
-
Bu operasyonların “hukuka uygun ve yerinde” olduğunu düşünenlerin oranı ise yalnızca %18.
-
“Eğer aynı yolsuzluk iddiaları AKP’li belediyelere yönelik olsaydı aynı işlemler yapılır mıydı?” sorusuna ise toplumun %60’ı “hayır yapılmazdı” yanıtını veriyor.
Bu sonuçlar, iktidarın yürüttüğü gözaltı ve tutuklama dalgasının geniş toplum kesimlerinde bir hukuk devleti uygulaması olarak değil, açık bir siyasi baskı mekanizması olarak algılandığını gösteriyor.
Tutuklamalar Devam Ediyor, Hukuksuzluk Derinleşiyor
Bugün birçok gazeteci, akademisyen, yerel yönetici, sendika ve sivil toplum temsilcisi haksız yere özgürlüğünden mahrum bırakılmış durumda. Kamuoyunun yakından bildiği bazı isimler ve tutukluluk süreleri şöyle:
-
Ekrem İmamoğlu: 110 gündür tutuklu
-
Av. Mehmet Pehlivan: 17 gün
-
Selahattin Demirtaş: 3166 gün
-
Ayşe Barım: 162 gün
-
Can Atalay: 1169 gün
-
Ahmet Özer: 245 gün
-
Fatih Altaylı: 15 gün
-
Leman Dergisi çalışanları: 4 gün
-
Tunç Soyer: 2 gün
-
Akademisyen Aslı Aydemir: 2 gün
-
Muhittin Böcek: 1 gün
-
Oya Tekin, Kadir Aydar, Celal Tekin: 37 gündür tutuklu
Bu tablo, siyasi iktidarın bağımsız yargı ilkesinden ne denli uzaklaştığını, yargının araçsallaştırılarak demokratik muhalefetin susturulmak istendiğini gösteriyor.
Bizler Susmayacağız!
Bu karanlık tabloya karşı demokrasiden, halk iradesinden, ifade ve örgütlenme özgürlüğünden yana olan tüm kesimleri birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Seçilmişler, gazeteciler, gençler, akademisyenler ve emek örgütü temsilcileri üzerindeki bu baskı düzenine boyun eğmeyeceğiz.
Halkın iradesi yargı sopasıyla teslim alınamaz. Hukuk, siyasetin değil, adaletin aracı olmalıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.