Türk Tabipleri Birliği (TTB) İnsan Hakları Kolu (İHK): Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya Özgürlük! TTB Susmadı, Susmayacak!

Türk Tabipleri Birliği (TTB) İnsan Hakları Kolu (İHK), TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın tutuklanması ve meslek örgütlerinin hedef alınması ile ilgili 5 Kasım 2022 tarihinde TTB’de bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya TTB İHK üyelerinin yanı sıra TTB Merkez Konseyi, Tıp Öğrenci Kolu (TÖK) ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri de katıldı.

Basın açıklamasında ilk sözü alan İnsan Hakları Kolu Başkanı Dr. Ali Karakoç, TTB’nin 70 yıllık tarihi boyunca yaşamdan, hakikatten, barıştan, toplumsal yarardan yana olduğunu ve bu nedenle de Merkez Konseyi üyelerinin defalarca yargılandığını hatırlattı. Karakoç, Sağlıkta Dönüşüm Projesi’ne karşı da, pandemi döneminde de TTB’nin susmadığını, bundan sonra da susmayacağını vurguladı.

Basın açıklamasının okunmasının ardından Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın gönderdiği not da okundu: “Aynı umutlu ve eylemci iyimserlikle mücadelemize devam edeceğiz.”

İHK Yürütme Kurulu üyesi Dr. Ayşe Jini Güneş tarafından okunan açıklama şöyle:

Ekran görüntüsü 2022-11-05 153609

Dr. Şebnem Korur Fincancı'ya Özgürlük! TTB Susmadı, Susmayacak!

TTB ve TTB İnsan Hakları Kolu Türkiye’nin demokratikleşmesi ve insan hakları sicilinin düzelmesinde önemli ve dönüştürücü kurumların başında gelmektedir.

TTB idam cezasının kaldırılmasından işkencenin önlenmesine;  düşünce özgürlüğünden ekolojik yaşam savunuculuğuna her daim öncü kurumlar arasındadır. Tüm bu faaliyetleri nedeni ile yargı kıskacına alınsa da savunuları, sonraki yıllarda ülkenin yasalarına sirayet etmiştir. En somut örneklerinden birisi idam cezasının kaldırılmasını ifade etiği için dönemin TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Nusret Fişek ve Merkez Konsey üyelerinin yargılanmış olmasıdır.

“Barış savunuculuğu” nedeni ile ya da “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” dediği için 40 yıl ara ile yargılanmış olan TTB Merkez Konsey üyeleri de gelecekte saygı ile anılacaktır.

TTB yıllarca işkencenin önlenmesine dair çabaları nedeniyle baskı görmekteyken dahi 1999’da Birleşmiş Milletler tarafından işkencenin saptanmasında uluslararası standart kılavuz olarak kabul edilen İstanbul Protokolü belgesinin düzenleyicileri arasında yer almıştır. Sonrasında Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve TTB birlikteliği sahada ortak eğitim çalışması ile devam etmiştir. 

Başkan Seçer, 3 Aralık Kapsamında Özel Bireylerle Bir Araya Geldi Başkan Seçer, 3 Aralık Kapsamında Özel Bireylerle Bir Araya Geldi

Bu dönüştürücü rolü bunlarla da sınırlı değildir:

Unutulmasın ki; mesleki özerkliğin yok edilmesi ile resmi adli raporlarda işkence yok sayılmış iken TTB alternatif adli raporları ile ülkede işkence davalarında ilk ceza kararları çıkmasında etkili olmuş, yıllar içinde işkence oranları azalmaya başlamıştır.

Tüm bu başlıklarda emek verenler arasında TTB Merkez Konseyi Başkanı, adli tıp hocası Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı da vardır. Yakın zamanda gelen bir soru üzerine basına mesleğinden dolayı bir ön değerlendirmede bulunması, konunun araştırılarak aydınlatılmasını dile getirmesi ardından hedef gösterilmesi ve tutuklanması kabul edilemez bir durumdur.

Sağlığın tanımı “bedensel, ruhsal, sosyal ve siyasal iyilik halidir.” Bu bağlamda insan hakları hekimlik mesleğinin görev ve sorumluluk alanındadır. Hekimler ve meslek örgütü TTB’nin bu faaliyetlerinden dolayı resmi otoritelerin sistematik baskısına maruz kalması aynı zamanda mesleki özerkliğe ve toplumun sağlık hakkına müdahaledir.

Hekimlik bu topraklarda kadim bir geleneğe sahiptir. Biz hekimler bu gelenekten el aldık, yol aldık. Bin yıllardan bu yana yaşadığımız coğrafyada binlerce yasa, iktidar geldi geçti. Oysa bir sözleşi olarak Hekimlik Andı baki kaldı. Bizler, insanlık tarihinin evrensel ölçekte kabul gören ve yaşayan, geliştirilen en eski sözleşisinin mirasçılarıyız.

TTB Merkez Konseyi Başkanı, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Yönetim Kurulu üyesi, adli tıp profesörü, Barış Akademisyeni, yazar Şebnem Korur Fincancı bu coğrafyaya insanlığın bir emanetidir. Adli tıp profesörü olarak yaptığı bir ön değerlendirme nedeni ile tutuklanması kabul edilemez.

TTB Başkanımız derhal serbest bırakılmalıdır.

Ülkenin emek, demokrasi, etik ve bilimsel bağlamda dönüştürücü kurumlarından olan TTB’nin yargı kıskacına alınmasına son verilmelidir.

Biz TTB’yiz, biz hekimiz; halk bize nefes, biz halka nefesiz.

Susmuyoruz, korkmuyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz…

Türk Tabipleri Birliği İnsan Hakları Kolu