Bugün aktif çatışma bölgelerinin 50 kilometre yakınında yaşayan 676 milyon kadın ve kız çocuğu için adalet sistemleri büyük ölçüde işlevsiz durumda ve birçok suç faili cezasız kalıyor.
Artan çatışmalar, ayrımcı yasalar ve adalete erişimdeki engeller kadın haklarında küresel bir gerilemeye işaret ediyor.
United Nations bünyesinde faaliyet gösteren UN Women (Birleşmiş Milletler Kadın Birimi), yayımladığı yeni raporda kadın haklarının dünya genelinde ciddi bir gerileme tehdidiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. Kurum, artan çatışmalar, ekonomik krizler ve demokratik gerilemenin kadınların adalete erişimini daha da zorlaştırdığını vurguladı.
“Tüm Kadınlar ve Kız Çocukları İçin Adalete Erişimi Güvence Altına Almak ve Güçlendirmek” başlıklı raporun tanıtımında konuşan Sarah Hendriks, dünyanın birçok bölgesinde kadın haklarına yönelik sistematik bir geri çekilme yaşandığını söyledi.
New York’ta düzenlenen basın toplantısında Hendriks, “Dünya demokratik gerileme, artan çatışmalar, ekonomik baskılar ve sivil alanın daralmasıyla boğuşurken cinsiyet eşitliği ve kadın haklarına karşı giderek daha örgütlü bir direniş ortaya çıkıyor” dedi.
Kadınlar için “adalet açığı”
Rapora göre dünya genelinde incelenen ülkelerin yaklaşık yüzde 70’inde kadınlar ve kız çocukları, erkeklere kıyasla adalete erişimde daha büyük engellerle karşılaşıyor.
Kadınların adalete erişimini sınırlayan başlıca faktörler ise şu şekilde sıralanıyor:
- Ayrımcı yasal çerçeveler
- Toplumsal normlar ve kültürel baskılar
- Yasalar ile uygulamalar arasındaki boşluklar
- Devlet dışı geleneksel adalet sistemleri
- Çatışma ve savaş ortamları
Bu faktörlerin birleşmesi, dünya genelinde kadınların erkeklerin sahip olduğu yasal hakların yalnızca yüzde 64’üne sahip olmasına yol açıyor. Ayrıca ülkelerin yüzde 54’ünde tecavüz suçunun rızaya dayalı açık bir yasal tanımı bulunmuyor.
Hendriks, “Güç eşitsizliğinin sürdüğü yerlerde adalet nadiren tarafsız işler. İşte bu noktada cinsiyet eşitliğinden geri çekilme çok belirgin hale geliyor” ifadelerini kullandı.
Çatışmalar kadınlar için riski büyütüyor
Raporda, küresel çatışmaların artmasının kadın haklarını daha da tehdit ettiği vurgulandı. 2024 yılında 676 milyon kadın ve kız çocuğu, ölümcül bir çatışmanın 50 kilometre yakınında yaşadı. Bu rakam 1990’lardan bu yana kaydedilen en yüksek seviye olarak belirtiliyor.
Bu durumun sonucu olarak çatışmayla bağlantılı cinsel şiddet ihlallerinde yüzde 87’lik bir artış tespit edildi.
“Cezasızlık hüküm sürüyor”
Hendriks, birçok ülkede kadınlara yönelik suçlarda cezasızlığın yaygın olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Adalet kadınları ve kız çocuklarını koruyamadığında zarar yalnızca tek bir kadının hayatıyla sınırlı kalmaz. Toplumların adalete olan güveni zedelenir ve kurumların meşruiyeti aşınır.”
Birleşmiş Milletler’e göre bugün dünyada hiçbir ülke kadınlar ile erkekler arasında tam yasal eşitliği sağlayabilmiş değil.
Reform çağrısı
Raporda hükümetlere yönelik önemli reform önerileri de yer aldı. 2030 yılına kadar hayata geçirilmesi önerilen sekiz temel adım arasında, yargı reformlarının “kadınlar tarafından şekillendirilmesi ve kadınlar için tasarlanması” gerektiği vurgulandı.
Bunun için devletlerin daha fazla kaynak ayırması gerektiğini belirten Hendriks, kadınlara yönelik şiddetle mücadele eden kuruluşların büyük bir finansal krizle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Rapora göre bu alanda çalışan kuruluşların yüzde 90’ı temel hizmetlerde azalma yaşandığını bildirirken, yalnızca yüzde 5’i mevcut çalışmalarını iki yıldan uzun süre sürdürebileceğine inanıyor.
Birleşmiş Milletler Kadın Birimi, kadın haklarında yaşanan bu gerilemenin tersine çevrilebilmesi için küresel ölçekte siyasi irade, yasal reform ve mali destek çağrısında bulundu.
Kadın haklarını savunamazsak, bu hakların hiçbir anlamı kalmaz
2026 International Women's Day, adalet sistemlerinin ciddi baskı altında olduğu bir döneme denk geliyor. Çatışmalar, baskı politikaları ve artan siyasi gerilimler, hukukun üstünlüğünü zayıflatıyor.
Bugün dünya genelinde kadınlar ve kız çocukları, erkeklerin sahip olduğu yasal hakların yalnızca yüzde 64’üne sahip.
Kadınlar çoğu zaman geri çevriliyor, söylediklerine inanılmıyor, yeniden mağdur ediliyor ya da hukuki destekten mahrum bırakılıyor. Bu koşullarda eşitlik hiçbir zaman tam anlamıyla sağlanamıyor.
Birçok ülkede kadınlar ve kız çocukları tam yasal koruma olmadan yaşamlarını sürdürüyor. Adalet sağlanmadığında bunun bedelini en ağır şekilde kadınlar ödüyor.
Adalet çoğu zaman tarafsız işlemiyor. Gücü koruyan mevcut yapılar, kadınlar ve kız çocukları üzerindeki eşitsizlikleri sürdürmeye devam ediyor.
Araştırmaya katılan ülkelerin yaklaşık yüzde 70’inde kadınlar, erkeklere kıyasla adalete erişimde daha fazla engelle karşılaşıyor.
Ekonomik engeller de adalete erişimi sınırlıyor. Avukat ücretleri, ulaşım masrafları, çocuk bakımı giderleri ve dava süreçlerinde kaybedilen gelirler, milyonlarca kadını adalet sisteminin dışında bırakıyor.
Bir haksızlığı bildirmek isteyen kadınlar ise çoğu zaman göz ardı edilme, sözlerine inanılmama ya da daha da kötüsü suçlanarak susturulma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Bugün aktif çatışma bölgelerinin 50 kilometre yakınında yaşayan 676 milyon kadın ve kız çocuğu için adalet sistemleri büyük ölçüde işlevsiz durumda ve birçok suç faili cezasız kalıyor.
Adalet kadınlar ve kız çocukları için ne anlama gelmeli?
Adalet olmadan haklar yalnızca sözden ibarettir. Adaletle birlikte ise haklar gerçek bir güce dönüşür.
Kadınlar ve kız çocukları için gerçek adalet:
- Kadınları ve kız çocuklarını şiddet, ayrımcılık ve sömürüden koruyan etkili yasalar,
- Kadınların beyanına inanan ve cezasızlığa son veren mahkemeler,
- Tüm kadınların ve kız çocuklarının erişebileceği ve karşılayabileceği hukuki yardım,
- Hak ihlallerinden sonra iyileşme sürecini destekleyen mekanizmalar anlamına gelir.
Detaylı araştırma için:




