Eğitim-İş Adana 1 No’lu Şube Başkanı Hatice Hazar, 8 Ekim Perşembe günü saat 12.00’de başlayacak nöbete Adana’dan katılacağını açıklayarak, “Bu mücadele birkaç yöneticinin omuzlarında taşınabilecek bir mücadele değildir. Tepkimizi toplumsal bir tepkiye dönüştürmeli, sonuç alana kadar mücadeleyi büyütmeliyiz” çağrısında bulundu.

İstanbul Başakşehir’de Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu’nda yaşanan bıçaklı saldırıda bir öğrencinin yaşamını yitirmesi, 7 öğrencinin de yaralanmasının ardından Eğitim-İş, okullarda güvenlik önlemlerinin artırılması ve eğitimde şiddete karşı kapsamlı önlemler alınması talebiyle Millî Eğitim Bakanlığı önünde nöbet eylemi yapma kararı aldı.

Eğitim-İş Merkez Yönetim Kurulu’nun aldığı karar doğrultusunda eylem, 8 Ekim Perşembe günü saat 12.00’de başlayacak ve 9 Ekim Cuma günü saat 12.00’ye kadar 24 saat boyunca devam edecek.

Eğitim-İş Adana 1 No’lu Şube Başkanı Hatice Hazar da nöbete şube adına katılacağını duyurarak eğitim emekçilerine mücadeleyi işyerlerinden başlayarak büyütme çağrısında bulundu.

Hazar: Artık kaybedecek bir çocuğumuz daha yok

Son dönemde okullarda yaşanan şiddet olaylarına dikkat çeken Hazar, eğitim-öğretim yılına Manisa’da bir okul önünde gerçekleşen silahlı saldırıyla başlandığını, ardından bir öğretmenin okul bahçesinde yaşamını yitirdiğini ve son olarak Başakşehir’de bir öğrencinin hayatını kaybettiğini belirtti.

Hazar, şunları söyledi:

“Geçtiğimiz eğitim-öğretim döneminde ‘Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim’ diyerek haftalarca imza topladık, Bakanlığa sunduk. Okullarımızın güvenliği için önlem alınmasını istedik. Ancak koskoca bir yaz tatili geçti ve Bakanlık bu çağrılarımıza rağmen okullarımızdaki güvenlik açığını giderecek yeterli ve etkili önlemleri almadı.”

Yaşananların önlenebilir olduğunu vurgulayan Hazar, “Artık kaybedecek bir çocuğumuz, yaralanacak bir öğrencimiz, şiddete maruz kalacak bir öğretmenimiz daha yok. Bu yaşananlar kader değil. Önlenebilir. Bunun için gerekli tedbirleri almak Bakanlığın sorumluluğudur” dedi.

Adana’dan Bakanlık önündeki nöbete katılacak

Eğitim-İş Genel Merkezi’nin aldığı eylem kararını hatırlatan Hazar, Adana 1 No’lu Şube adına Ankara’daki nöbete katılacağını açıkladı.

Hazar, “MYK’mızın aldığı eylem kararı doğrultusunda, 8 Ekim Perşembe günü saat 12.00’de başlayıp 9 Ekim Cuma günü saat 12.00’de sona erecek Bakanlık önü nöbet eylemimize, şubemiz adına katılım sağlayacağım” ifadelerini kullandı.

Eylemin yalnızca sendika yöneticileriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Hazar, eğitim emekçilerine de katılım çağrısı yaptı:

“Bu mücadele birkaç yöneticinin omuzlarında taşınabilecek bir mücadele değildir. Bundan sonraki eylemlere katılımımız esastır. Mücadeleyi işyerlerimizden başlayarak büyütmemiz gerekmektedir.”

“Bu, çocuklarımızın yaşam hakkı meselesidir”

Okullardaki güvenlik sorununun yalnızca öğretmenlerin ve eğitim emekçilerinin meselesi olmadığını ifade eden Hazar, konunun çocukların yaşam hakkıyla doğrudan ilgili olduğunu söyledi.

“Hepimiz anneyiz, babayız. Kendi çocuğumuzun okula giderken güvende olduğunu bilmek istiyoruz. Aynı güveni bu ülkenin bütün çocukları için istiyoruz” diyen Hazar, “Güvenli okul, sağlıklı eğitim ve çocuklarımızın yaşam hakkı için artık daha güçlü, daha kitlesel ve daha kararlı bir şekilde mücadele etmeliyiz. Tepkimizi toplumsal bir tepkiye dönüştürmeli, sonuç alana kadar mücadeleyi büyütmeliyiz” çağrısında bulundu.

Hazar açıklamasını, “Çocuklarımızın güvenliği için susmayacağız. Önlem alınana kadar mücadele edeceğiz” sözleriyle tamamladı.

Eğitim-İş: Yaşananlar artık tek tek olaylar değil

Eğitim-İş Genel Merkezi de Başakşehir’deki saldırının ardından yaptığı açıklamada, okullarda peş peşe yaşanan şiddet olaylarının birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Sendika, “Bu yaşananlar artık tek tek olaylar değildir. Karşımızda eğitim sisteminin çok ciddi yapısal bir güvenlik ve şiddet sorunu vardır” değerlendirmesinde bulundu.

Eğitim-İş, okul güvenliğinin yalnızca okul kapısına güvenlik görevlisi yerleştirilmesiyle sağlanamayacağını; okul çevresindeki risklerin belirlenmesi, giriş ve çıkışların denetlenmesi, rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi ve risk altındaki çocukların erken dönemde tespit edilmesine yönelik mekanizmaların oluşturulması gerektiğini kaydetti.

“Failin de çocuk olduğu gerçeği görmezden gelinemez”

Genel Merkez açıklamasında, Başakşehir’deki saldırıyı gerçekleştiren kişinin de çocuk olduğuna dikkat çekilerek, sorunun yalnızca güvenlik önlemleri üzerinden ele alınamayacağı vurgulandı.

Açıklamada, çocukların birbirine şiddet uyguladığı bir tablonun güvenlik kameraları, turnikeler ve benzeri önlemlerle tek başına açıklanamayacağı belirtilerek, çocukların ruhsal ve sosyal gelişiminin de eğitim sisteminin temel sorumluluklarından biri olduğu ifade edildi.

Eğitim-İş, “Okul yalnızca ders anlatılan bina değildir. Çocuğun kendisini ait, değerli ve güvende hissetmesi gereken yerdir” değerlendirmesini yaptı.

Bakanlığa dört temel talep

Eğitim-İş, okullardaki şiddete karşı Millî Eğitim Bakanlığına yönelik taleplerini de sıraladı. Sendika; her okulda yeterli sayıda kadrolu ve eğitimli güvenlik personelinin istihdam edilmesini, okulların giriş-çıkış güvenliği ile çevresindeki risklerin bilimsel kriterlerle yeniden değerlendirilmesini, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesini ve risk altındaki çocukların erken dönemde tespit edilerek desteklenmesini istedi.

Sendika ayrıca eğitimde şiddete karşı “kapsamlı, uygulanabilir, denetlenebilir ve sonuçları kamuoyuyla paylaşılacak ulusal bir eylem planının” derhal hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Eğitim-İş, her şiddet olayının ardından soruşturma açılmasının yeterli olmadığını belirterek, “Bir ülkede çocuklar okula giderken, öğretmenler görevlerinin başındayken can güvenliğinden endişe ediyorsa orada eğitim hakkından söz edilemez” ifadelerini kullandı.

8 Ekim’de Bakanlık önünde başlayacak

Eğitim-İş’in okullarda güvenlik ve şiddete karşı yapacağı nöbet eylemi 8 Ekim Perşembe günü saat 12.00’de Millî Eğitim Bakanlığı önünde başlayacak. Eylem, 24 saat sürerek 9 Ekim Cuma günü saat 12.00’de sona erecek.

Eğitim-İş, eğitim emekçilerini ve çocukların güvenli eğitim hakkını savunanları mücadeleyi büyütmeye çağırırken, “Okullarımız suç mahalli, çocuklarımız şiddetin faili ya da mağduru olmayacak. Güvenli okul bir lütuf değil, çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin en temel hakkıdır” mesajını verdi.