Eğitim Sen, Millî Eğitim Bakanlığının öğrenci sayısı düşük olan ortaokullarda hayata geçirmeye hazırlandığı “Bütünleşik Sınıf Modeli”ne tepki gösterdi.

Farklı yaş, gelişim düzeyi ve öğretim programlarına sahip öğrencilerin aynı derslikte eğitim görmesini öngören uygulamanın ciddi pedagojik sorunlar doğurabileceğine dikkat çeken Eğitim Sen, Bakanlığı düzenlemeden vazgeçmeye çağırdı.

5 ve 6’ncı sınıflar ile 7 ve 8’inci sınıflar birleştirilecek

Eğitim Sen’in edindiği bilgilere göre model kapsamında 5 ve 6’ncı sınıf öğrencilerinin aynı derslikte, 7 ve 8’inci sınıf öğrencilerinin ise başka bir ortak derslikte eğitim görmesi planlanıyor.

Türkiye genelinde öğrenci mevcudu 30’un altında olan yaklaşık 700 ortaokul bulunduğu, uygulamanın ilk aşamada yaklaşık 30 okulda pilot olarak başlatılacağı belirtiliyor.

Eğitim Sen, böylesine kapsamlı bir değişikliğin çocukların gelişim özellikleri ve üstün yararı gözetilmeden, öğretmenlerin görüşleri alınmadan hayata geçirilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

“Okul yöneticileri telefonla aranıyor”

Modelin hangi bilimsel ve pedagojik gerekçelere dayandığının kamuoyuna açıklanmadığına işaret edilen açıklamada, öğretmenlerin, velilerin ve öğrencilerin sürece dâhil edilmediği belirtildi.

Bazı ilçe millî eğitim müdürlüklerinin okul yöneticilerini telefonla arayarak bu modele geçilmesini istediği bilgisini paylaşan Eğitim Sen, bu yöntemin eğitim politikalarının “oldu-bittiye getirildiğini” gösterdiğini ifade etti.

Mersin Büyükşehir, Çocukların Okula Uyum Sürecinde Ailelerin Yanında
Mersin Büyükşehir, Çocukların Okula Uyum Sürecinde Ailelerin Yanında
İçeriği Görüntüle

Aynı öğretmen iki farklı programı nasıl uygulayacak?

Eğitim Sen, farklı sınıf düzeylerinin aynı derslikte bulunmasının yalnızca öğrencilerin fiziksel olarak bir araya getirilmesi anlamına gelmediğine dikkat çekti.

Farklı yaş, gelişim ve hazır bulunuşluk düzeyindeki öğrencilerin ayrı kazanımları, ders içerikleri ve öğretim programlarını aynı anda takip etmesinin ciddi sorunlar yaratabileceği kaydedildi.

Kurum, yanıtlanması gereken soruları şöyle sıraladı:

  • Bir öğretmen aynı ders saatinde iki farklı sınıfın öğretim programını nasıl yürütecek?
  • Ders süresi iki ayrı öğrenci grubuna göre nasıl planlanacak?
  • Her iki sınıf düzeyindeki öğrencilerin öğrenme ihtiyaçlarına nasıl yanıt verilecek?
  • Ölçme ve değerlendirme süreçleri nasıl gerçekleştirilecek?

Bu başlıklardaki belirsizlikler giderilmeden uygulamaya geçilmesinin eğitim sürecini olumsuz etkileyeceği ifade edildi.

Akran zorbalığı ve psikososyal gelişim uyarısı

Açıklamada, ergenlik döneminin farklı aşamalarında bulunan öğrencilerin sürekli aynı öğrenme ortamında yer almasının sosyal ve duygusal sonuçlarının da değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Yaş ve gelişim farklılıklarının öğrencilerin kendilerini ifade etme biçimlerine, aidiyet duygularına, sınıf içi ilişkilere ve akran iletişimine nasıl yansıyacağının araştırılması istendi.

Eğitim Sen, modelin özellikle akran zorbalığı ve öğrencilerin psikososyal gelişimi açısından yaratabileceği riskler ortaya konulmadan uygulanmasının doğru olmadığını vurguladı.

“Pilot uygulama alınmış kararı meşrulaştırmamalı”

Köklü bir değişikliğin öğretmenlere gerekli mesleki hazırlık ve eğitim sağlanmadan gerçekleştirilemeyeceği belirtilen açıklamada, veliler ile öğrencilerin bilgilendirilmesi; eğitim sendikalarının ve eğitim bilimcilerin görüşlerinin alınması gerektiği ifade edildi.

Pilot uygulamaya ilişkin şu bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması istendi:

  • Uygulamanın hangi ihtiyaca yanıt vermek amacıyla hazırlandığı,
  • Pilot okulların hangi ölçütlere göre belirlendiği,
  • Modelin hangi göstergeler üzerinden değerlendirileceği,
  • Uygulama sonuçlarının nasıl ve ne zaman kamuoyuna açıklanacağı.

Eğitim Sen, pilot uygulamanın daha önceden verilmiş bir kararı meşrulaştırma aracına dönüştürülmemesi, bilimsel ve bağımsız bir değerlendirme süreci olarak yürütülmesi gerektiğini belirtti.

“Öğrenci sayısının azlığı gerekçe olamaz”

Özellikle kırsal bölgelerde ve küçük yerleşim yerlerinde yaşayan çocukların kendi çevrelerinde eğitime ulaşabilmesinin kamusal eğitimin temel sorumlulukları arasında olduğu vurgulandı.

Öğrenci sayısının az olmasının çocukların nitelikli eğitim hakkından daha az yararlanmasına gerekçe yapılamayacağını belirten Eğitim Sen, çözümün farklı sınıfları aynı derslikte birleştirmek olmadığını açıkladı.

Kurum, ihtiyaç duyulan öğretmenlerin görevlendirilmesini, okulların fiziki altyapısının güçlendirilmesini ve gerekli kamusal kaynakların sağlanmasını istedi.

MEB’e modelden vazgeçme çağrısı

Eğitim sisteminin, sonuçları belirsiz uygulamaların denendiği bir alana dönüştürülemeyeceğini belirten Eğitim Sen, Millî Eğitim Bakanlığına şu çağrıyı yaptı:

“Farklı sınıf düzeylerini aynı derslikte birleştirmek çözüm değildir. Asıl çözüm, nerede yaşarsa yaşasın bütün çocukların eşit ve nitelikli eğitim hakkını güvence altına alacak kamusal eğitim politikalarının hayata geçirilmesidir.”

Eğitim Sen, eğitim politikalarının öğrenci sayıları ve maliyet hesapları üzerinden değil; çocukların üstün yararı, nitelikli eğitim hakkı ve bilimsel-pedagojik ilkeler temelinde belirlenmesi gerektiğini vurguladı.