Afganistan, İran ve Türkiye’den kadınlar yaşadıkları benzer baskılar ve ortak mücadeleyi konuştu

Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK), eşitsizlikler ve otoriterlik tüm dünyada artar ve kadın hakları hızla erozyona uğrarken ulus ötesi dayanışmanın öneminin altının çizildiği uluslararası buluşmalardan birini daha gerçekleştirdi. Türkiye, Afganistan ve İran’dan kadın hakları savunucularının katıldığı buluşmada, üç ülkedeki gelişmelerin kadın haklarını nasıl etkilediği ve birlikte direnme, mücadele yollarının nasıl bulunacağı konuşuldu. Toplantı sonucunda bu gibi uluslararası toplantılarda bir araya gelmek ve ortak mücadele için çalışmalar yürütmenin gerekli olduğu vurgulandı.

“Jin, Jiyan, Azadi: Afganistan, İran ve Türkiye’de Kadın Hakları ve Mücadelesi” başlıklı toplantının moderatörlüğünü yapan sosyoloji profesörü, Birleşmiş Milletler (BM) Kadına Yönelik Şiddet eski Özel Raportörü Yakın Ertürk, kadınların hakları ve gelecekleri konusunda kaygılı ve öfkeli olduğunu, toplantının İran ve Afganistan deneyimlerinden yola çıkarak kadınların birbirinden öğrenmesini amaçladığını söyledi.

İRAN: EŞİTLİK 1979’DA BAKANLARIN KONUSUYDU

Çeşitli ülkelerden 150 kadar kadının katıldığı toplantının ilk konuşmacısı Women's Learning Partnership' in (Kadın Öğrenme Ortaklığı) kurucu başkanı, İran eski Kadın Bakanı Mahnaz Afkhami, İran’da kadın hareketinin, kadınların da yer aldığı devrimlerle başladığını söyleyerek şöyle devam etti: “Okur yazarlığın, üniversitelere katılımın, kadın haklarıyla ilgili yayınların artması, kadınların bir araya gelmesini, eşitlik için bilinçlenmelerini sağladı. Yapılan çalışmalar birbirini etkiledi. Atatürk deneyiminden de öğrendik. Modernizmi konuşmaya başladık. İslam devriminden önce, Kadın Bakanı olduğum yıllarda kadınların statüsü, yüzeysel farklılıklar olsa da dünyada her yerde birbirine çok yakındı. Bir patriyarka vardı, eşitsizlik ailede başlıyor, liderlik erillik ile bağdaştırılıyordu. Ama durumun gerçekten de farkındaydık; diğer ülkelerle, BM ile bağlantıdaydık, en önemlisi devlet, moderniteye odaklanmaya başlamıştı. Kadınlar zaten bu fikirlerin kurucusuydu. Gittiğimiz farklı ülkelerdeki kadınlarla isteklerimiz aynıydı.”

İranlı kadınların bugüne kadarki en önemli kazanımının boşanma hakkı ve çocuklarının velayetini alabilmesi olduğunu ifade eden Mahnaz Afkhami, 1979’da bakanların yılda bir kez bütçe ve plan yaparken toplumsal cinsiyet eşitliğini göz önüne almak için bir araya geldiğini anlattı.

“Şimdi, onca yıllık diktatörlüğün ardından İran’da kadınlar nasıl bu fikirlerle sokakta, diye şaşırıyor insanlar. Şaşırmamak için tarihimize bakmamız lazım. İnsanlar haklarını bilip seferber olduktan sonra, ne kadar baskı yapılırsa yapılsın, bu hiçbir şekilde ellerinden alınamaz” diyen Mahnaz Afkhami, dünyadaki en korkunç teokrasiyi yarattıklarını ama aynı zamanda bütün dünyanın ruhuna dokunan kadın eylemlerini de yarattıklarını söyledi.

Kişisel Gelişim Uzmanı Seda Arpacı: Evrendeki Bolluğu Hayatınıza Çekin Kişisel Gelişim Uzmanı Seda Arpacı: Evrendeki Bolluğu Hayatınıza Çekin

TÜRKİYE MAALESEF İRAN’IN GEÇMİŞTE YAŞADIĞI OLUMSUZ GELİŞMELERİ YAŞIYOR

İran’da hükümetle alakası olmayan pek çok kadın yazarın, yönetmenin, müzisyenin olduğunu ve hepsinin artık reformla özgürlüğün olmayacağını bildiğini, devrim istediğini belirten Mahnaz Afkhami, İranlı kadınların uzun yıllar bir model olarak gördüğü Türkiye’nin ise “maalesef İran’ın geçmişte yaşadığı olumsuz gelişmeleri yaşadığını” söyledi.

Afkhami sözlerine şöyle devam etti: “Güçlerimizi bir araya getirmeliyiz. Küresel örgütlerin desteğini arttırmalıyız. Biz bu amaçla “Kapalı Toplumları Açmak” başlıklı bir çalışma başlattık. Topluluk oluşturma, yönetişim, liderlik, sivil örgütlülük, savunuculuk gibi konularda dijital ve fiziksel kurslar hazırlıyoruz. İran için ama başka ülkeler de dahil olabilir. Bu küresel çabaya herkesin ihtiyacı olacak; çünkü başka baskılar, savaşlar, zorunlu göç durumları olacak.”

AFGANİSTAN: KADIN ÖLÜMLERİ GİDEREK ARTACAK

İnsan hakları aktivisti, Columbia Üniversitesi İnsan Hakları Yüksek Lisans Programı öğrencisi Nazeela Elmi ise toplantıda Taliban’ın cehenneme çevirdiği Afganistan’ı anlattı. 

Güne, Afganistan’da 15 yaşındaki bir kız çocuğunun intiharıyla başladıklarını söyleyen Nazeela Elmi, “Kadınlar ev hapislerinden muzdarip. Afganistan’da faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlarda artık çalışamıyorlar, sağlık hizmetlerine erişimleri kısıtlandığı için kadın ölüm oranları artıyor.  Üniversite eğitiminden uzaklaştırıldılar, görünürlükleri yok edildi, kadın girişimcilerin işyerleri kapatıldı, faaliyetleri yasaklandı. Uluslararası sivil toplum kuruluşlarına ulaşamıyorlar. Taliban doğrudan kadınlara ve kadın haklarına karşı bir hareket başlattı erkekler bile ancak Taliban’ın belirlediği ölçülerde eğitim görebiliyor” diye konuştu.

Kalabalıklar önünde uzuvların, kadınların başlarının kesilmesi gibi uygulamaların başladığını anlatan Nazeela Elmi, kadınların ekonomiye katılamamasından dolayı ülkenin milyonlarca dolar kaybettiğini de ekleyerek şöyle devam etti:

ULUSLARARASI KURULUŞLAR AFGANİSTAN’DA BAŞARISIZ OLDU, OYSA AFGANİSTAN’DAKİ HAK SALDIRISI ULUSLARARASI İNSAN HAKLARINA SALDIRIDIR

“Afganistan uluslararası insan hakları ve diğer önemli sözleşmeleri imzaladı ama Taliban gereklerini yerine getirmiyor. Hakimler değişti, yerlerine şeriat hukuku uygulayan hakimler atandı. Uluslararası kuruluşlar yeterince destek sağlamadı. Raporlarında pek çok şeyi göremiyoruz. Taliban’ı ziyaret ediyorlar, onlardan bilgi alıyorlar, eşitlik konusunda gerçekte olanlara bakmıyorlar. Başarısız oldular. Halbuki uluslararası standartların öne çıkarılması gerekiyor. Çünkü Afganistan’daki hak saldırısı uluslararası insan haklarına bir saldırıdır, olanlar uluslararası bir güvenlik sorunudur. Hapishanelerden saldıkları İŞİD güçleniyor. Bizim sınır ötesinde dayanışma ihtiyacımız var. 

Nazeela Elmi, bir soru üzerine erkeklerin kadın eylemlerini desteklediğini ama bunun arka planda, tesadüfi olduğunu, sürekli olmadığını sözlerine ekledi.

TÜRKİYE: AKP İLK DÖNEMİNDE KADIN HAKLARINI ARAÇSALLAŞTIRDI

Toplantıda Türkiye’deki gelişmeleri ise EŞİK gönüllüsü, Connecticut Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Zehra F. Kabasakal Arat ele aldı; AKP'nin ilk döneminde yasalarda kadınlar lehine değişiklikler yapıldığını, İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığını ama bir yandan bunlar yapılırken diğer yandan örneğin AKP’li belediyelerin geleneksel kadın rollerini anlatan kitaplar dağıttığını belirterek şöyle devam etti: 

“Bazı yasal hükümleri isteksiz olarak kabul ettiler. Geleneksel aile yapısını vurguluyor, LGBTİ+ları tehdit olarak görüyorlardı. Şimdi AKP’nin kadın haklarına olan desteğinin o zaman sadece bir araç olduğunu, kadın haklarını araçsallaştırdığını biliyoruz. Amaçları liberallerin desteğini almaktı. Seçim başarıları sayesinde yeterince güven kazanınca bu politikalardan uzaklaştı, kendi gündemine döndü. Şimdi toplumsal cinsiyet eşitliği ve laikliğe darbe vurmaya çalışıyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye’nin Taliban’ın inancıyla alakalı ters bir yanı yok. Daha iyi anlaşabileceğimize ihtimal veriyorum” sözlerini hatırlatan Zehra Arat, 9 Aralık 2022’de Meclis’e getirilen Anayasa değişikliği teklifinin de örtülü ve başı açık kadınlar arasında ayrımcılık yarattığı için bizzat Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtti, eşitlik ve laiklik ilkelerini ihlal ettiğini söyledi. 

MUHALEFET PARTİLERİ, KADIN HAREKETİNİN GÖSTERDİĞİ VİZYON VE CESARETİ GÖSTERMELİ 

Önerilen Anayasa değişikliği; bir rejim değişikliğine yönelik, sistemi teokrasiye götürebilir. Herhangi bir dinin politika oluşturmak için referans alınması, eşitlik ilkesini doğrudan ihlal eder. Kaynak olarak alınan dinin mensupları diğerlerine göre kayırılmış olur. Başka dine mensup veya dindar olamayan kişiler ikinci sınıf vatandaş haline gelir. Ayrıca temel alınan dinin mensuplarına da o dinin belli bir anlayışını dayatır. Hatırlarsanız, Mahsa Amini de İran’da dikte edilen örtünme kuralına uymasına rağmen, örtünme biçimi ‘standartlara uygun’ bulunmadığından katledilmişti” diyen Zehra Arat, Anayasa teklifinin Türkiye’nin de böyle bir noktaya getirilmesinin önünü açacağını belirtti. Türkiye’de siyasi muhalefetin ise hükümetin tuzaklarına karşı, kadın hareketinin gösterdiği vizyon, cesaret ve kararlılığı henüz gösteremediğini sözlerine ekledi.

Toplantı sonunda, Yakın Ertürk uzun yıllardır uluslararası düzlemde yapılan ortak mücadele arayışlarını hatırlatarak, ortak bir kampanya için beraber çalışmaya devam etmek gerektiğini belirtti. Konuşmacı ve katılımcılar, kadın dayanışmasının yaşattığı gerçeğinin altını bir kez daha çizdiler.