Demokrasi ve Eğitim Etütleri Stratejik Araştırma Merkezi (DESAM) Başkanı Gürkan Avcı, 20 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirilen “Türkiye’nin Eğitimde Gelecek Vizyonu – Eğitim ve Medeniyet Kalkınması” başlıklı konferansta eğitim sisteminin mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Avcı konuşmasının başında, eğitimde yapılan düzenlemeleri eleştirerek, “Eğitimde sözde reform, özde manipülasyon yapılıyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin eğitim sisteminin yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu savunan Avcı, eğitimi bir ülkenin “omurgası” olarak nitelendirdi. Avcı, mevcut sorunların yalnızca müfredat değişiklikleri veya yönetmelik düzenlemeleriyle çözülemeyeceğini belirterek kapsamlı bir dönüşüm çağrısı yaptı. “Kanser pansumanla tedavi edilmez” Eğitim sistemindeki sorunların geçici düzenlemelerle giderilmeye çalışıldığını öne süren Avcı, bu yaklaşımı “kanserli dokuya aspirin vermek” benzetmesiyle eleştirdi. Avcı, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK, üniversiteler ve Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Kurulu'nun eğitim sistemindeki sorunları çözmek yerine zaman zaman sembolik düzenlemelerle yetindiğini savundu. Konuşmasında eğitim politikalarının yalnızca sloganlar üzerinden yürütülmemesi gerektiğini ifade eden Avcı, “Gövde çürürken müfredat metinlerindeki birkaç terimle oynamak, birkaç yönetmelik değiştirmek reform değil, panik halinde bir algı yönetimidir” dedi. İmam hatipler için “ruh kaybı” uyarısı Avcı, eğitim sistemindeki sorunların imam hatip okullarında da görüldüğünü savundu. İmam hatip öğrencilerinin dini konuları yalnızca ezber üzerinden öğrenmesinin yeterli olmadığını belirten Avcı, kelam, akaid, siyer ve İslam düşünce tarihinin daha felsefi ve sorgulayıcı bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini söyledi. Bu yaklaşımın gençlerin inançla ilgili sorularına yeterli cevap veremediğini öne süren Avcı, eğitim sisteminin öğrencilerin zihinsel ve ruhsal gelişimini birlikte ele alması gerektiğini ifade etti. “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli tabela illüzyonu” Avcı, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli konusunda da eleştiriler yöneltti. Müfredatta yapılan kavramsal değişikliklerin tek başına eğitim reformu anlamına gelmeyeceğini savunan Avcı, eğitim sisteminin dil, mantık, felsefe, tarih bilinci ve mesleki yeterlilik açısından yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Avcı, okullarda hijyen, güvenlik ve bütçe sorunları yaşanırken yalnızca sembolik düzenlemelere odaklanılmasını da eleştirdi. “Liyakat katliamı” iddiası Eğitim sisteminin yönetim boyutuna da değinen Avcı, öğretmen atamalarından okul yöneticiliğine kadar çeşitli kademelerde liyakat ve şeffaflığın esas alınması gerektiğini söyledi. Avcı, torpil, iltimas, nepotizm ve kadrolaşma iddialarının eğitim sisteminin güvenilirliğine zarar verdiğini savunarak atama ve yükselmelerde objektif, akademik ve pedagojik yeterlilik kriterlerinin uygulanmasını istedi. Eğitimde sınıfsal eşitsizliğin de giderek derinleştiğini belirten Avcı, devlet okulları ile özel okullar arasındaki imkân farkının azaltılması gerektiğini ifade etti. “Eğitim tam kamusal ve parasız olmalı” Avcı’nın çözüm önerileri arasında eğitimin daha güçlü biçimde kamusal niteliğe kavuşturulması da yer aldı. Her öğrencinin eşit fiziki koşullara, ücretsiz beslenmeye, hijyenik ortama ve nitelikli eğitim materyallerine erişebilmesi gerektiğini belirten Avcı, devletin eğitim hakkını eşitlik temelinde güvence altına alması gerektiğini söyledi. Avcı’dan dört sütunlu eğitim modeli Konuşmasında kendi eğitim vizyonunu da açıklayan Avcı, Türkiye’nin eğitim sisteminin felsefe, pedagoji, yönetim ve teknoloji olmak üzere dört temel sütun üzerine yeniden inşa edilmesi gerektiğini savundu. 1. Felsefe: Ezberden hikmete Avcı'nın ilk önerisi, ezberci eğitim anlayışından eleştirel ve felsefi düşünceye geçiş oldu. Türkçe ve edebiyat eğitiminin düşünsel ve analitik yönünün güçlendirilmesi gerektiğini belirten Avcı; klasik mantık, eleştirel düşünme ve felsefi okumanın ortaöğretimden itibaren eğitim sisteminin temel unsurları arasında yer almasını önerdi. 2. Pedagoji: Özen etiği ve gelişim zihniyeti İkinci sütun olarak pedagojiyi gösteren Avcı, öğrencilerin yalnızca sınav puanlarıyla değerlendirilmesine karşı çıktı. Çocukların farklı yeteneklerinin ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Avcı, sınav merkezli değerlendirme yerine portfolyo ve süreç odaklı değerlendirme sistemine geçilmesini önerdi. Okulların yalnızca akademik başarıya değil, empati, vicdan ve duygusal gelişime de odaklanması gerektiğini söyledi. 3. Yönetim: Liyakat ve kamusal eşitlik Üçüncü sütunda liyakat ve fırsat eşitliğini öne çıkaran Avcı, eğitim yönetiminde siyasi veya sendikal referansların belirleyici olmaması gerektiğini savundu. Öğretmen atamalarından okul yöneticiliğine kadar tüm süreçlerin şeffaf ve objektif kriterlere bağlanmasını isteyen Avcı, devlet okullarındaki fiziki ve eğitimsel imkânların güçlendirilmesi çağrısında bulundu. 4. Teknoloji: Yapay zekâ ve blockchain Avcı'nın dördüncü önerisi ise eğitimde teknolojinin daha etkin kullanılması oldu. Yapay zekânın öğrencilerin öğrenme hızına göre eğitim süreçlerini kişiselleştirebileceğini belirten Avcı, teknolojinin öğretmenin yerini alan değil, öğretmene zaman kazandıran bir yardımcı olarak tasarlanması gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda “Eğitimde Gelecek Araştırmaları Enstitüsü” kurulmasını öneren Avcı, yapay zekâ ve blockchain teknolojilerinin eğitim sistemine entegre edilmesi gerektiğini söyledi. “Maarif koltuğu bir vebal makamıdır” Konuşmasının sonunda eğitim yöneticilerine seslenen Avcı, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK, üniversiteler ve Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Kurulu'ndaki yöneticilerin sorumluluğunun büyük olduğunu söyledi. Avcı, “Maarif koltuğu, siyasi polemiklerle ömrü uzatılacak bir ikbal makamı değil; her bir kelimesi ve kararı aziz milletimizin kaderini çizen ağır bir vebal makamıdır” dedi. Eğitim sisteminin daha fazla slogan ve geçici düzenlemelerle yönetilemeyeceğini savunan Avcı, bilim, pedagojik yaklaşım, vicdan ve liyakat temelinde köklü bir dönüşüm çağrısı yaptı. Avcı, konuşmasını “Gelecek; onu boş sloganlarla uyuşturanların değil, aklını, vicdanını, dilini ve ahlakını özgürce inşa eden nesillerindir” sözleriyle tamamladı. Gürkan Avcı'nın eğitim sistemine ilişkin eleştirileri ve önerileri, DESAM'ın daha önce yaptığı eğitim politikaları açıklamalarında da öne çıkan liyakat, sınav sistemi, fırsat eşitliği, dijital dönüşüm ve eğitimde paradigma değişimi başlıklarıyla paralellik taşıyor.