ABD hükümeti, 2 Aralık’ta çoğunluğu Afrika ve Orta Doğu ülkelerinden olmak üzere 19 ülkeden gelen yeşil kart, vatandaşlık ve iltica başvurularını durdurdu. Karar, Başkan Donald Trump’ın Washington’da iki Ulusal Muhafız üyesinin bir Afgan tarafından vurulmasının ardından “üçüncü dünya ülkelerinden” gelen göçü kalıcı olarak durdurma açıklamasından yalnızca bir hafta sonra alındı.
Trump’ın 2024 başkanlık kampanyasının merkezinde, rekor sayıda göçmeni sınır dışı etme vaadi yer alıyordu. Eylül ayında yönetim, Trump’ın görevdeki ilk yılının sonuna kadar yaklaşık 600 bin kişiyi sınır dışı etme yolunda ilerlediğini iddia etmişti. Son adımlar, göç politikalarında ciddi bir sertleşmeye işaret ediyor.
Bu gelişmelerin ABD’de yaşayan göçmenler için ne anlama geleceği tartışılırken, küresel ölçekte göçün nedenleri de yeniden gündeme geldi. Peki insanlar hangi ülkelerden kaçıyor ve neden?
Afganistan: Güvenlik ve Hayatta Kalma Mücadelesi
Afganistan, dünyanın en büyük yerinden edilmiş nüfuslarından birine sahip. Kırk yılı aşkın süredir devam eden savaş ve istikrarsızlık, Uluslararası Göç Örgütü’ne (IOM) göre her yıl 1 milyona kadar Afgan erkeğinin ülkeyi terk etmesine yol açıyor.
Göç edenlerin büyük bölümü 18-26 yaş aralığında ve çoğunlukla düzensiz yollarla İran ve Pakistan’a, oradan da Türkiye, Körfez ülkeleri, Avrupa ve ABD’ye yöneliyor. Kadınlar ve kız çocukları ise göç akışında daha sınırlı bir yer tutuyor.
Taliban’ın 2021’de ABD ve NATO güçlerine karşı yürüttüğü 20 yıllık isyanın ardından yeniden iktidarı ele geçirmesiyle birlikte Afganistan’dan kaçış hızlandı. IOM, Taliban’ın Kabil’i ele geçirdiği dönemde her hafta 20 ila 30 bin Afganın ülkeyi terk ettiğini tahmin ediyor.
Biden yönetimi döneminde, savaş sırasında ABD ve müttefikleriyle çalışan kişilere yönelik programlar kapsamında yaklaşık 180 bin Afgan ABD’ye yerleştirildi. Ancak bu programlar fiilen sona erdirildi. Buna rağmen 2021’den bu yana on binlerce Afgan, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda ve Brezilya’ya yerleşti.
Göçün temel nedenleri arasında güvenlik kaygıları ve ekonomik çöküş yer alıyor. Taliban, 1996-2001 yılları arasındaki iktidarında kadınları kamusal hayattan tamamen dışlamış, eğitim ve istihdamı yasaklamıştı. Müzik, görsel sanatlar ve şiir dahi yasaklanmış, zina suçlamasıyla halka açık kırbaçlama ve taşlama cezaları uygulanmıştı.
2021’den bu yana bu politikaların büyük bölümü yeniden yürürlükte. Kadınların ilkokul sonrası eğitim alması, çalışması ve kamusal alanda bulunması yasaklandı; erkek bir vasi olmadan dışarı çıkmaları engellendi. Uluslararası Af Örgütü, Taliban’ın keyfi tutuklamalar, zorla kaybetmeler ve işkence uyguladığını; eski devlet görevlileri, gazeteciler ve insan hakları savunucularının yargısız infazlara maruz kaldığını bildiriyor.
Ekonomik tablo da son derece ağır. Yabancı yardıma bağımlı olan Afganistan ekonomisi, yaptırımlar nedeniyle çökmüş durumda. Birleşmiş Milletler’e göre 2024 itibarıyla Afgan nüfusunun yaklaşık yüzde 85’i günde 1 doların altında bir gelirle yaşıyor.
İran: Baskı, Umutsuzluk ve Ekonomik Çıkmaz
Afganistan’ın batı komşusu İran’da da son yıllarda ülkeden kaçış hızlandı. Tahran’daki Şerif Üniversitesi’nin araştırmasına göre 2022’de yaklaşık 2,2 milyon İranlı ülkeyi terk etti; yurtdışında yaşayanların yüzde 62’si geri dönmeyi düşünmüyor.
Göç edenlerin büyük bölümü genç profesyoneller ve öğrencilerden oluşuyor. İran devlet medyası, 2024’te yaklaşık 110 bin öğrencinin yurtdışında eğitim için ülkeyi terk ettiğini, Avrupa ve ABD’nin başlıca hedefler olduğunu bildirdi.
Yasadışı yollarla göç edenlerin sayısı da artıyor. Ocak 2023-Mart 2024 arasında yaklaşık 20 bin İranlı AB ülkelerinde iltica başvurusu yaptı. Son on yılda ise yaklaşık 62 bin İranlı İngiltere’de iltica talebinde bulundu; bu rakam diğer tüm uyruklardan daha yüksek.
İranlıların göç etme kararında, siyasi değişim umudunun tükenmesi belirleyici oluyor. Yetkililer protestolara sert müdahalelerde bulunuyor. “Kadınlar, Yaşam, Özgürlük” hareketine yönelik baskılar sırasında 500’den fazla kişinin öldürüldüğü bildirildi. Hareket, 2022’de polis gözetiminde hayatını kaybeden 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ölümüyle başlamıştı.
Siyasi baskının yanı sıra, Batı yaptırımları nedeniyle zayıflayan ekonomi, işsizliği ve yoksulluğu derinleştiriyor. İş bulabilenler bile yüksek enflasyon nedeniyle yaşam standartlarının hızla düştüğünü belirtiyor. Kültürel kısıtlamalar, modern kıyafet ve Batı müziğine getirilen yasaklar da özellikle gençler için caydırıcı bir ortam yaratıyor.
Pakistan: Ekonomik Kriz ve Daralan Özgürlük Alanı
Son üç yılda yaklaşık 3 milyon Pakistan vatandaşı ülkeyi terk etti. Göç edenlerin bir bölümü Avustralya, Kanada, Avrupa, İngiltere ve ABD’ye yönelen vasıflı işçilerden oluşurken, vasıfsız işçilerin önemli bir kısmı Körfez ülkelerine gidiyor.
Yurtdışında eğitim almak isteyen Pakistanlı öğrenci sayısında da ciddi artış var. İngiltere’de Pakistanlı öğrencilere verilen vize sayısı 2019’da 5.500’ün altındayken, 2024’te 35.500’ü aştı.
Göçün başlıca nedeni, yüksek enflasyon, artan kamu borcu ve sınırlı istihdam olanaklarıyla karakterize edilen ekonomik kriz. Bunun yanı sıra hükümetin son yıllarda yürürlüğe koyduğu otoriter yasalar da toplumsal hoşnutsuzluğu artırıyor. Ocak 2025’te kabul edilen ve çevrimiçi “dezenformasyonu” suç sayan yasa, muhalefeti susturmaya yönelik olduğu gerekçesiyle eleştiriliyor.
Hükümet ayrıca çevrimiçi trafiğin izlenmesine ve popüler uygulamaların sınırlandırılmasına olanak tanıyan ulusal bir internet güvenlik duvarı kurdu. Bu uygulama, protestoların bastırılması ihtimali nedeniyle ciddi endişelere yol açtı.
Pakistan’da siyasal değişim talep etme kanallarının daralmasıyla birlikte, birçok kişi için yurtdışına göç etmek tek çıkış yolu olarak görülüyor.
PhD Candidate in the Department of Politics and Society, Aston University




