Adana’da 12 yıl önce gazete dağıtırken katledilen Azadiya Welat çalışanı ve İnsan Hakları Derneği üyesi Kadri Bağdu, ölümünün yıl dönümünde ailesi, gazeteci arkadaşları ve insan hakları savunucuları tarafından anıldı. Eşi Şemsa Bağdu’nun “Biz katillerimizi istiyoruz” sözleri, 12 yıldır yanıt bekleyen adalet talebini bir kez daha gündeme taşıdı. İHD Adana Şubesi’nde gösterilen “Yara” belgeseli, Bağdu’nun yarım bırakılan yaşamını ve geride kalanların dinmeyen acısını gözler önüne sererken, anmaya katılanlar cinayetin aydınlatılması ve sorumluların yargılanması çağrısında bulundu.

ADANA – Bir bisiklet, dağıtılmayı bekleyen gazeteler ve yarım bırakılan bir yaşam… Kadri Bağdu, 14 Ekim 2014 tarihinde Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Ova Mahallesi’nde her zamanki gibi gazetesini okurlara ulaştırmaya çalışırken silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Aradan geçen 12 yılda ailesinin acısı dinmedi, cinayetin failleri yargı önüne çıkarılamadı.

Azadiya Welat gazetesi çalışanı ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi üyesi Kadri Bağdu, katledilişinin 12’nci yılında düzenlenen iki ayrı etkinlikle anıldı. İlk anma Küçükoba Mezarlığı’ndaki mezarı başında gerçekleştirilirken, ardından İHD Adana Şubesi’nde bir araya gelen ailesi, dostları ve insan hakları savunucuları, hem Bağdu’nun yaşamını hatırladı hem de 12 yıldır sonuçlandırılamayan soruşturmayı gündeme taşıdı.

Whatsapp Image 2026 10 14 At 14.11.45 (1)

Şemsa Bağdu’nun 12 yıldır değişmeyen talebi: “Biz katillerimizi istiyoruz”

Küçükoba Mezarlığı’nda gerçekleştirilen anmaya Kadri Bağdu’nun ailesi, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), basın çalışanları, Adana Demokratik Kurumlar Platformu, Akdeniz Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (AYKAYDER) temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.

Saygı duruşuyla başlayan anmada, Bağdu’nun yaşamı ve gazetecilik mücadelesi hatırlatıldı.

AYKAYDER Eşbaşkanı Abidin Eye, Kadri Bağdu’nun ve yaşamını yitirenlerin mücadelesini yaşatmaya devam edeceklerini söyledi.

Anmanın en duygusal anlarından biri ise Kadri Bağdu’nun eşi Şemsa Bağdu’nun konuşması oldu.

Yıllardır eşinin ölümüne ilişkin gerçeklerin ortaya çıkarılmasını bekleyen Şemsa Bağdu, kendilerini yalnız bırakmayanlara teşekkür ederek şu sözlerle seslendi:

“Biz katillerimizi istiyoruz. Şehitlerimizin mücadelesini son nefesimize kadar vereceğiz.”

Şemsa Bağdu’nun sözleri, ailesinin 12 yıldır sürdürdüğü adalet arayışını bir kez daha ortaya koydu.

Whatsapp Image 2026 10 14 At 14.11.40 (1)

“Tek gayesi hakikati halka ulaştırmaktı”

Mezar başındaki anmada konuşan Mezopotamya Ajansı muhabiri Mehmet Güleş, Kadri Bağdu’nun gazetecilik emeğine ve özgür basın geleneğindeki yerine dikkat çekti.

Geçmişten bugüne çok sayıda gazetecinin öldürüldüğünü hatırlatan Güleş, Bağdu’nun da bu gazetecilik mirasını sürdürdüğünü belirterek şöyle konuştu:

“Apê Musa’lardan tutalım bugüne kadar onlarca gazeteci arkadaş katledildi. Kadri arkadaş da aslında bunların mirasını aldı. Kadri arkadaşın tek gayesi hakikati halka ulaştırmaktı. Her gün bu gazeteyi, ölümüne aslında bu işi yapıyordu.”

Türkiye’de yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de değinen Güleş, geçmişte yaşanan siyasi cinayetlerin aydınlatılmasının kalıcı barış açısından zorunlu olduğunu ifade etti.

“Eğer bugün biz bir barıştan bahsediyorsak, bu barışın bir ayağı da yüzleşmekten geçiyor” diyen Güleş, gazetecilere yönelik cinayetlerin sorumlularının ortaya çıkarılmasını istedi.

Mezar başındaki anma, duaların okunması ve Kadri Bağdu’nun mezarına çiçeklerin bırakılmasıyla sona erdi.

İHD’de hüzünlü buluşma: Kadri Bağdu’nun yaşamı “Yara” belgeseliyle anlatıldı

Mezarlıktaki anmanın ardından İHD Adana Şubesi’nde ikinci bir etkinlik düzenlendi.

Kadri Bağdu’nun eşi Şemsa Bağdu, Barış Anneleri, DEM Parti, Emek Partisi, Adana Halkevi temsilcileri ve İHD üyelerinin katıldığı buluşmada, gazeteci Hamdullah Yağız Kesen’in hazırladığı “Yara” adlı belgeselin gösterimi gerçekleştirildi.

Belgesel, Kadri Bağdu’nun yıllarca sürdürdüğü gazete dağıtım emeğini, yakınlarının tanıklıklarını ve ailesinin adalet arayışını bir araya getirdi.

Bağdu’nun yaşamından kesitlerin ve yakınlarının anlatımlarının yer aldığı belgesel, 12 yıl önce yaşanan cinayetin geride bıraktığı acıyı yeniden hatırlattı.

Gösterimin ardından belgeseli hazırlayan gazeteci Hamdullah Yağız Kesen kısa bir konuşma yaptı. Kesen’in ardından İHD Adana Şube Başkanı Av. Yasemin Dora Şeker söz aldı.

İHD adına hazırlanan basın açıklamasını ise Şube Yöneticisi Mehmet Zeki Eren okudu. Açıklamanın ardından, cinayet soruşturmasını yakından takip eden avukat Tugay Bek değerlendirmelerde bulundu.

Whatsapp Image 2026 10 14 At 14.11.41

Yasemin Dora Şeker: “Yine halkın haber alma özgürlüğü kısıtlanmak istendi”

İHD Adana Şube Başkanı Av. Yasemin Dora Şeker, konuşmasında Kadri Bağdu’nun anılmasının yanı sıra basın özgürlüğüne yönelik güncel müdahalelere de dikkat çekti.

Halk TV’ye yönelik baskın ve kayyum atanması kararına tepki gösteren Şeker, basın kuruluşlarına yönelik uygulamaların toplumun haber alma hakkını doğrudan etkilediğini belirtti.

Şeker, “Yine basın susturulmak istendi, yine halkın haber alma özgürlüğü kısıtlanmak istendi” ifadelerini kullandı.

İnsan hakları savunucuları olarak düşünce ve ifade özgürlüğünü savunmaya devam edeceklerini vurgulayan Şeker, gazetecilik faaliyetinin ve halkın haber alma hakkının korunması gerektiğini söyledi.

Whatsapp Image 2026 10 14 At 14.11.39

İHD: “12 yıldır failler ve cinayetin arkasındaki bağlantılar ortaya çıkarılmadı”

İHD Adana Şubesi adına basın açıklamasını okuyan Mehmet Zeki Eren, Kadri Bağdu cinayetinin üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen soruşturmanın sonuçlandırılmadığını belirtti.

Eren, 14 Ekim 2014’te bisikletiyle gazete dağıtan Bağdu’nun kasklı ve motosikletli bir saldırgan tarafından ensesinden vurularak öldürüldüğünü hatırlattı.

Cinayetin ardından başlatılan soruşturmada uzun süre gizlilik kararı uygulandığını ve avukatların dosyaya erişiminin engellendiğini söyleyen Eren, bu durumun etkili bir hukuki takip yürütülmesini güçleştirdiğini ifade etti.

Eren, soruşturma makamlarına cinayetle bağlantılı olduğu ileri sürülen kişilerin isimlerinin iletilmesine rağmen gerekli araştırmaların yapılmadığını savundu.

İHD açıklamasında, soruşturma dosyasının Ekim 2020’de “daimi arama” kararı kapsamına alındığı, bunun üzerine ailenin avukatları aracılığıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğu aktarıldı.

“Cinayete ilişkin ayrıntılı bilgiler dosyaya sunuldu”

Basın açıklamasında, cinayete ilişkin önemli bilgiler içerdiği belirtilen mesajlara da dikkat çekildi.

İHD’nin aktardığına göre, DAİŞ üyesi olduğu belirtilen Servet Koç, 2016 yılında Kadri Bağdu’nun oğluna sosyal medya üzerinden mesajlar ve görüntüler gönderdi.

Bu mesajlarda cinayetin nasıl gerçekleştirildiğine, kullanılan motosiklete, silahı temin eden kişiye ve olayla bağlantılı olduğu ileri sürülen başka isimlere ilişkin ayrıntılı bilgiler bulunduğu belirtildi.

İHD, söz konusu kişinin devlet tarafından “kullanıldıklarını” ileri sürdüğünü de açıklamasına taşıdı.

Eren, bu iddiaların ve dosyaya sunulan bilgilerin etkili biçimde araştırılmadığını savunarak, cinayetin bütün bağlantılarıyla birlikte yeniden soruşturulmasını istedi.

Açıklamada, Kobane dayanışma eylemlerine katılan kişilerin güvenlik kameraları aracılığıyla tespit edilebildiği, buna karşılık Bağdu’yu öldüren saldırganın ve kullandığı motosikletin tespit edilememesinin açıklığa kavuşturulması gerektiği vurgulandı.

“Kadri Bağdu cinayeti aydınlatılmadan toplumsal barış sağlanamaz”

İHD, Kadri Bağdu cinayetini Türkiye’deki cezasızlık tartışmalarının önemli örneklerinden biri olarak değerlendirdi.

Açıklamada, yaşam hakkı ihlallerinin etkili biçimde soruşturulmasının yalnızca ailelerin adalet beklentisi açısından değil, toplumsal barışın inşası bakımından da önemli olduğu belirtildi.

Cezasızlıkla mücadelenin adaletin sağlanması, hakikatin öğrenilmesi, zararların giderilmesi ve benzer ihlallerin tekrarının önlenmesi gibi temel yükümlülükleri içerdiği ifade edildi.

Eren, “Kadri Bağdu ve benzer siyasi cinayetler aydınlatılmadan toplumsal barış sağlanamaz. Barış ve kardeşlik için hakikatin ortaya çıkarılması ve yüzleşme şart” dedi.

İHD, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı ve ilgili kurumları cinayetin aydınlatılması için sorumluluk almaya çağırdı.

Tugay Bek: “Çözülemediğini değil, çözülmek istenmediğini tespit ediyoruz”

Kadri Bağdu cinayetinin soruşturma sürecini yakından takip eden avukat Tugay Bek, anmada yaptığı konuşmada dosyanın neden sonuçlandırılamadığına ilişkin ciddi sorular bulunduğunu söyledi.

Bek, Kobane dayanışma eylemlerine katılanların güvenlik kameraları üzerinden tespit edilmesine karşın Bağdu’yu öldüren saldırganın belirlenememesini eleştirdi.

Soruşturmanın başlangıcından itibaren cinayetin siyasi boyutunun yeterince araştırılmadığını savunan Bek, avukatların dosyaya erişiminde de engellerle karşılaştığını anlattı.

“Biz avukatlar olarak bu cinayetlerin ve saldırıların ısrarla çözülemediğini değil, çözülmek istenmediğini tespit ediyoruz” diyen Bek, soruşturmanın önündeki engellerin siyasi olduğunu ileri sürdü.

Adalet Bakanlığı tarafından faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yönelik çalışmalar yürütüldüğünü hatırlatan Bek, Roboski ve Kobane dayanışma eylemleri sırasında işlenen cinayetlerin de aynı kararlılıkla araştırılması gerektiğini belirtti.

Bek, siyasi cinayetlerin aydınlatılması için özel soruşturma ekiplerinin oluşturulması çağrısında bulundu.

“Bu halk gerçekleri bilmesin diye özgür basın susturulmak isteniyor”

Tugay Bek, konuşmasında Kadri Bağdu’nun gazetecilik faaliyetleriyle günümüzde basın kuruluşlarına yönelik müdahaleler arasında da bağlantı kurdu.

“Yara” belgeselinde Bağdu’nun Özgür Gündem gazetesine ilişkin değerlendirmelerine dikkat çeken Bek, geçmişte gazetelerin kapatıldığını, bugün ise televizyon kanallarına kayyum atandığını söyledi.

Halk TV’ye yönelik baskın ve kayyum kararını eleştiren Bek, basın özgürlüğünün korunmasının demokratik toplum açısından temel bir gereklilik olduğunu vurguladı.

Bek, “Bu halk gerçeklere ulaşmasın, gerçekleri bilmesin diye özgür basının susturulmak istendiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

12 yıl geçti, Kadri Bağdu’nun ailesi hâlâ adalet bekliyor

14 Ekim 2014’te Adana sokaklarında gazete dağıtırken yaşamını yitiren Kadri Bağdu’nun ardından 12 yıl geçti.

Bu süre boyunca ailesi, meslektaşları ve insan hakları savunucuları cinayetin aydınlatılması için mücadele etti. Ancak saldırının bütün yönleriyle ortaya çıkarılması ve sorumluların yargılanması yönündeki talepler henüz karşılık bulmadı.

İHD Adana Şubesi, Bağdu cinayetinin yeniden ve etkin biçimde soruşturulmasını, dosyadaki bilgi ve delillerin incelenmesini, saldırıyı gerçekleştirenlerle olası bağlantılarının ortaya çıkarılmasını ve cezasızlığa son verilmesini istedi.

Anmada bir kez daha hatırlatıldığı gibi Kadri Bağdu’nun geride bıraktığı yalnızca dağıtılmayı bekleyen gazeteler değildi. Ailesinin yaşamında derin bir boşluk, meslektaşlarının hafızasında bir gazetecilik emeği ve 12 yıldır yanıtlanmayı bekleyen sorular kaldı.

Kadri Bağdu’nun eşi Şemsa Bağdu’nun “Biz katillerimizi istiyoruz” sözleri ise aradan geçen 12 yıla rağmen değişmeyen adalet talebinin en yalın ifadesi olarak anmada yankılandı.