Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), kamu emekçilerinin toplu sözleşme sürecine ilişkin taleplerini dile getirmek amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) önünde eylem gerçekleştirdi. KESK: "Toplu Sözleşme Hükümsüzdür, Kamu Emekçileri İçin Ek Zam Şart" ANKARA – Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde düzenlediği kitlesel basın açıklamasıyla kamu emekçilerinin yaşadığı ekonomik kayıplara dikkat çekti. Türkiye'nin 48 ilinde yürütülen "Geçinemiyoruz, Acil Ek Zam İstiyoruz" kampanyasında toplanan on binlerce imza Bakanlığa teslim edilirken, KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, 2026-2027 yıllarını kapsayan 8. Dönem Toplu Sözleşme'nin fiilen geçersiz hale geldiğini belirterek hükümete acil ek zam çağrısı yaptı. Karagöz, açıklamasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nı kamu emekçilerinin yaşadığı yoksulluğa karşı sessiz kalmakla suçladı. Bakanlığı göreve davet eden Karagöz, "Ülkede yaşanan sefaleti, yokluğu ve yoksulluğu görmezden gelen, bunun karşısında kör, sağır ve dilsiz olmayı tercih eden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nı acilen göreve çağırıyoruz." dedi. Ayrıca 2026-2027 yıllarını kapsayan toplu sözleşmenin bugün itibarıyla "tamamen hükümsüz" olduğunu ilan ettiklerini söyledi. "Teslim ettiğimiz imzalar geçinemeyen milyonların sesidir" Karagöz, Türkiye'nin dört bir yanında görev yapan kamu emekçilerinin, yıllardır derinleşen ekonomik kriz nedeniyle geçim mücadelesi verdiğini belirterek, teslim edilen imzaların yalnızca kağıt üzerindeki isimlerden ibaret olmadığını vurguladı. "Bu imzalar; kirasını ödeyemeyenlerin, mutfağındaki yangını söndüremeyenlerin, çocuklarının eğitim masraflarını karşılayamayanların, ay sonunu getiremeyen kamu emekçilerinin sesidir. Yoksulluğa mahkûm edilmeyi reddedenlerin ve insanca yaşam talebinin ifadesidir." ifadelerini kullandı. "Gerçek enflasyon gizleniyor" Konuşmasında hükümetin ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştiren Karagöz, emeğiyle yaşayan kesimlerin giderek daha fazla yoksullaştığını söyledi. Asgari ücretliler, emekliler, kamu emekçileri ve işçilerin ülkeyi yönetenlerin gündeminde olmadığını belirten Karagöz, vergi afları ve teşviklerin sermaye kesimine sağlandığını ifade etti. Çarşıda ve pazarda hissedilen gerçek enflasyonun TÜİK tarafından açıklanan rakamların çok üzerinde olduğunu savunan Karagöz, Türkiye'nin gıda enflasyonunda Avrupa ve OECD ülkeleri arasında en üst sıralarda yer aldığını dile getirdi. Kamu emekçilerinin maaşlarının artık kira, ulaşım ve gıda gibi temel ihtiyaçları karşılamaya yetmediğini söyledi. "Enflasyon düşmedi, sadece maaşlar eridi" Karagöz, iktidarın üç yıldır uyguladığı ekonomi programının başarısız olduğunu savunarak, enflasyonun düşmediğini, yalnızca artış hızının yavaşladığını belirtti. "Üç yıldır maaş artışlarının enflasyonu artırdığı iddia edildi. Ancak üç yıl önce de yıllık enflasyon yüzde 38 seviyesindeydi, bugün de resmi verilere göre yüzde 31'in üzerinde. Buna rağmen maaşlarımız buharlaştı. Enflasyon düşmedi; alım gücümüz düştü." dedi. TÜİK'in açıkladığı enflasyon verilerinin gerçeği yansıtmadığını ifade eden Karagöz, hükümetin önce düşük enflasyon hedefi belirlediğini, ardından maaş zamlarını bu hedeflere göre yaptığını, daha sonra ise TÜİK'in düşük enflasyon açıklayarak bu politikayı desteklediğini savundu. "Rakamlar yalan, yoksulluk gerçek." sözleriyle eleştirisini sürdürdü. Toplu Sözleşme Hükümsüzdür! ACİL #EKZAM! ÇSGB ÖNÜNDEYİZ! https://t.co/UwXE2C2hLx — KESK (@KESK1995) August 3, 2026 BES-AR verilerini açıkladı KESK'in araştırma birimi BES-AR'ın Temmuz 2026 verilerini paylaşan Karagöz, açlık sınırının 48 bin 819 liraya, yoksulluk sınırının ise 120 bin 669 liraya yükseldiğini belirtti. Tek bir çalışanın yaşam maliyetinin 77 bin 801 lira olduğunu ifade eden Karagöz, mevcut asgari ücretin açlık sınırının yaklaşık 20 bin lira altında kaldığını söyledi. En düşük emekli maaşının açlık sınırının yarısına denk geldiğini, ortalama kamu emekçisi maaşının ise yoksulluk sınırının ancak yarısını karşılayabildiğini kaydetti. Karagöz ayrıca, 2002 yılında ortalama kamu emekçisi maaşının en düşük maaşın 1,5 katı düzeyindeyken bugün bu farkın neredeyse ortadan kalktığını, bir yıl önce ortalama maaşla alınabilen Cumhuriyet altını sayısının da ciddi şekilde gerilediğini ifade etti. "Toplu sözleşme fiilen geçersiz hale geldi" Karagöz, son toplu sözleşmede belirlenen enflasyon hedeflerinin daha yılın ilk aylarında aşıldığını belirterek, hükümetin kamu emekçilerine verdiği zam oranlarının TÜİK'in açıkladığı resmi enflasyonun bile gerisinde kaldığını söyledi. "Hükümet önce 2026 yılı için yüzde 16 enflasyon hedefi koydu, ardından bunu yüzde 24'e revize etti. Ancak maaşlarımız hâlâ eski hedeflere göre belirlenen zamlarla ödeniyor. Dolayısıyla mevcut toplu sözleşme hükümsüzdür." diyen Karagöz, bu durumu Bakanlığa teslim edilen imzalarla bir kez daha ilan ettiklerini ifade etti. KESK'in talepleri Karagöz, kamu emekçilerinin taleplerini şöyle sıraladı: Temmuz ayından geçerli olmak üzere maaşlara ek yüzde 35 zam yapılması, İlave seyyanen ödenek başta olmak üzere tüm ek ödemelerin taban aylığa yansıtılması, 4688 sayılı Kanun'un değiştirilerek grevli ve gerçek toplu pazarlık hakkının önündeki engellerin kaldırılması, Kamu emekçilerinin maaşlarındaki kayıpların telafi edilmesi. Teslim edilen imzaların milyonlarca kamu emekçisinin geçim sıkıntısını yansıttığını belirten Karagöz, "Bu imzaların arkasında yıllardır biriken ekonomik kayıplar ve insanca yaşam talebi vardır. Kamu emekçilerinin taleplerini daha fazla görmezden gelmeyin. Maaşlarımızdaki erimeyi durdurun ve ek zam talebimizi derhal karşılayın." çağrısında bulundu. "Mücadelemiz tüm emekçiler içindir" Konuşmasının sonunda KESK'in yalnızca kamu emekçilerinin değil, emeğiyle geçinen herkesin mücadelesini verdiğini söyleyen Karagöz, insanca yaşam koşulları sağlanıncaya kadar mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti. "Yoksulluğu kader gibi gösterenlere karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Çağrımız yalnızca kamu emekçilerine değil; işçilere, emeklilere ve emeğiyle yaşayan herkese yöneliktir. Gelin sesimizi ve gücümüzü birleştirelim. Çünkü kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz." sözleriyle açıklamasını tamamladı. KESK, toplu sözleşme masasının tüm sendikaların eşit söz hakkına sahip olduğu, grev hakkını da içeren gerçek bir toplu pazarlık mekanizmasına dönüştürülmesi çağrısında bulundu. Eylem, sloganlar ve basın açıklamasının ardından sona erdi.