Eğitim Sen, Maraş’ta bir öğretmen ile dokuz öğrencinin yaşamını yitirdiği okul saldırısının ardından, iş bırakma eylemine katılan ve aralarında bir sendika üyesinin de bulunduğu 13 öğretmene disiplin cezası verilerek il dışına gönderilmesine tepki gösterdi. Genel Sekreter Zülküf Güneş, “Öğretmenleri sürgün ederek sorumluluğunuzu örtbas edemezsiniz. Sürgün kararları derhal geri çekilmelidir” dedi.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Maraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda bir öğretmen ile dokuz öğrencinin yaşamını yitirdiği saldırının ardından yürütülen idari soruşturma sonucunda 13 öğretmene verilen disiplin ve il dışına gönderme cezalarına karşı basın açıklaması yaptı.

Eğitim Sen Maraş Şubesi’nde gerçekleştirilen açıklamaya Eğitim Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş ile sendika yöneticileri ve eğitim emekçileri katıldı.

“Şiddetin sorumlusu öğretmenler değildir, sürgünler derhal durdurulsun” çağrısıyla düzenlenen açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığının saldırıya yol açan koşulları ve ihmalleri ortaya çıkarmak yerine öğretmenleri hedef aldığı belirtildi.

“Sorumluluk öğretmenlere yüklenemez”

Basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş, konuşmasına 2026-2027 eğitim öğretim yılının öğrenci ve eğitim emekçileri açısından başarılı geçmesi dileğiyle başladı.

Maraş’taki okul saldırısının hâlâ hafızalarda ve yüreklerde bütün canlılığıyla durduğunu belirten Güneş, böylesine ağır bir olayın ardından MEB’in yaşananlardan ders çıkarması ve kendi sorumluluğuyla yüzleşmesi gerektiğini söyledi.

Güneş, şiddetin nedenleri ile ihmallerin bütün yönleriyle ortaya çıkarılması ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:

“Ancak Bakanlık, sorumluluğunu kabul ederek kamuoyuna hesap vermek yerine öğretmenleri cezalandırmayı tercih etmiştir.”

İş bırakma eylemine katılan öğretmenlere sürgün

Saldırıdan bir gün önce Siverek’teki bir okulda silahlı saldırı yaşandığını hatırlatan Güneş, eğitim sendikalarının okullardaki şiddeti protesto etmek ve MEB’i gerekli önlemleri almaya çağırmak amacıyla iş bırakma kararı aldığını ifade etti.

Bu karar doğrultusunda 15 Nisan’da iş bırakan öğretmenler hakkında soruşturma yürütüldüğünü belirten Güneş, 13 öğretmenin başka illere gönderildiğini ve haklarında disiplin cezaları uygulandığını aktardı.

Güneş, “Şiddete karşı ses çıkaran, güvenli eğitim ortamı talep eden ve Bakanlığı sorumluluğunu yerine getirmeye çağıran öğretmenlerin cezalandırılması; akılla, vicdanla ve hukukla bağdaşmayan açık bir utanç vesikasıdır” dedi.

“Öğretmenler okulda olsaydı saldırı yaşanmayacak mıydı?”

Milli Eğitim Bakanlığına bir dizi soru yönelten Güneş, öğretmenlerin çocukların can güvenliğinin sağlanması için uyarıda bulunmasının ve meşru sendikal araçlarla taleplerini dile getirmesinin suç sayılamayacağını söyledi.

Güneş, şu soruları yöneltti:

“Öğretmenler saldırının yaşandığı gün okulda olsaydı bu olay yaşanmayacak mıydı? Yoksa duyarlılık gösterip gerekli önlemleri almak sizin sorumluluğunuz değil mi? Bir gün önce başka bir okulda yaşanan silahlı saldırının ardından risk taşıyan okullarda gerekli güvenlik önlemleri alınsaydı, eğitim kurumlarında şiddetin önlenmesine yönelik etkili tedbirler hayata geçirilseydi ya da gerekli görülen yerlerde eğitime ara verilseydi bu saldırı yaşanır mıydı?”

“Okulların güvenliği MEB’in ve iktidarın sorumluluğudur”

Eğitim kurumlarında şiddeti önlemenin ve güvenli eğitim ortamı sağlamanın öğretmenlerin değil, başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere iktidarın sorumluluğunda olduğunu vurgulayan Güneş, olayın yaşandığı okuldaki ihmallerin hâlâ açıklığa kavuşturulmadığını belirtti.

Bir öğretmen ile dokuz öğrencinin yaşamını yitirdiği okulda hangi ihmallerin yaşandığının, kimlerin idari sorumluluğunun bulunduğunun ve eğitim kurumlarının güvenliği için hangi kalıcı çözümlerin geliştirildiğinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi.

“Şiddeti üreten toplumsal koşullarla yüzleşilmeli”

Okullardaki şiddetin yalnızca güvenlik önlemleriyle açıklanamayacağını kaydeden Güneş; derinleşen yoksulluk, eşitsizlik, toplumsal gerilim, geleceksizlik, dışlanma ve çocukların psikolojik ve sosyal destek mekanizmalarından yoksun bırakılmasının da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Güneş, çözümün öğretmenlere soruşturma açmak, disiplin cezaları vermek ve sürgünlerle baskı kurmak olmadığını belirterek, “Şiddeti üreten toplumsal koşullarla yüzleşilmeli ve kamusal sorumluluğun gereği yerine getirilmelidir. Öğretmenleri sürgün ederek sorumluluğunuzu örtbas edemezsiniz” diye konuştu.

“Sendikal hakların kullanılması suç değildir”

Milli Eğitim Bakanlığının görevinin öğretmenleri susturmak ya da sendikal haklarını kullanan eğitim emekçilerini cezalandırmak olmadığını söyleyen Güneş, şöyle devam etti:

“Bakanlığın asli görevi öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin yaşam hakkını korumak, okullarda güvenli eğitim ortamı sağlamak ve eğitim kurumlarında şiddeti önleyecek toplumsal politikaları hayata geçirmektir. Yaşanan saldırı karşısında öğretmenlerin tepki göstermesi meşru bir haktır. Arkadaşlarının ve öğrencilerinin ölümünün hesabını sormak suç değildir.”

Yargıtay’dan hafta tatili mesaisi kararı: 7,5 saat iki kez hesaplanamayacak
Yargıtay’dan hafta tatili mesaisi kararı: 7,5 saat iki kez hesaplanamayacak
İçeriği Görüntüle

Sendikal hakların kullanılmasının hiçbir şekilde suç olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Güneş, bu hakların Anayasa ve uluslararası sözleşmeler tarafından güvence altına alındığını ifade etti.

“Asıl soruşturulması gereken ihmaller zinciridir”

Saldırıya giden sürecin bütün yönleriyle araştırılması gerektiğini belirten Güneş, “Asıl sorulması gereken, böylesine ağır bir olayın bir eğitim kurumunda nasıl yaşanabildiğidir. Asıl soruşturulması gereken öğretmenler değil, bu saldırıya giden yolu açan ihmaller zinciridir” dedi.

MEB’in ihmallerin hesabını vermek yerine itiraz eden öğretmenleri cezalandırdığını savunan Güneş, sorumluluğu bulunanlar hakkında işlem yapmak yerine yaşananlara tepki gösteren eğitim emekçilerinin hedef hâline getirildiğini söyledi.

MEB’e çağrı: “Sürgün kararlarını geri çekin”

Milli Eğitim Bakanlığına seslenen Güneş, öğretmenlere yönelik disiplin cezaları ve il dışına gönderme kararlarının geri çekilmesini istedi:

“Öğretmenlerle ve üye oldukları sendikalarla uğraşmayı bırakın, görevinizi yapın. Tepeden inme disiplin cezalarınızı ve sürgün kararlarınızı geri çekin. Sendikal faaliyetleri ve demokratik hak kullanımlarını kriminalize eden soruşturma ve cezalandırma süreçlerinden vazgeçin.”

Eğitim Sen’in, aralarında bir sendika üyesinin de bulunduğu 13 öğretmenin yanında olduğunu belirten Güneş, hukuki ve sendikal mücadelenin sürdürüleceğini söyledi.

Güneş açıklamayı şu sözlerle tamamladı:

“Hiçbir eğitim emekçisini bu hukuksuzluklar karşısında yalnız bırakmayacağız. Öğretmenleri değil, ihmalleri soruşturun. Öğretmenleri cezalandırmak yerine kendi sorumluluğunuzla yüzleşin ve bütün topluma hesap verin.”