Mersin’de üç belediye başkanının da aralarında bulunduğu 59 kişinin gözaltına alınmasını protesto eden Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, seçmen iradesinin ve demokratik hukuk devleti ilkelerinin korunmasını istedi. Özgür Çocuk Parkı’nda yapılan açıklamada, “Halkın iradesi ne operasyonlarla sindirilebilir ne de kayyum odalarında gasp edilebilir” denildi.

Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in de aralarında bulunduğu 59 kişinin gözaltına alınmasına karşı basın açıklaması düzenledi.

1 Ekim 2026’da saat 17.30’da Özgür Çocuk Parkı’nda gerçekleştirilen açıklamaya CHP, Yeni Parti, SOL Parti, DEM Parti, Emek Partisi (EMEP), İnsan Hakları Derneği (İHD) ve sendikaların temsilcileri katıldı.

Belediyelere yönelik operasyonların ardından Mersin’de bulunan Yeni Parti Adana milletvekilleri Burhanettin Bulut, Orhan Sümer ve Ayhan Barut ile Mersin Milletvekili Talat Dinçer de açıklamada yer aldı.

Platform adına basın açıklamasını okuyan SES Şube Sekreteri Barış Keskinkılıç, gözaltıların yalnızca adli bir işlem olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek demokratik siyasetin, yerel yönetimlerin ve seçmen iradesinin korunması gerektiğini vurguladı.

Whatsapp Image 2026 10 02 At 07.50.27

“Adli süreçlerde de seçmen iradesi korunmalı”

Açıklamada, belediye başkanlarının gözaltına alınmasının demokratik hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde ele alınması gerektiği belirtildi. Yaşanan gelişmelerin, milyonlarca seçmenin iradesinin nasıl korunacağı sorusunu da gündeme getirdiği ifade edildi.

Vahap Seçer’in Mersin halkının yaklaşık yüzde 60’ının oyuyla seçildiği hatırlatılan açıklamada, 31 Mart 2019 ve 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde sandıktan çıkan iradenin Mersin halkının tercihini yansıttığı kaydedildi.

Platform, adli süreçlerin yürütülmesinin seçmen iradesinin korunması yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını vurgulayarak bu iradenin demokratik hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde gözetilmesini istedi. Hukukun herkes için geçerli olması, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkının korunması gerektiği mesajı verildi.

Akdeniz Belediyesi hatırlatıldı

Türkiye’de son yıllarda seçilmiş belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması ve yerlerine kayyum atanmasının yerel demokrasi ile seçmen iradesi bakımından ciddi tartışmalara yol açtığı belirtilen açıklamada, Mersin’in de Akdeniz Belediyesi üzerinden bu süreci daha önce yaşadığı hatırlatıldı.

Platform, belediyelerin seçme ve seçilme hakkının en somut biçimde karşılık bulduğu kurumlardan olduğunu belirterek operasyonlar, gözaltılar ve kayyum atamalarının yerel yönetimler üzerindeki baskıyı artırdığını savundu.

Açıklamada, belediyelerin yargı gücü araçsallaştırılarak işlevsiz hâle getirilmek istendiği ileri sürüldü. Siyasi iktidarın, sandıktan çıkan halk iradesini kabul etmek yerine muhalif belediyeleri yeniden şekillendirmeye çalıştığı ifade edildi.

“Seçimle gelen, seçimle gider”

Seçilmiş belediye başkanlarına yönelik işlemlerin somut delillere ve evrensel hukuk ilkelerine dayanması gerektiğini belirten platform, dayanaksız iddialarla yürütülen süreçlerin yalnızca belediye başkanlarını değil, onlara oy veren yurttaşların iradesini de hedef aldığını savundu.

Demokratik toplumun temel kurallarından birinin “Seçimle gelen, seçimle gider” ilkesi olduğu vurgulanan açıklamada, yürütülen süreçlerin hukukun üstünlüğünden uzaklaştığı ve siyasi hesaplaşma niteliği taşıdığı değerlendirmesi yapıldı.

Platform, halkın özgür iradesiyle seçtiği yerel yöneticilere yönelik müdahalelerin, seçme ve seçilme hakkıyla birlikte demokratik siyasetin geleceğini de ilgilendirdiğini belirtti.

“Kayyum uygulamaları toplumsal barışı zedeliyor”

Belediyelerin merkezden atanan yöneticiler aracılığıyla yönetilmesine tepki gösterilen açıklamada, kayyum uygulamalarının yerel demokrasiyi işlevsizleştirdiği savunuldu.

Halkın iradesinin yok sayılmasının toplumsal barışı ve adalet duygusunu derinden zedelediğini belirten platform, bu uygulamalar karşısında sessiz kalmayacağını duyurdu.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Adaletin olmadığı yerde huzur, halk iradesinin olmadığı yerde demokrasi olmaz.”

Platform ayrıca, operasyonların siyasi beklentiler doğrultusunda yürütüldüğünü ileri sürerek yargının bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin korunması gerektiğini vurguladı.

“Demokrasiye ve sandığa sahip çıkacağız”

Basın açıklamasının sonunda, seçmen iradesine ve halkın seçtiği belediye başkanlarına sahip çıkma çağrısı yapıldı.

Platformun ortak tutumu şu sözlerle dile getirildi:

“Halkın iradesi ne operasyonlarla sindirilebilir ne de kayyum odalarında gasp edilebilir. Demokrasiye, sandığa ve halkın seçtiği başkanlara sonuna kadar sahip çıkacağız!”

Yerel yönetimlerin haklarını savunmanın, ülkenin geleceğine inanan tüm yurttaşların ortak sorumluluğu olduğu belirtilerek demokratik haklar ve halk iradesi için dayanışma çağrısında bulunuldu.